WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

GEREKÇE:Dava, distribütörlük sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle uğranılan maddi zarar ile manevi zararın tazmini davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, distribütörlük sözleşmesinin haksız feshedilip feshedilmediği, sözleşmenin mutabakatla sona erip ermediği, manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı, manevi tazminat yönünden davalı yararına vekalet ücretine karar verilmesi gerekip gerekmediği noktasındadır.Davacı tarafça, distribütörlük sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle uğranılan kar kaybına uğradığı ve ticari itibarının sarsıldığı iddiasıyla maddi ve manevi tazminata karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin davalı tarafından feshedildiği ihtilaf konusu değildir. Ancak, fesih için bir ihtar ve ihbar söz konusu değildir.Taraf beyanlarından, sözleşmenin sözlü olarak herhangi bir ihbar öneli verilmeden feshedildiği anlaşılmaktadır....

Bu itibarla, dahili davalılar vekilinin katılma yolu ile verdiği temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2)Davacının asıl davaya yönelik temyiz itirazının incelenmesinde; Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekir. 3)Davacının birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davacı 12/08/2011 tarihinde açtığı eldeki davada; kiralanan tarlaları kullanamaması nedeniyle yoksun kalınan kazanç kaybını talep etmiş olup, uyuşmazlık mahrum kalınan kârın miktarının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Davada dayanılan ve hükme esas alınan, davacı ile davalı ... arasındaki kira sözleşmesi 01/05/2010 başlangıç tarihli 18 ay süreli olup, sözleşmenin sona erme tarihinin 31/10/2011 tarihi olduğu ve kiralanana her türlü zirai tarım ürünü ekilebileceği kararlaştırılmıştır....

ISLAH DİLEKÇESİ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu 19/12/2023 tarihli ıslah dilekçesinde, bilirkişi raporuna aleyhe hususları kabul etmemekle birlikte ve fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, sözleşmenin haksız feshi sebebiyle, 171.119,74 TL tutarındaki hak ediş bedeli alacağının sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, sözleşmenin haksız feshi sebebiyle müvekkil şirketin sözleşmeye güvenerek yaptığı yatırımlar bakımından; (500,00 TL kıyafet masrafı, 500,00 TL damga vergisi olmak üzere) toplam 1.000,00 TL'lik zararın sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir....

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, taraflar arasında 10.04.2002 tarihli taşıma sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 2. maddesine göre sözleşme süresinin 01.01.2005 tarihine kadar uzatılmasına karşın davalının müvekkili şirkete 01.04.2004 tarihinden itibaren sözleşmeyi feshettiğini sözlü olarak belirttiğini ve bu tarihten itibaren taşıma için araç gönderilmemesini istediğini, feshi ihbar süresine uymayan davalının sözleşmeyi 8 ay önceden haksız olarak feshettiğini, mahrum kalınan kâr alacağı, sözleşmenin devamına olan inanç nedeniyle yapılan masraf ve harcamalar ile sözleşmenin 3. maddesi gereğince taşıma fiyatlarına yansıtılması gereken TEFE artış oranları ile mazot zamlarının taşıma fiyatlarına yansıtılmamasından doğan davacı alacağı bulunduğunu ileri sürerek, asıl davada 5.000 YTL'nın, birleşen iki ayrı...

A.Ş. ile 04.01.2007 tarihinde akaryakıt istasyonun işletme sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 04.01.2012 tarihine kadar geçerli olacak şekilde düzenlendiğini, davalı tarafın haksız olarak sözleşmeyi 20.04.2010 tarihinde fesh ettiğini, davalı şirketin haksız fesih nedeni ile sözleşmenin devam edeceği tarihine kadar elde edeceği kardan yoksun kaldığı, ayrıca haksız fesih nedeni ile cezai şart ödemek ile yükümlü olduğundan bahisle yoksun kalınan kar ile cezai şart bedelinin davalı şirketten tahsili, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir....

