Bozma kararına uyulduktan sonra, Hazinenin 2/B ye dayalı olarak açtığı tapu iptali ve tescil istemli 2009/249 sayılı, eldeki dava ile birleşen davasına, Orman Yönetiminin eylemli orman iddiası ile müdahil olması ve Hazinenin de davasını bu yönde ıslah etmesi nedeniyle, mahkemece, davanın kabulüne, 10.06.2009 tarihli krokide,1513 parselin (B) işaretli 10974 m², 1514 parselin (D) işaretli 3874,73 m² bölümlerinin orman niteliği ile Hazine adına tesciline, davalıların elatmalarının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre, dava; orman savına ve 2/B uygulamasına dayalı tapu kaydının iptali, tescil ve elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 16.01.2020 tarihli ve 2019/893 Esas, 2020/70 Karar ... kararı ile milli park ve muhafaza ormanı olarak ayrılma işleminin başlı başına orman rejimi ve ayırma olarak kabul edilmesi gerektiği, çekişmeli taşınmazların, idarece 17.08.1988 tarihinde oluşturulan 760 hektar yüzölçümlü "Sırtlandağı Halep Çamı Tabiat Koruma Alanı" içinde kaldığının anlaşıldığı, orman kadastro komisyonunca 1993 yılında yapılan 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılması ve sonrasında 3402 ... Kadastro Kanunu'na (3402 ... Kanun) göre kullanım kadastrosu ile tutanağa bağlanarak Hazine adına tapu kayıtları oluşturulup sonrasında 6292 ... Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 ... Kanun) kapsamında şahıslara satışlarının yapılmasının, Anayasa'nın 169, 2873 ... Milli Parklar Kanunu'nun (2873 ......
Kadastral parselin ihyasına yönelik tapu iptal ve tescil istemli böylesi bir davada, davacının imar düzenlemesi öncesi mülkiyet hakkının bulunup bulunmadığı, yapılan imar düzenlemesinin idari yargı yerinde iptal edilip edilmediği öncelikle araştırılıp, anılan hususların varlığı ortaya konulduktan sonra 3194 Sayılı Yasanın 18. maddesine eklenen yukarıdaki hüküm gereğince işlem yapılması gerekecektir....
Dayanak tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza uymadıklarının anlaşılması halinde, memleket haritasında orman olarak gözüken (B) ve (C) ile gösterilen toplam 23288,44 m2 yüzölçümündeki bölümün orman kadastrosunun yapıldığı tarihe kadar devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerden orman sayılacağı, taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacağı ve aslında orman kadastrosunun kesinleştiği 10.11.1985 tarihinden davanın açıldığı 06.11.2002 tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı sürenin geçmediği gözetilmelidir. Dayanak tapu kayıtlarının taşınmaza uyduğunun saptanması halinde ise, tapu kayıt miktar fazlasının memleket haritasında devletin hüküm ve tasarrufu altında orman olduğu gözönünde bulundurularak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra 5841 sayılı yasa ile değişik 3402 sayılı yasanının 12/3 maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir....
Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle davacı ... adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiştir. Dava, tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir. Yörede, dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı anlaşılamamıştır. Genel arazi kadastrosu 05.09.1962 – 08.11.1962 tarihleri arasında ilân edilmiş, vaki itiraz üzerine Çatalca 1.AHM'nin 1969/430 esas 1986/68 karar sayılı kararı ile ... mirasçıları adına tescil edilmiş, yine Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 22.11.1994 gün 1989/110 - 1155 sayılı kararı ile tarafların muvafakatnamesi uyarınca 16 ada 1 parselden tefrik edilerek 17.04.1995 tarihinde ... adına koru vasfıyla tescil edilmiş, mirasen intikal ve taksim sonucu davalı adına tescil edilmiştir. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman bilirkişi raporuna ve Hazine tarafından ... mirasçıları, ... ve ...'...
sayılan yerlerden ise, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmaz orman sayılan yerlerden veya kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde ise dava reddedilmeli; orman sayılan yerlerden değil ise dayanılan tapu kaydı ilk oluşumundan itibaren varsa haritası ile birlikte getirtilerek yerel bilirkişiler ve fen elemanı aracılığı ile komşu parsel dayanak kayıtlarından da yararlanmak suretiyle uygulanmalı, bilinemeyen sınırlar konusunda taraflara tanık dinletme imkanı...
