Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, yoksulluk nafakasının 400,00 TL’ye, iştirak nafakasının 300,00 TL'ye yükseltilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, nafaka miktarlarının her yıl TÜFE oranında artırılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Somut olayda; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları dikkate alındığında, takdir edilen iştirak nafakası artırım miktarı, Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesine uygun olup; mahkemece, iştirak nafakasının aylık 300,00 TL'ye çıkartılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle, davalının iştirak nafakasının artırım oranına ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir....
Hal böyle olunca, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları ve Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alındığından davacı kadının yoksulluk nafakası artırım davasının reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 3-Yukarıda 2. bentte belirtilen ilkeler çerçevesinde, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre tarafların ortak çocukları 26.12.2003 doğumlu Aybüke yararına hükmolunan iştirak nafakasının artırım miktarı Türk Medeni Kanunun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alındığında fazla olduğu gibi, nafakanın her yıl artış talebi hakkında TÜİK’in yayımladığı ÜFE (TEFE) artış oranını nazara almak gerekirken, TÜFE onranında her yıl artırım yapılmasına karar verilmesi de doğra görülmemiş, hükmün bu yönden de bozulması gerekmiştir....
Tüm bu hükümler doğrultusunda, mahkemece; iştirak nafakasının artırım oranı belirlenirken; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçları gözönünde bulundurulmalıdır. Somut olayda; müşterek çocuğun 2003 doğumlu olduğu ve özel bir okulda eğitim gördüğü, davacı annenin gümrük danışmanı olarak çalıştığı, aylık 2500 TL gelirinin olduğu ve aylık 950 TL kira ödediği; davalı babanın ise, özel bir şirkette çalıştığı, aylık gelirinin 2913 TL olduğu ve 500 TL kira ödediği, bir otomobilinin bulunduğu tespit edilmiştir. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, müşterek çocuğun yaşı ve ihtiyaçları, iştirak nafakasına hükmedilen tarih ile bu davanın açıldığı tarih arasındaki geçen süre nazara alındığında; mahkemece, takdir edilen nafaka miktarı azdır....
Mahkemece;davacının yoksulluk nafakasının artırım talebi yönünden ise; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, yoksulluk nafakasının niteliği, ekonomik göstergelerdeki değişim ile TÜİK’in yayımladığı ÜFE (TEFE) artış oranı nazara alınarak, önceki nafaka takdirinde taraflar arasında oluşan dengeyi koruyucu oranda artırıma karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu davacının yoksulluk nafakası artırım talebinin reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda birinci ve ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere , 12.06.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi....
ye, müşterek çocuk için hükmedilen iştirak nafakasının da 500,00 TL.'ye yükseltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesi ile; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının babasından dolayı...'dan aylık aldığını ve ev temizliklerine gittiği için ekonomik durumunun iyi olduğunu, nafakanın takdir edildiği tarihten itibaren ekonomik durumunda önemli bir artış bulunmadığını, talep edilen artış miktarının fahiş olduğunu savunarak; açılan davanın reddini istemiştir. Mahkemece; yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 300,00 TL. artırılarak 500,00 TL'ye; iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 200,00 TL. artırılarak 500,00 TL'ye yükseltilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava, yoksulluk ve iştirak nafakasının artırım istemine ilişkindir....
Mahkemece; dava tarihi itibarı ile müşterek çocuk Anıl'ın 18 yaşını ikmal ettiği gerekçesiyle Anıl yönünden ilgili davanın husumet yokluğundan reddine ve müşterek çocuk Aybüke yönünden hükmedilen nafaka tarihinden bugüne kadar takriben 2 yılı aşkın süre geçmiş bulunduğunu, küçüğün ihtiyaçlarının artması da gözönünde bulundurularak, hakkaniyet gereği iştirak nafakasının 50,00 TL artırılarak 125,00 TL’ye çıkarılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava; iştirak nafakasının artırım istemine ilişkindir....
Dava; yoksulluk nafakasının ve iştirak nafakasının artırım istemine ilişkindir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinden bir isbatsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, Davacı vekilinin iştirak nafakasının artırımına ilişkin temyiz sebepleri yönünden; Türk Medeni Kanunu'nun 182/2 maddesi gereğince; velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Türk Medeni Kanunu'nun 330/1 maddesi gereğince; nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bululundurulur. Türk Medeni Kanunu'nun 331. maddesi gereğince; durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarının yeniden belirler....
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile; Mahkememizin 2008/408 Esas 2009/262 Karar sayılı ilamı ile dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere müşterek çocuk yararına takdir edilen nafakanın aylık 25 TL artırılarak aylık 150 TL'ye yükseltilmesine, davalıdan alınarak velayeten davacı anneye ödenmesine, fazla istemin reddine, Davacının nafaka artırım talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tedbir nafakasının artırım talebine ilişkindir. TMK’nun 195. maddesi uyarınca, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine Kanunda öngörülen önlemleri alır....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince davacının 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi uyarınca talep etmiş olduğu boşanma davası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği, ancak bu durumun istinaf konusu yapılmaması nedeniyle hataya değinilmesiyle yetinildiği, mahkemece yüklenen kusurlara ilişkin olarak maddî olgu ve olayların dosya kapsamına uygun düştüğü, tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü neticesinde kadının tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, müşterek çocuklar yararına hükmedilen iştirak nafakası miktarlarının tarafların ekonomik durumuna uygun ve müşterek çocukların ihtiyaçları ile orantılı olduğu ancak iştirak nafakasının artırım oranı hakkında hüküm kurulmamasının hatalı olduğu gerekçesiyle, kadının iştirak nafakasının artırım oranı hakkında hüküm kurulmamasına ilişkin istinaf itirazlarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun...
Somut olayda, taraflar arasında önceden görülen davada hüküm altına alınan nafakanın artırılması talep edilmiş ise de; o davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olmasına göre, davadaki istem; (yoksulluk nafakasının) artırım davası olmayıp, yardım nafakası istemi niteliğindedir(TMK md 364). Bundan ayrı, davacı yargılama devam ederken 24.02.2013 tarihinde evlenmiş olup, bu husus mahkemece de 10.05.2013 tarihli celsede tespit edilmiştir. Hal böyle olunca, mahkemece; davacı tarafın evlendiği tarihe kadar geçerli olmak üzere, davacı tarafın geçimi için gerekli, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun yardım nafakası takdir edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir....


