Oysa, sözü edilen içtihatta; "borçlunun birbirini takip eden tarihlerde, tüm nafaka borçlarını kapsamasa dahi bir takım ödemeler yaptığı ve yapılan bu ödemelerin nafaka borcuna ilişkin olduğuna dair bir açıklama olmasa bile, ödenen miktar nispetinde nafaka borcundan kurtulacağının kabulü gerektiği" vurgulanmaktadır. Somut olayda ise, davacı (borçlunun) yaptığı ödemeler raporda da açıkça belirtildiği gibi nafaka dışında, kredi kartı borcu ile özel okul ücreti, yemek ve servis giderlerine ilişkin bulunmaktadır....
TMK.nun 331.maddesinde “Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.” hükmü getirilmiştir.Taraflar arasındaki nafaka ve nafaka ile ilgili yükümlülükler anlaşmalı boşanma sonucu anlaşma ile belirlense dahi sonraki zamanlarda nafaka borçlusunun sosyal ve ekonomik durumunda öncekine nispeten önemli ölçüde, elinde olmayan nedenlerle ve iradesi dışında herhangi bir değişiklik olması, bu değişiklik neticesinde nafaka borçlusu yönünden mevcut nafaka ve nafaka ile ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmesi çekilmez bir hal alması durumunda, hakkaniyetin gerektirdiği ölçülerde, mevcut nafaka ve nafaka ile ilgili yükümlülükler şartlara göre uyarlanabilir veya bir miktar indirim yapılabilir.Somut olayda ise; davalı annenin sosyal ve ekonomik durumu ile gelir ve malvarlığının tam olarak tespiti yapılmadan, davacı babanın ise boşanma sırasında ve şimdiki gelir ve malvarlığı da tam olarak araştırılıp tespit edilip varsa sosyal ve ekonomik durumunda...
Borçlu itiraz dilekçesinde alacaklıyla yaptığı görüşmeler sonucu nafakaya mahsuben kendisinin bir kısım araç kredilerini ödediğini zaman zaman da toplu ödemeler yaparak alacaklıyı maddi açıdan rahatlattığını bildirerek toplam 13.531,70 TL ödeme yaptığını belirtip istenilen nafaka tutarının üstünde olduğundan itfa nedeniyle icranın geri bırakılması talebinde bulunmuştur. Alacaklı cevap dilekçesinde belirtilen ödemelerden, küçük Hale için toplam 1.000,00 TL nafaka ödendiğini diğer ödemelerin araç kredisi olduğunu, nafaka ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, nafaka borcunun küçük için açılan Ziraat bankası Afyon şubesine yatırıldığını belirterek talebin reddini istemiştir....
Artırılan aylık toplam 260 TL nafaka, ilam karar tarihi olan 11.02.2013 tarihinde doğmuş olup, borçlu tarafından nafaka artırım karar tarihinden önce fazla ödendiği belirtilen tutarların artırılan nafaka miktarına mahsup edilemeyeceği kuşkusuzdur. Zira bu durum Mahkemenin de kabulündedir. Ancak, artırım kararından önceki aylık toplam 440 TL nafaka alacağı için borçlu tarafça yapılmış nafaka ödemesi varsa bu ödemelerin mahsubu gerekir. O halde; Mahkemece, 2012 yılının 10,11 ve 12. ayları için borçlunun bankaya artırım öncesi ilama göre ödemede bulunup bulunmadığı hususu araştırılarak varsa bu ödemelerin de mahsubu gerektiği düşünülerek sonuca gidilmesi gerekirken eksik incelemeyle varılan sonuç hatalıdır. Öte yandan, takip tarihinde reşit olan müşterek çocuk...için takip tarihinden sonra nafaka talep edilemeyeceğinden icra emrinin bu yönden de düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken bu hususun da göz ardı edilmiş olması da doğru değildir....
Yargıtay yerleşik içtihatlarıyla, nafaka borcunun ödendiğine ilişkin iddianın ispatı yönünde sunulan ödeme belgelerinin geçerli olabilmesi için açıkça nafaka borcuna atfen yapıldığının yazılı olması gerektiği koşulu yeni uygulamalarla yine objektif kriterlerle yumuşatılmış ise de; somut olayda Mahkeme'ce celp edilen İş Bankası hesap ekstrelerindeki ödemeler nafaka borcuna mahsuben yapıldığı açıklaması taşımadığı gibi nafakaya uygun ve düzenli ödemeler değildir. Davalı vekili 27.09.2013 tarihli dilekçesinde sadece nafaka açıklaması ile gönderilen ödemelere muvafakati olduğunu, açıklama taşımayan ödemelerin nafaka için gönderildiğinin ispatı gerektiğini bildirerek ödemelerin nafaka borcuna mahsuben yapıldığını kabul etmemiştir. Bu halde, aylık nafaka miktarına uygun olmayan ve düzenli olarak yapılmayan ödemelerin nafaka borcundan mahsubu mümkün değildir....