Somut olayda Hazine tarafından yapılan satış işlemi geri alınmış değildir. Bu bağlamda Hazine ile davalı (veya bayii) arasındaki satış akdi şekli olarak varlığını ve geçerliliğini korumaktadır. Öte yandan davalıya dava konusu taşınmazın güncel değeri veya taşınmaz için ödediği bedelin dava tarihine göre güncellenmiş tutarı iade edilmemiştir. Davalıya, İdare tarafından bu yönde bir teklifte bulunulup bulunulmadığı da derece mahkemelerince yöntemince saptanmamıştır. Oysa ki dava konusu taşınmazın hatalı olarak orman sınırları dışına çıkarılması ve sonrasında kullanım kadastrosuna tabi tutulup Hazine tarafından satışı süreçlerinde davalıya (veya bayisine) atfedilebilecek bir kusur bulunmamaktadır. Kamu makamlarının özensizliği ve/veya koordinasyon eksikliğinden kaynaklanan bu tür hataların telafisi yoluna gidilirken de bu hatalı işlemlerin tesisi sürecinde hiçbir etki ve kusurları bulunmayan kimselerin mağduriyetine neden olunmamalıdır....
İdaresinin dayandığı Muratpaşa Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan orman tahdidinin halen geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazların orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, 7 numaralı orman kadastro komisyonunca yok sayılıp, 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosunda çekişmeli parsellerin önce orman sınırları içinde kabul edilip 2 nci madde gereği Hazine adına orman sınırı dışında bırakılması, yapılan itirazlar üzerine bu sefer orman sınırları dışında (ziraat alanında) bırakılması işleminin hiçbir yasal dayanağı olmayıp,1942 yılından beri orman sınırları içinde olan bir taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2 nci veya 2/B maddesi gereği orman sınırları dışına çıkarılmasının ancak idarece usulüne uygun şekilde yapılacak işlemle mümkün olduğu, idarenin yaptığı bir tasarruf olmadan mahkemelerin orman sınırı içinde kalan bir taşınmazı orman sınırı dışına çıkarmasının mümkün olmadığı,...
Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan orman tahdidinin halen geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazların orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, 7 numaralı orman kadastro komisyonunca yok sayılıp, 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosunda çekişmeli parsellerin önce orman sınırları içinde kabul edilip 2 nci madde gereği Hazine adına orman sınırı dışında bırakılması, yapılan itirazlar üzerine bu sefer orman sınırları dışında (ziraat alanında) bırakılması işleminin hiçbir yasal dayanağı olmayıp, 1942 yılından beri orman sınırları içinde olan bir taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2 nci veya 2/B maddesi gereği orman sınırları dışına çıkarılmasının ancak idarece usulüne uygun şekilde yapılacak işlemle mümkün olduğu, idarenin yaptığı bir tasarruf olmadan mahkemelerin orman sınırı içinde kalan bir taşınmazı orman sınırı dışına çıkarmasının mümkün olmadığı, somut olayda her ne kadar 1976...
Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan orman tahdidinin halen geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazların orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, 7 numaralı orman kadastro komisyonunca yok sayılıp, 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosunda çekişmeli parsellerin önce orman sınırları içinde kabul edilip 2 nci madde gereği Hazine adına orman sınırı dışında bırakılması, yapılan itirazlar üzerine bu sefer orman sınırları dışında (ziraat alanında) bırakılması işleminin hiçbir yasal dayanağı olmayıp, 1942 yılından beri orman sınırları içinde olan bir taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2 nci veya 2/B maddesi gereği orman sınırları dışına çıkarılmasının ancak idarece usulüne uygun şekilde yapılacak işlemle mümkün olduğu, idarenin yaptığı bir tasarruf olmadan mahkemelerin orman sınırı içinde kalan bir taşınmazı orman sınırı dışına çıkarmasının mümkün olmadığı, somut olayda her ne kadar 1976...