yapılmadığı; mahkemece sözleşmenin haksız feshedildiği kanısına varılması halinde, kesinti yöntemiyle kalan iş bedelinden mahrum kaldığı kâr tutarının kök raporda 635.377,24 TL olarak hesaplandığı; Kök raporda kesinti yöntemiyle yapılan hesaplaması sırasında, kalan iş için harcanacak malzeme ve işçilik bedeli ile genel giderlerin kararlaştırılan ücretten düşüldüğü; kalan miktarın mahrum kalınan kar olarak benimsendiği; davacının kasten kazanç elde etmekten kaçınması olup olmadığının da tespitinin mümkün olmadığı; ancak kalan iş süresine isabet eden dönemde önceki müşterilerden farklı yeni bir müşterisiyle ticari ilişkisinin dosya yansımadığı,; buna göre, kar kaybı tazmini talebinin TMK:m.4 hükmüne göre hakkaniyet dairesinden takdirinin Sayın Mahkemenin yargı yetkisi dahilinde olduğu, şeklinde tespitte bulundukları anlaşılmıştır....

- K A R A R - Davacı vekili, davalının, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin; "sözleşmenin sona ermesinden sonra 1 yıl süre ile başka bir firma ürünlerinin imalatını ve/veya satışını, pazarlamasını ve üretimini yapamaz" hükmüne aykırı hareket ettiğinin delil tespiti ile belirlendiğini iddia ederek 50.000 Amerikan Doları cezai şartın ve 1.000 TL tutarındaki yoksun kalınan kar bedelinin reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında, müvekkili şirketin haklı nedenlerle sözleşmeyi feshetme durumunda kalınca başka firmalara sipariş vererek ticari faaliyetini devam ettirmek zorunda kaldığını, davacının cezai şart ve kazanç kaybı taleplerinin sözleşmeye, genel kanunlara ve ticari teamüllere aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir....

Başkanlığına başvurulduğunu, ancak davacının tapudaki intifa hakkını kaldırmadığını ve 2009 tarihli sözleşmeleri için vekiledinine baskı kullanarak imzalattırdığını, vekiledinin dava konusu sözleşmelerin haksız feshi söz konusu olmadığı için davacı şirketin, cezai şart altında bir talepte bulunmasının da mümkün olmadığını, cezai şartın, fahiş olduğunu ve vekiledeninin ekonomik hayatına son vereceğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. GEREKÇE: Dava bayilik sözleşmesinin süresinden önce feshi nedenine dayalı yoksun kalınan kar bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkememizce 2014/908-2015/827 E....

Bu nedenle sözleşmenin feshi halinde kar kaybına uğrayacağı aşikardır. Bu nedenle eczanenin sözleşmesinin feshi durumunda kalan süre için kar kaybını isteyebileceği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin feshi nedeniyle dava açılmış, ancak tedbir kararıyla davacı eczacı ilaç vermeye devam etmişsede kar kaybının takibinin kalktığı döneme ait olduğunun iade edildiği, ancak bu konuda mahkemece yeterince araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Öyle olunca, mahkemece bu konuda araştırma ve inceleme yapılmalı ve tedbir kararının fiilen uyguladığı tarih belirlenerek, kar kaybı buna göre hesaplanmalıdır. Mahkemece kararın bu sebeple bozulması gerekirken, davanın tamamen reddi yönündeki sayın çoğunluğun bozma ilamının (1) nolu bendine katılamıyorum. Üye .........

Bu nedenle sözleşmenin feshi halinde kar kaybına uğrayacağı aşikardır. Bu nedenle eczanenin sözleşmesinin feshi durumunda kalan süre için kar kaybını isteyebileceği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin feshi nedeniyle dava açılmış, ancak tedbir kararıyla davacı eczacı ilaç vermeye devam etmişsede kar kaybının takibinin kalktığı döneme ait olduğunun iade edildiği, ancak bu konuda mahkemece yeterince araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Öyle olunca, mahkemece bu konuda araştırma ve inceleme yapılmalı ve tedbir kararının fiilen uyguladığı tarih belirlenerek, kar kaybı buna göre hesaplanmalıdır. Mahkemece kararın bu sebeple bozulması gerekirken, davanın tamamen reddi yönündeki sayın çoğunluğun bozma ilamının (1) nolu bendine katılamıyorum. Üye .........

UYAP Entegrasyonu