WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Haziran 2026

Dava konusu taşınmazların 3573 sayılı Kanun kapsamında aşılama yapan şahıslara verildiği ve Kanunun 3. maddesi hükmü gereğince, "3573 sayılı Yasa kapsamında olup verilen amacı dışında kullanılamaz, miras dahil bölünemez, veriliş tarihindeki yüzölçümü küçültülemez, aksi takdirde Hazinece geri alınır" şerhinin 04.03.2003 tarihinde tapu kaydının beyanlar hanesine tescil edildiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazların tapu kaydının 26.01.1939 tarihli ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun kapsamında oluşturulduğu sabittir. Dava konusu taşınmazlar üzerine konulan şerh, 3573 sayılı Kanunun 3. maddesinde 28.02.1995 tarihli ve 4086 sayılı Kanunla yapılan değişiklik gereğince konulmuştur. Öncelikle, şerh konulmasına ilişkin hüküm kanun koyucunun yabani zeytinliklerle ilgili düzenlemesine uyumlu olup, kanundan beklenen amacın ileride bertaraf edilmesini engelleyici bir nitelik taşımaktadır....

Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/73 esas ve 2017/197 karar sayılı ilamı ile kasten yaralama suçundan doğrudan verilen 3000 TL adli para cezasının hüküm tarihi ve miktarı itibarıyla kesin nitelikte olduğu ve tekerrüre esas olamayacağı, sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde tekerrüre esas olabilecek nitelikte olan Afyonkarahisar 1....

da gözetilerek, az yukarıda bahsi geçen taşınmazlara ilişkin olarak bozma doğrultusunda, feragat edilen taşınmazlara ilişkin bilirkişiden denetime elverişli ek rapor alınması ve infaza elverişli hüküm kurulması, 4....

GEREKÇE Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirterek bu kapsamda örgütte kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve örgüt mensupları ile ilgili örgütsel konum ve faaliyetlerine uygun ifade vererek anlatımlarda bulunan, 20 kişi hakkında teşhis işlemi yapan, verdiği bilgiler, bilgilerin niteliği, faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulunduğu aşama nazara alınarak TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca tayin olunan cezasında 2/3 oranda indirimden faydalandırılan sanık hakkında her ne kadar 14.03.2019 tarihinde Adliyeye kendiliğinden gelerek teslim olduğuna ve yapılan araştırmada UYAP'ta arama kaydının bulunduğuna dair tespit yapılmış olsa da dosyada sanığın 07.06.2018 tarihli kolluk ifadesinin mevcut olduğu, bu ifadesinde de etkin pişmanlık kapsamında ifade vererek teşhislerde bulunduğu, sanık hakkındaki iddianamenin 12.06.2018 tarihinde düzenlendiği tespit edilmiştir....

Fen bilirkişi raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen ve kadastro çalışmalarında fiili zeminde karayolu olarak terk edilen alanın davacılar adına tapuya tespit ve tesciline karar verilmiş ise de, kamulaştırılan kısım için davacılar adına mülkiyetin tespitine karar verilmesi gerekirken, davacılar adına tescil hükmü kurulması doğru olmadığından, İlk Derece Mahkemesi kararının bu nedenle bozulması gerekir ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının 1 inci fıkrasında yer alan A harfli yere ilişkin hükmün düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle, 1....

Anılan kanun hükmü ve doğru sicil oluşturma ilkesi uyarınca, asıl ve birleştirilen davalarda çekişme konusu 4, 5 ve 6 nolu bağımsız bölümlerin davacıların miras payı oranında tapu kaydının iptali ile iptal edilen payın davacılar adına tesciline kalan payın davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, davalının kalan payı yönünden yeniden iptal-tescil hükmü kurulması da hatalıdır." gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. 3.Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 4.Dairenin 07.10.2020 tarihli ve 2020/2169 Esas, 2020/4844 Karar sayılı kararıyla, karar düzeltme isteklerinin reddine karar verilmiştir. B....

hüküm kurulması, 3-Sanık ... hakkında; a-Sanık hakkında tanzim edilen ......

Ancak, dava konusu 932 ada 2 parsel sayılı taşınmazın imarla 15327 ada 4 parsele gittiği ve bu parselin 232194/937460 payının 04/03/2019 tarihli imar işlemiyle davalı Şirket adına kayıtlı olduğu halde, infazda tereddüt oluşturacak biçimde kaydı kapanan eski parsel numarası üzerinden hüküm kurulması doğru değildir. Öte yandan; harç kamu düzenine ilişkin olup, temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın re’sen gözetilmesi gereken hususlardandır. Somut olayda, çekişme konusu payın değeri dava tarihi itibarıyla keşfen 359.618,63 TL olarak saptanmış olup, bu değer üzerinden alınması gerekli nispi karar ve ilam harcı olan 24.565,54 TL’den peşin alınan 512,35 TL peşin harç ile 5.629,03 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 18.424,16 TL harcın davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına şeklinde hüküm kurulması gerekirken eksik nispi karar ve ilam harcına hükmedilmesi de doğru olmamıştır....

Uyuşmazlıkta; Mahkeme tarafından yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda; dava konusu taşınmazın değerinin adli yargı dava tarihi itibarıyla hesaplanması, Mahkemece bu miktar esas alınarak hüküm kurulması gerekmekte iken, bozma sonrası dosyanın tekrar esas kaydının yapıldığı 01/08/2019 tarihi itibarıyla hesaplanmış olan miktar esas alınarak karar verildiği görülmektedir....

şeklin tarafları bağlayıcı addedilmesinin olanaksız olduğu, dayanılan tapu kaydının bu nedenle sınırları itibarı ile geçerli sayılmasının mümkün olmadığı; tapu kaydında sabit kabul edilebilecek bir sınır olmadığı için kayıtta yazılı miktarın nereden ölçüleceğini tespit etmenin mümkün olmadığı, kadastro çalışması sırasında tespit gören ve özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte olan arazilerin çevresi dağ, tepe, orman, taşlık, kayalık ve benzeri arazilerle çevrili küçük sayılabilecek alanlardan oluştuğu, sınırların birleştirilmesi ile oluşan geometrik şeklin içinde kalan arazi yapısı içerisinde miktar itibarı ile uygulama yaparak davacıların tutundukları tapu kapsamında taşınmaz belirlenemeyeceği, tapu kaydının miktarı itibarı ile de araziye uygulanmasının mümkün olmadığı, bu açıdan da tapu kaydının hukukî sonuç doğurmasının mümkün olmadığı; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/B maddesi uyarınca harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar mahalline uygulanabiliyor...

UYAP Entegrasyonu