Ancak, ekonomik yönden daha güçlü olan nafaka yükümlüsü tarafından nafaka alacaklısı aleyhine açılan nafakanın kaldırılması veya indirilmesi istemli davalarda ise, HMK’nun 326. maddesinin uygulanması gerekmektedir. Buna göre, mahkemece; nafaka yükümlüsü davacı tarafından, nafaka alacaklısı olan davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabul edilmesi nedeniyle, reddedilen kısım yönünden vekille temsil edilen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından, borçlu aleyhine dayanak ilamda hükmolunan 2014 yılının Kasım-Aralık ayları ile 2015 yılının Ocak-Şubat aylarına ilişkin birikmiş yoksulluk nafakası bedeli ile ileride her ay için işleyecek aylık 250,00 TL nafaka alacağının tahsili için ilamlı icra takibi başlatıldığı, borçlunun icra mahkemesine yaptığı başvuruda; itfa iddiasıyla icranın geri bırakılmasını talep ettiği, mahkemece, borçlunun takibe konu nafaka bedelini ödediğine ilişkin dekont örneğini ibraz ettiği, ödemenin takibe konu nafakaya ilişkin olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile takibin geri bırakılmasına...
Davalı cevap dilekçesinde, davacı tarafın kusurlu olduğunu, nafaka talep etme hakkının bulunmadığını, ancak müşterek çocuk için gelirininde dikkate alınarak uygun görülecek miktarı ödemeye hazır olduğunu beyan etmiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilerek davacı için aylık 400,00 TL, müşterek çocuk için aylık 250,00 TL tedbir nafakasına hükmedilmiş, davacı eş yönünden verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 195.maddesi uyarınca, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır. Aynı yasanın 197.maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir....
Celp edilen Kulu İcra Müdürlüğünün 2012/231 Esas sayılı dosyasından; 03.04.2012 tarihinde davacı tarafından davalıya karşı 18.300 TL nafaka alacağının faizi ile birlikte tahsili için ilamsız icra takibi yapıldığı; borçlu (davalı) nun nihai kararda mahkemenin davacı tarafın nafaka talebini reddettiği bu nedenle nafakaya ilişkin ara kararın hükümsüz hale geldiğini beyan ederek 12.04.2012 tarihinde takibe itiraz ettiği; Borçlu tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır ....
Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda daha az miktar nafaka tayini yoluna gidilmişse de, hükmedilen nafaka miktarı hakkaniyete uygun bulunmamıştır. Zira, nafaka takdir edilirken, (nafaka alacaklısı) davacının ihtiyaçları ile, davalının (nafaka yükümlüsünün) gelirleri arasında bir denge kurulmalı; davalıyı nafaka ödemede zorlamayacak, ancak davacının da geçimini sağlayacak bir miktarın nafaka olarak takdiri gerekir. Mahkemece hükmedilen aylık 200 TL tedbir nafakası miktarı nafakanın niteliği de gözetildiğinde davalının geliri ile orantılı olmayacak şekilde çok düşük olup, hakkaniyetli değildir. Daha uygun bir nafakaya hükmedilmek üzere, kararın bozulması gerekmiştir....
Anılan ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19/04/2005 tarihli ve 2005/17-7 esas, 2005/37 sayılı kararında belirtildiği üzere, 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesinde düzenlenen ve şikâyete tabi bulunan nafaka hükmüne uymamak suçunun oluşabilmesi için, nafaka ödenmesinin kesinleşmiş bir mahkeme kararına dayanması, aylık nafakanın tahsili için icra takibine başlanılmış ve icra emrinin borçlu-sanığa tebliğ edilmiş olması, borçlunun ilamda yazılı ödeme koşullarına uymaması, aylık nafakaya hükmedilmesi halinde icra emrinin tebliği ile şikayet tarihi arasında işlemiş en az bir aylık cari nafaka borcunun bulunması, borçlu-sanık tarafından nafakanın kaldırılması veya azaltılması hususunda açılmış bir davanın bulunmaması, dava açılmış ise sonuçlanmış olması ve şikayet hakkının suçun işlendiğinin öğrenilmesinden itibaren 3 ay ve her halde işlenmesinden itibaren 1 yıl içinde kullanılması gerekmesi karşısında, somut olayda Ilgın...
a verdiği Tüketim Kooperatifine ait kartla davalının 2.415 TL harcama yaptığını, yaptığı bu ödemeler mahsup edildiğinde müvekkilinin birikmiş nafaka borcu olmadığı halde davalının 8.İcra Müdürlüğünün 2014/11083 dosyasında 3.403 TL birikmiş nafaka için takip başlattığını ileri sürerek, müvekkilinin davalıya birikmiş nafaka borcunun bulunmadığını tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının boşanma davasından önce kooperatif kartını kendisine verdiğini, boşanma davasının yargılaması sırasında kooperatif kartının davalı kadına verildiği belirtildiği, mahkeme tarafından da bu husus dikkate alınarak nafaka takdir edildiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir....
İcra Müdürlüğünün 2019/146748 esas sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi başlatıldığı, sanığın dava tarihinden karar tarihine kadar olan birikmiş nafaka borçlarını ve 2019 yılı Ekim ve Kasım aylarına ait birikmiş nafaka miktarlarını ödemediği gerekçesiyle şikayette bulunulduğu ve sanık tarafından verilmiş herhangi bir taahhüdün bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçun 2004 sayılı Kanun'un 344. maddesinde düzenlenen nafaka hükümlerine uymamak suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-Kabule göre de; sanığa icra emrinin tebliğ edildiği tarihinden itibaren işlemiş en az bir aylık cari nafaka borcu bulunması gerektiği, sanık müdafiine 18/12/2019 tarihinde yapılan icra emri tebliğinden sonra, 2018 yılı Ekim - 2019 Kasım aylarına ait birikmiş 11.200,00 Türk lirası nafaka yükümlüğünü yerine getirmediğinden bahisle şikayette bulunulduğunun anlaşılması karşısında, işleyecek aylık nafaka talebinin bulunmadığı, atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından başlatılan boşanma ilamında hükmedilen tedbir nafakası alacağına dayalı ilamlı icra takibinde, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; bu takipten önce aynı nafaka alacağına ilişkin olarak mahkeme ara kararına dayalı birikmiş ve işleyecek aylara ilişkin nafaka alacaklarını da içeren ilamsız icra takibi başlatıldığını ve derdest olduğunu, şikayete konu ilamlı icra takibinde de aynı döneme ilişkin birikmiş nafaka alacaklarının talep edildiğini belirterek mükerrerlik nedeniyle takibin iptalini talep ettiği ve ayrıca ödeme iddiasında bulunduğu, mahkemece her iki...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Nafaka Artırımı ve Aile Konutu Şerhi Konulması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı tarafından, nafaka artırımı davası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de; bu Kanuna, 31.3.2011 tarihli 6217 sayılı Kanunun 30. maddesiyle ilave edilen Geçici 3. maddede; Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin ve bu mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar, 1086 sayılı Kanunun 5236 sayılı Kanunla yapılan değişliklikten önceki 427 ila 454'üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı” öngörüldüğünden, kararın temyizi kabil olup olmadığı 1086 sayılı...


