Madde metninden de anlaşıldığı üzere yoksulluk nafakası isteminde bulunan tarafın kusurunun daha ağır olmaması gerekmektedir. Ancak yoksulluk nafakası, boşanmadan sonra yoksulluğa düşecek olan tarafı koruma amacına yönelik olduğu içindir ki, boşanmış olan yoksul tarafa verilecek olan yoksulluk nafakası, hiçbir surette diğer tarafa yükletilen bir ceza veya tazminat niteliğinde olmayacaktır. Şayet böyle olsaydı, sadece boşanmada kusuru olan eşten istenebilmesi gerekirdi. Oysa ki, maddede açıkça belirtildiği gibi, kusursuz eş dahi yoksulluk nafakası ödemekle yükümlüdür. Yoksulluk nafakası, bir bakıma evlilik birliği devam ettiği sürece söz konusu olan karşılıklı bakım ve geçindirme ödevinin devam ettirilmesi anlamını taşımaktadır (Akıntürk T./Ateş, D.: Aile Hukuku, II. Cilt, 21. Bası, Ocak 2019, s. 302)....
Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Somut olayda; davacının ev hanımı olup gelirinin olmadığı, bekar olduğu, ailesinin yanında kaldığı, davalının ise işsiz olduğu, babasının yardımıyla geçindiği ve evli olduğu anlaşılmaktadır. Tarafların, Tavşanlı 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 2007/42 Esas ve 2008/210 Karar sayılı ilamı ile boşandıkları ve davacı lehine 100,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği anlaşılmıştır....
Dosya kapsamından anlaşılacağı üzere; her ne kadar taraflar, boşanma davası sırasında düzenlenen sözleşme ile davalı kadına yoksulluk nafakası ödenmesini kararlaştırdıktan sonra anlaşmalı olarak boşanmış ise de; sözleşmede verilmesi taahhüt edilen nafaka türü, yoksulluk nafakası olup bu nafakanın kaldırılma şartları TMK’nın 176. maddesinde düzenlenmiştir....
Kendisine aylık 600,00 TL yoksulluk nafakası bağlanmıştır.Boşanmadan sonra asgari ücret seviyesinde ücretle çalışmaya başlamıştır. Günümüz ekonomik koşullarında aldığı nafaka ile geçinmesi mümkün olmadığına göre; işe girip çalışması zorunluluk arz etmektedir. Mahkemece; asgari ücretin yoksulluğu ortadan kaldırmayacağı, kaldırma talebi azaltma talebini içermekte olup, bu durumun nafaka miktarının indirilmesinde etken olarak dikkate alınacağı da değerlendirilerek, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır . SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Bu nedenle, davacı kadının yeniden usulünce ekonomik ve sosyal durumunun araştırılarak, sigortalı olarak çalışıp çalışmadığı, sürekli ve düzenli gelirinin bulunup bulunmadığı, geliri var ise kendisini yoksulluktan kurtaracak nitelikte olup olmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşüp düşmeyeceğinin, işten ayrılmış ise işten ayrılış nedeninin belirlenmesi, gerçekleşecek sonucuna göre yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesi gerekirken: bu konuda eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki ilk inceleme sırasında bu husus gözden kaçtığından yoksulluk nafakası yönünden kararın onandığı anlaşılmakla, davalı erkeğin karar düzeltme isteği bu yönden yerinde görülerek, kabulü ile, Dairemizin 16.05.2018 tarih 2016/17960 esas ve 2018/6339 karar sayılı kısmen onama ilamının yoksulluk nafakası yönünden kaldırılmasına, hükmün yukarıda gösterilen sebeple yoksulluk nafakası yönünden de bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki iştirak nafakasının artırılması ve yoksulluk nafakası davasınn mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, yoksulluk nafakası talebinin reddine, iştirak nafakasının artırılması talebinin kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde; tarafların ......
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tarafların anlaşmalı olarak boşandıklarını, boşanma ilamında yoksulluk nafakasına hükmedilmediğini, davacının 9 yıl geçtikten sonra böyle bir talepte bulunamayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, tarafların anlaşmalı boşandıkları, davacının boşanma davasında yoksulluk nafakası talep etmediği, kararın kesinleştiği, söz konusu kararın taraflar açısından kesin hüküm oluşturduğu, sonradan yoksulluk nafakası istenemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Ayrıca madde metninden de anlaşılacağı üzere yoksulluk nafakası isteminde bulunan tarafın kusurunun daha ağır olmaması gerekmektedir. Ancak yoksulluk nafakası, boşanmadan sonra yoksulluğa düşecek olan tarafı koruma amacına yönelik olduğu içindir ki, boşanmış olan yoksul tarafa verilecek olan yoksulluk nafakası, hiçbir surette diğer tarafa yükletilen bir ceza veya tazminat niteliğinde değildir. Şayet böyle olsaydı, sadece boşanmada kusuru olan eşten istenebilmesi gerekirdi. Oysa ki maddede açıkça belirtildiği gibi kusursuz eş dahi yoksulluk nafakası ödemekle yükümlüdür. Yoksulluk nafakası, bir bakıma evlilik birliği devam ettiği sürece söz konusu olan karşılıklı bakım ve geçindirme ödevinin devam ettirilmesi anlamını taşımaktadır (Akıntürk T./Ateş D: Türk Medeni Hukuku, Aile Hukuku, İkinci Cilt, Ocak 2019, s. 302). 15. Bunun yanında, yoksulluk nafakası istenebilmesi için istemde bulunan tarafın boşanma yüzünden yoksulluğa düşme tehlikesiyle karşılaşmış bulunması şarttır....
Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. O halde; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile davacı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarı az olup, hakkaniyete uygun olmayıp bozmayı gerektirmiştir....
Yoksulluk nafakasının amacı, nafaka alacaklısını zenginleştirmek değil, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşin asgari yaşam gereksinimlerini karşılamaktır. Nafaka miktarını tayinde, nafaka yükümlüsünün mali gücü önemli ise de, nafakanın niteliği ve davacının gerçekleşen ekonomik ve sosyal durumuna göre, tayin edilen yoksulluk nafakası aylık asgari ücretin dört katını aşmaktadır. Bu bakımdan aylık irat şeklinde takdir edilen yoksulluk nafakasının miktar olarak fazla olduğu; manevi tazminatın da, kişilik haklarına yapılan saldırının kapsamına, tarafların kusur derecelerine göre hakkaniyet ölçülerine (TMK. m.4) uygun olmadığı ve fahiş olduğu, hükmün bu yönlerden bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum....


