Noterin hatalı işlemi sonucu malı elinden çıkan gerçek malikin veya iyi niyetli alıcının zararlarından dolayı noterin sorumluluğunu azaltmak veya gerçek malik ile iyi niyetli alıcıyı noter haricinde tanımadıkları kişilere muhatap etmek özellikle Noterlik Kanununa, hukukun genel prensiplerine ve hakkaniyete aykırıdır....
sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup mahkemece tarafların kusur durumlarını ve noterin eylemi ile zarar arasında illiyet bağını kesen herhangi bir nedenin bulunup bulunmadığını tespit etmek hususunda herhangi bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı anlaşılmaktadır....
Davacı taraf, davalı noterin satış işlemini yaparken denetim yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürmektedir. Davalı notere isnat edilen eylem, görevi ihmal suçunu oluşturur....
Noterlik Kanunu'nun 90.maddesinde, hukuki işlemlerin altındaki imzanın onaylanmasının imzayı atan şahsa ait olduğunun bir şerhle belgelendirilmesi şeklinde yapılacağı, 92.maddesinde ise, onaylanma şerhinin işlemin yapıldığı yer ve tarihi, ilgilinin kimliği, adresi ve vergi kimlik numarasını, noter ilgiliyi tanımıyorsa, kimliği hakkında gösterilen ispat belgesini ve işleme katılan ile noterin imza ve mührünü taşıması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Sahte ruhsat ile davalı noter tarafından imza onayı yapıldığı anlaşılmaktadır. İşlem yapılırken imza onayı yapılan kişinin kimliğini ispat için sunduğu belgenin incelenmesinde kamu hizmeti yapan noterin gerekli tüm dikkat ve özeni göstermeleri gerekir....
kusursuz sorumluluğuna ilişkin maddi tazminat davasıdır. (...)Noterin, ilgililerin hukukî menfaatlerini korumak için araştırma ve aydınlatma görevi vardır....
Noterin hukukî sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için ortada; noterin veya noter çalışanının bir eyleminin bulunması ve bu eylemden dolayı bir zararın doğması, bu zararla birlikte eylem ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Bu şartlardan birisinin gerçekleşmemesi hâlinde noterin hukukî sorumluluğunun doğmayacağı kabul edilmektedir. 3....
başvurduğunu, noterin söz konusu işlemi bir önceki yıl aynı işlem için ödenen tutarın on katı ücret karşılığı yaptığını, bu nedenle hakkında .. şikayette bulunduğunu, uyarma cezası verildiğini bildirerek fazla ödediği bedelin geri ödetilmesini talep etmiştir. Davalı, yaptığı işlemin noterlik kurallarına uygun olduğunu, dokuz ayrı işlemin tek yevmiye altında yapılmasının doğru olmayacağını, .. 15/08/2012 tarih ve 2422/17087 sayılı kararında işlemin kendi yaptığı gibi yapılabileceğini ancak tek yevmiye ile de yapılabileceğine değindiğini, noterin takdir yetkisi olduğunu, tahsil ettiği paranın tamamının kendisine ait olmadığını, değerli kağıt bedeli ve harç giderlerinin de tahsil edilen ücret içinde bulunduğunu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu uyarınca davanın kabulüne karar verilmiştir. 6098 sayılı .. nın 49. maddesine göre (818 sayılı .. nın 41. maddesi) “....”...
Şubesine başvurarak davalı hesabından 02.10.2006 tarihinde 67.000 USD para çektiği davalı noterin 1512 Sayılı Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, davalı noterin sahte nüfus cüzdanı ile gelen kişinin, nüfus cüzdanı bilgileri ile aynı kişi olup olmadığını yeterince incelediğinin kabulünün mümkün olmadığı, nüfus cüzdanındaki matbu ibareler ve desenlerdeki detay özellik yönlerinden farklılıklar olduğu, bütün işlerde nüfus cüzdanı gibi belgelerle işlem yapan noterin bu gibi farklı özellikleri görmesi gerektiği, davalı bankaya sunulan 2 sahte vekaletname noter tarafından düzenlenmemişse de bu vekaletnamenin düzenlenmesine esas alınan 1. sahte vekaletnamenin davalı noterde düzenlendiği, ilk vekaletname düzenlenmiş olmasa idi, ikinci sahte vekaletnamenin düzenlenmesinin fiilen mümkün olmayacağı çünkü ikinci sahte vekaletnamede birinci vekaletnamedeki tüm bilgilerin hatta aynı fotoğrafın kullanıldığı, yalnızca küçük değişiklikler yapıldığı, her iki sahte...
Yukarıda açıklanan kanun maddesi ve tanık beyanı dikkate alındığında, satış için davalı Sezgin'e verilen vekaletnamenin azline ilişkin işlemin vekaletnameye eklenmediği, böylelikle de, davalı noterin üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılmıştır. Kaldı ki noterin sorumluluğu, kusursuz sorumluluk olup, eylem ile netice arasındaki illiyet bağının kesilmediğini ispat edemediği sürece sorumluluktan kurtulamaz. Bu nedenle davalı noter hakkındaki davanın yazılı gerekçe ile reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 2- Diğer yandan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 168. maddesi (818 sayılı Borçlar Kanununun 147. maddesi) gereği "Diğerlerine rücu hakkına sahip borçlulardan her biri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur. Alacaklı diğerlerinin zararına dava borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır."...
Somut olayda dava; noterin kusursuz sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup mahkemece tarafların kusur durumlarını ve noterin eylemi ile zarar arasında illiyet bağını kesen herhangi bir nedenin bulunup bulunmadığını tespit etmek hususunda herhangi bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece yapılacak iş; olayın oluş şekline göre, noterin eylemi ile zarar arasında illiyet bağını kesen herhangi bir nedenin bulunup bulunmadığı, tarafların kusur durumu ve müterafik kusurunun olup olmadığı ve varsa miktarının tespiti açısından, haksız fiil failleri aleyhine yürütülen ceza dosyaları da değerlendirilerek, konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kurulundan her iki davalı açısından ayrı ayrı değerlendirme içeren, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli rapor aldırılarak hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesidir....


