"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının annesi ile davalının ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.06.2005 tarih 2005/64 E. 2005/128 K. sayılı kararı ile boşandıklarını, davacı için 150 TL iştirak nafakası takdir edildiğini, davacının 18 yaşını bitirmesi nedeniyle nafakanın kesildiğini ancak açıköğretim lisesinde eğitimine devam ettiğini belirterek aylık 450 TL yardım nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı dilekçesinde, emekli polis memuru olduğunu, davacının nafaka alabilmek için annesi tarafından açıköğretim lisesine kaydının yapıldığını, davacının 3 yıldır ... İlçesinde ......
Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir. Okumakta olan kişi kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise, ana babasından öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir. Ne var ki, bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır....
TMK’ nun 364. maddesine göre; “Herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.” TMK' nın 365. maddesinin 2. fıkrasında ; “Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir.” düzenlemesi yer almıştır. TMK' nın 328. maddesinin 2. fıkrasında; “Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.” düzenlemesi yer almıştır. Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir....
nun 364/1.maddesinde; "herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür", TMK.'nun 365/2 maddesinde; "dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir" düzenlemeleri yer almaktadır. Hukuk Genel Kurulunun 07.06.1998 tarih, 1998/656 E; 688 K.sayılı ilamında da; "...yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği..." vurgulanmıştır. Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır....
nun 364/1.maddesinde; "Herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür". Aynı Kanunun 365. maddesinin 2.fıkrasında davanın; davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibaret olduğu düzenlenmiştir. MK.'nun 328.maddesinde; "Anne ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, anne ve baba durum ve koşullara göre, kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler", düzenlemesi yer almıştır. Açıklanan yasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır....
na nafaka ödediğini, oğlunun 10/08/1985 doğum tarihli olduğunu, 18 yaşını doldurduğundan nafaka kesintisinin kaldırılmasına ilişkin talebinin, Uzunköprü İcra Müdürlüğü'nce mahkeme kararı mevcut olmadığından reddedildiğini, ret karararının kaldırılarak, maaşından yapılan nafaka kesintisinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, şikayetin reddine karar verilmiş, hüküm borçlu tarafından temyiz edilmiştir. 721 sayılı TMK'nun 328/1. maddesine göre, babanın çocuğuna yükümlülüğü reşit olmasıyla sona erer. Dolayısıyla, küçüğün reşit olduğu tarihte hükmedilen iştirak nafakası kanun gereği kendiliğinden sona ereceğinden, hükümde ayrıca belirtilmesine gerek yoktur . Küçük reşit olduktan sonra da eğitimine devam ediyorsa bu takdirde, kendisi yeni bir dava açarak yardım nafakası talebinde bulunabilir. Somut olayda; Uzunköprü Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1996/... Esas ve 1996/......
Mahkemece, gayri resmi evli olması nedeniyle davalı babası ile birlikte yaşamayı kabul etmeyen ve kaymakamlıktan aldığı yardımlarla kira ve gıda giderlerini karşılayan davacının yoksulluğa düşmeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 4721 sayılı TMK’ nun 364/1 maddesi uyarınca herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ile altsoyuna nafaka vermekle yükümlüdür. Bu nafaka, yardım edilmediği takdirde, zarurete düşecekleri muhakkak olan bu kimseler arasında karşılıklı bir dayanışma borcunu içerir. Nitekim davacı kalp hastası olduğunu ileri sürmekte olup ihtiyaçlarını aşevi karşılamakta ve mal varlığı yoktur. Yoksulluğa düşmüştür. Somut olayda; davacının yoksulluğa düştüğü ve ... isimli şahısla gayri resmi birliktelik yaşadığı sabittir....
Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir. Kişi kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise, yasa maddesinde sayılı kişilerden yardım nafakası isteyebilir. Ne varki; bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Bunun için belirlenen nafakanın nafaka isteyenin geçinmesi için gerekli, nafaka yükümlüsünün geliri ile orantılı olacak şekilde TMK 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir. Somut olayda, davacının davalı dışında 6 çocuğu daha olduğu nazara alındığında, mahkemeninde kabulünde olduğu gibi dava dışı bu çocuklarının da davacıya bakmakla yükümlü oldukları açıktır. Ne varki bu durum, davalının yukarıda da açıklandığı üzere kanuni ödev olan yardım nafakası yüklümlülüğünden sorumlu tutulmamasına gerekçe oluşturmaz....
TMK.nun 364. maddesine göre "Herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekte yükümlüdür". Yine aynı yasanın 328. maddesi uyarınca da "Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler" Ana-baba ve çocuk arasındaki yardım nafakasında refah şartı aranmaz ise de; yardım nafakası ile yükümlü tutularak kişinin de kendini geçindiremeyecek duruma düşürülmemesi asıldır. Somut olayda; davalı babanın %68 oranında özürlü olması nedeniyle malulen emekli olduğu, tekerlekli sandelye ile dolaştığı, 702,00 TL maaş alıp, bunun 150 TL'sini boşandığı eşine nafaka olarak ödediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda kendisi de bakıma muhtaç olan davalının 250,00 TL yardım nafakası ödemesi halinde geçim sıkıntısına düşeceği açıktır....
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere davacı lehine aylık 350 TL yardım nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, yardım nafakası talebine ilişkindir. Kural olarak; anne babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa ana ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür. (TMK m. 328/2) Diğer taraftan; herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. (TMK m.364) Eğitimine devam eden reşit birey, kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise anne babasından öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir....


