O halde; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Davada, daha önce müşterek çocuk için hükmedilen 100,00 TL iştirak nafakasının yetersiz kaldığı ileri sürülerek 250,00 TL'ye artırılması istenilmiş; mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı tarafından temyiz edilmiştir. TMK.nun 331. Maddesinde "Durumun değişmesi halinde hakim, istek halinde nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır, hükmü düzenlenmiştir. Söz konusu hüküm gereğince, nafaka miktarının yeniden belirlenmesi için aradan uzunca bir zamanın geçmesi gerekli olmayıp, tarafların gelirlerinde veya küçüklerin ihtiyaçlarında artış olması halinde her zaman artırım istemi ile dava açılabilir. Somut olayda; önceki nafaka takdiri ile bu dava arasındaki geçen süre içerisinde paranın satın alma gücünün nispi de olsa azaldığı bir gerçektir....
Davada, daha önce müşterek çocuk için hükmedilen 200,00 TL iştirak nafakasının yetersiz kaldığı ileri sürülerek 300,00 TL'ye artırılması istenilmiş; mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı tarafından temyiz edilmiştir. TMK.nun 331.maddesinde "Durumun değişmesi halinde hakim, istek halinde nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır" hükmü düzenlenmiştir. Söz konusu hüküm gereğince, nafaka miktarının yeniden belirlenmesi için aradan uzunca bir zamanın geçmesi gerekli olmayıp, tarafların gelirlerinde veya küçüklerin ihtiyaçlarında artış olması halinde her zaman artırım istemi ile dava açılabilir. Somut olayda; önceki nafaka takdiri ile bu dava arasındaki geçen süre içerisinde paranın satın alma gücünün nispi de olsa azaldığı bir gerçektir....
Davada; mevcut yoksulluk nafakasının zaman içerisinde ihtiyaçlarını karşılamadığı ileri sürülerek aylık 230 TL den aylık 350 TL'ye yükseltilmesi talep ve dava edilmiştir. Mahkemece; davalının sosyal ve ekonomik durumunda nafaka artıracak miktarda iyileşme olmadığı gerekçesiyle davanın reddi cihetine gidilmiştir. Hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. TMK.'nun 200.maddesinde; "Koşullar değiştiğinde hakim, eşlerden birinin istemi üzerine kararında gerekli değişikliği yapar veya sona ermişse alınan önlemleri kaldırır" hükmü getirilmiştir. Somut olayda, önceki nafakanın takdir edildiği dava tarihi olan 07.03.2006 ile bu artırım davasının açıldığı dava tarihi olan 07.07.2009 tarihleri arasında 3 yılı aşkın bir zaman geçmiş olup, bu zaman içerisinde davacı kadının ihtiyaçları doğal olarak arttığı gibi davalı kocanın da gelirinde artış olmuştur. Paranın da enflasyon oranında değer kaybına uğramış olduğu da sabittir....
Davada; müşterek çocuk İlayda'ya ait mevcut iştirak nafakasının zaman içerisinde ihtiyaçları karşılamadığı ileri sürülerek 150 TL'den 500 TL'ye çıkartılması talep ve dava edilmiştir. Mahkemece; müşterek çocuğun özel okul giderlerinin şahsi giderleri arasında göstermenin mümkün olmadığından subut bulmayan davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. TMK 331.maddesinde, "Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır" hükmü getirilmiştir. Somut olayda ise, önceki nafakanın takdir edildiği 09.11.2006 tarihinden bu artırım davası tarihi arasında üç yıldan fazla bir süre geçmiş olup, bu süre içerisinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları gibi müşterek çocuğun yaşı ihtayaçları, eğitim giderleri doğal olarak artmış, paranında alım gücünün en azından enflasyon oranında değer kaybına uğramış olduğu bir gerçektir....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki yazılar, kararın dayandığı deliller ile delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile re'sen bakılacak kamu düzenini ilgilendiren hususlar dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesinin hukuki değerlendirmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı kadının nafakalar için her yıl TEFE oranında artırım yapılması talebi ve tazminatlar için yasal faiz talebi bulunmasına rağmen, nafakalar hakkında her yıl artırım ile tazminatlar hakkında yasal faize karar verilmemesinin doğru olmadığı, ancak kadının her yıl artırım talebi ve yasal faize yönelik açık istinaf talebi bulunmadığından bu durumun eleştirilmesi gerektiği gerekçesi ile her iki tarafın istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A....
