Kararda, davalı anneye 250 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir. Yoksulluk nafakası alan kişi aleyhine nafakaya hükmedilemeyeceğinden, mahkemece, açılan yardım nafakası davasının reddine karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme sonucu davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 19.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Ancak davalı/karşı davacının aldığı 200TL nafaka ile geçinmesi günümüz ekonomik koşullarında mümkün değildir. Aldığı nafaka ile gelirinin toplamı ise, davalıyı yoksulluktan kurtaracak düzeyde değildir. Zira yoksulluk durumu, günün ekonomik koşulları ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları değerlendirilerek takdir edilmelidir. Yoksulluk nafakası ahlaki ve sosyal düşüncelere dayanır....
-2- Yoksulluk nafakasının artırımına ilişkin davalarda; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarındaki değişikliğin, önce kurulan dengeyi bozup bozmadığı gözönünde bulundurulmalı, nafaka alacaklısının ihtiyaçlarını karşılayacak, nafaka yükümlüsünün gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyet ölçüsünde artırım yapılmalıdır. Yargıtay'ın bu konudaki yerleşmiş uygulamasına göre; nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir ve giderinde, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası .oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır....
kabulü ile aylık 300 TL yoksulluk nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmiş, kararın yoksulluk nafakası yönünden davalı tarafından süresinde temyizi üzerine, Dairemizin 5.12.2012 tarih 2012/4843 esas 2012/29332 karar sayılı kararı ile hüküm altına alınan yıllık nafaka tutarının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/2. maddesi gereğince temyiz edilebilme sınırı altında kaldığından bahisle temyiz isteğinin reddine karar verilmiştir....
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı erkek vekili tarafından yoksulluk ve tedbir nafakası yönünden temyiz edilmiştir. Temyizden sonra davacı kadın 12.01.2024 havale tarihli dilekçesi ile maddi ve manevi tazminat ile tedbir ve yoksulluk nafakası taleplerinden feragat ettiğini bildirmişse de; davacı kadın yararına hükmedilen maddi ve manevi tazminat davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Bu nedenle davacı kadının feragat beyanı nafakalar yönünden sonuç doğuracaktır. Buna göre temyiz incelemesi aşamasında ortaya çıkan tedbir ve yoksulluk nafakasına ilişkin feragat hususunda Mahkemece ek karar verilmesi gerekir. KARAR Açıklanan sebeple; Dosyanın hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, gönderme sebebine göre davalı erkek vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına 07.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen yoksulluk nafakası davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı, davalı ile anlaşmalı olarak boşandığını, halihazırda çalışmadığını, geçimi için aylık 600.00 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davacı ile anlaşmalı olarak boşandığını, davacının boşanma davası sırasında yoksulluk nafakası istediğini, mahkemenin davacının nafaka talebini reddettiğini ve boşanma kararının kesinleştiğini, kesin hüküm sebebiyle davanın reddini savunmuştur....
Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Somut olayda, tarafların 2010 yılında kesinleşen karar ile boşandıkları, boşanma kararı ile birlikte davacı lehine aylık 70,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği,eldeki davanın 31/10/2014 tarihinde açıldığı, davacının ev hanımı olduğu, yetim aylığı aldığı,davalının ise garson olduğu,asgari ücret ile çalıştığı anlaşılmaktadır....
Bu doğrultuda yerleşen Dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Somut olayda; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında boşanma davasından sonra olağanüstü bir değişiklik olduğu ileri sürülmemiştir. O halde; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yüksek nafaka takdiri doğru görülmemiştir....
Bir başkasıyla birlikte yaşayan kadının yoksulluk nafakası talebi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup dürüstlük kuralına da aykırıdır (MK. md.2). Bu sebeple hükmün yoksulluk nafakası yönünden bozulması gerektiğin düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum....
Davalıların vekili tarafından, davacının, iki kez boşandığı, yoksulluk nafakası alıp almadığının bilinmediği, özürlü maaşı aldığı, çocuklarının üniversite mezunu olduğu, annelerine bakma yükümlülükleri bulunduğu hususlarına değinilmiş; ancak, mahkemece, (davacı yönünden) yapılan savunmalara ilişkin olarak detaylı bir araştırma yapılmamış, zabıta araştırması ile yetinilmiştir. Yardım nafakası davalarında TMK'nın 316.maddesine göre mirastaki tertip sırasının dikkate alınması gerekir. Bu nedenle, mirastaki tertip gözetilerek, nafaka ile yükümlü bulunanların sosyal ve ekonomik durumlarının birlikte değerlendirilmesi sonucu davalılara tahmil edilebilecek nafaka miktarı öncelikle tespit edilmesi gerekir....