Yargıtay yerleşik içtihatlarıyla, nafaka borcunun ödendiğine ilişkin iddianın ispatı yönünde sunulan ödeme belgelerinin geçerli olabilmesi için açıkça nafaka borcuna atfen yapıldığının yazılı olması gerektiği koşulu, yeni uygulamalarla objektif kriterlerle yumuşatılmış olup; Dairemizin son içtihatlarında; nafaka borçları yönünden yapılan ödemelerin, aylık nafaka miktarına, bu miktara yakın ve düzenli olarak yapılması durumunda, ödeme belgelerinde nafaka borcuna ilişkin olduğuna dair atıf olmasa dahi, bu ödemelerin nafaka borcundan mahsubunun hakkaniyet kurallarına uygun düşeceği kabul edilmektedir. Zira işleyen nafaka borcu bulunan bir borçlunun yaptığı ödemelerin bu borç dışında ahlaki bir ödeme olduğunu kabul etmek hak kaybına neden olacaktır. Aksi düşünce, aşırı şekilcilik olup, hak zayiine ve mükerrer ödemelere neden olacağından kabulü mümkün değildir....
(TMK m.328/1) Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Her ne kadar, nafakanın takdirinde; davalı (baba) nın hayat koşulları ve ödeme gücünün de dikkate alınması zorunluluğu var ise de; bu durum, yani davalının gelir seviyesinin düşüklüğü nafakanın artırılması gerekliliğini büsbütün ortadan kaldırmaz.Ayrıca nafakanın takdirinde birlik devam ederken çocuğun alıştığı yaşama şeklide dikkate alınır. Diğer taraftan nafaka miktarı belirlenirken, velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın, bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olan harcamaların da dikkate alınması zorunludur. Hakim, nafaka takdirinde; nafaka alacaklısı çocuğun ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalı babanın gelir durumu arasındaki dengeyi kurarak, hakkaniyet ölçüsünde nafakayı artırmalıdır....
İcra Müdürlüğünün 2012/5986 sayılı takip dosyası ile birikmiş nafaka ve 2016 Mart-Nisan-Mayıs- Haziran-Temmuz-Ağustos-Eylül-Ekim-Kasım ve Aralık aylarına ait nafaka borcunu ödemediğinden dolayı şikayette bulunulduğu, takip talebinde cari nafaka alacağı talep edilmeyip adi alacak niteliğindeki geçmiş dönem nafaka borçlarının tahsilinin talep edildiği, bu haliyle atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde, isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü; Nafaka borcunu ödememe eyleminde suç tarihi, şikayetin gerçekleştiği tarihten geriye doğru bir aylık nafaka alacağının muaccel olduğu tarih olup, şikayetçi vekilinin 03.01.2017 tarihli şikayet dilekçesinde, birikmiş nafaka borcu yanında “2016 yılı Aralık ayına” ait cari nafaka alacağının ödenmemesi nedeniyle de şikayette bulunulduğu...
Devlet Hastanesinde çalışmaya başladığını, davacının ekonomik desteğine ihtiyacı olmadığını belirterek, hükmedilen tedbir nafakasının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevabında; davalının başlangıçta sabit geliri olmadığı için nafaka bağlandığını, daha sonra davalının çocuklarının velayetini alabilmek için çalışmaya başladığını, şu ana dek hiç nafaka ödemeyen davalının amacının açılacak ceza davalarından kurtulmak olduğunu belirterek, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece; davalının nafaka bağlandığı tarihten sonra çalışmaya başladığı ve halen de çalışmaya devam ettiği, davalının maddi durumunun nafaka bağlandıktan sonra daha iyi hale geldiği, davacının ekonomik durumunun nafaka bağlandıktan sonra nafaka artırımını gerektirecek düzeyde bir değişmenin olmadığı gerekçe gösterilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir.Hükmü, davacı vekili temyiz etmektedir.TMK.nun 197.maddesi gereğince ayrı yaşamada haklı olan eş, diğer eşten tedbir nafakası talebinde bulunabilir....
Nihai kararda ise "mükerrer ödemeye yer vermemek" kaydı konularak birleşen dosyada takdir edilen aylık 400 lira tedbir nafakasının hükmün kesinleşmesine kadar devamına karar verilmiş, hükmün (B) bendinde ise birleştirilen nafaka davası reddedilmiştir Bir yandan nafaka davasında, o dava tarihinden geçerli olmak üzere nafaka tayin edilip, nihai hükümde de "birleşen dosyada takdir edilen nafakanın" hükmün kesinleşmesine kadar devamına karar verilip, diğer yandan aynı hükümde "birleşen nafaka davasının reddine" karar verilmesi, açıkça çelişki oluşturmaktadır. Hükümde nafaka davası bakımından yaratılan bu çelişki sebebiyle, birleşen nafaka davasıyla ilgili temyiz denetimi yapılamamıştır. Bu hususta yeniden hüküm kurulmak üzere kararın bozulması gerekmiştir....