Ne var ki, nafaka miktarının belirlenmesine esas alınması gereken giderlerinin makul sınırlar içinde kalmasına özen gösterilmesi ve velayet kendisine bırakılmayan tarafın ağır yükümlülüklere maruz bırakılmaması gerekmektedir.Nafaka takdir edilirken tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçları gözönünde bulundurulmalıdır.Somut olayda dosyadaki bilgi ve belgelerden; tarafların 30.07.2009 tarihli karar ile anlaşmalı boşandığı; 2002 doğumlu müşterek çocuğun velayetinin anneye verildiği, artırım davasının 21.01.2011 günü açıldığı, nafakaya hükmedilen tarihle artırım davasının açıldığı tarih arasında yaklaşık 1,5 yılın geçtiği, davacı kadına 15.08.2009 tarihinden başlayarak yetim aylığı bağlandığı ve davacının aylık 729.38 TL yetim maaşı aldığı; ayrıca müşterek çocuğun özürlü olmasından dolayı aylık 638,00 TL yardım parası aldığı, annesinin evinde oturup kira ödemediği, annesinin de emekli olduğu, davalı babanın ise memur olup brüt 1.616,31TL maaş ve 451,34...
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, yoksulluk nafakasının aylık 225,00 TL'ye, iştirak nafakalarının her bir çocuk için ayrı ayrı aylık 275,00 er TL'ye çıkartılmasına karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava; yoksulluk ve iştirak nafakalarının artırılması istemine ilişkindir. Somut olayda dosyadaki bilgi ve belgelerden; tarafların 09.01.2014 tarihli ilamla boşandıkları, müşterek üç çocuğun velayetinin anneye verildiği, davacı kadının boşanma kararını, nafaka ve tazminat miktarları yönünden temyiz ettiği, kararın 2. Hukuk Dairesi'nin 16.10.2014 tarih, 2014/8661 E.; 2014/20008 K. sayılı ilamıyla onandığı ve 26.11.2014 tarihinde kesinleştiği, eldeki artırım davasının ise 19.06.2014 tarihinde, henüz boşanma kararının nafakaya yönelik hükümleri kesinleşmeden açıldığı anlaşılmaktadır. Kural olarak, nafaka miktarlarında yeniden belirleme yapılabilmesi için belli bir sürenin geçmesi aranmaz....
Bozma sonrası davalı kadın vekili tarafından ıslah dilekçesi verilmek sureliyle maddi ve manevi tazminat, tedbir, işitirak ve yoksulluk nafakası ve nafakalara artırım talebinde bulunulmuş ve taleplerini ıslah ettiği bildirilmiştir. Bozmadan sonra ıslalı mümkün değildir. (04.02.1948 tarihli 10/3 sayılı İçt. Bir. Kararı) İştirak nafakası ve tedbir nafakaları mahkemece resen hükmedilebileceği gibi yargılama aşamasında her zaman istenebilir isede nafakalara artırım talebinin süresinde yapılmış olması gerekir. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 174/1 maddesinde düzenlenen maddi tazminat ile Türk Medeni Kanununun 175 maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakası talepleri ile iştirak nafakasının arttırım talebine yönelik karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken taleplerin kısmende olsa kabulü doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. 3- Tarafların müşterek çocuğu....2004 doğumlu olup idrak çağındadır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki nafaka artırım davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde, müvekkilinin davalının kızı olduğunu, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Karar sayılı ilamı ile davacı için 350 TL yardım nafakasına hükmedildiğini, davacının... bölüm öğrencisi olduğunu, aradan geçen sürede davalının ihtiyaçlarının arttığını ve nafakanın yetersiz kaldığını, bu nedenle davacı için yardım nafakasının 750 TL'ye yükseltilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediğini, talep edilen nafakayı ödeme gücünün olmadığını bu nedenle davanın reddini istemiştir....


