Somut olayda; davacı dilekçesinde, nafakanın kaldırılmasını, icra dosyasına gelen ödemelerin davalıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir konulmasını ve haksız alınan 1.663,36 TL'nin istirdadını talep etmiştir. Mahkemece, bu taleplerden sadece nafakanın kaldırılması talebi değerlendirmeye alınmış, özellikle istirdat talebi hakkında hüküm kurulmamıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere, davacının tüm talepleri değerlendirilmeli, her bir talep için ayrı ayrı hüküm kurulmalıdır. Usul ve yasaya aykırı biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Mahkemece, tarafların boşandıktan sonra resmi bir evlilik ilişkisi olmadan 4 yıl birlikte yaşadıkları, birlikteliğin sona ermesinden sonra ödenmeyen nafaka alacağının yapılan takip ile tahsil edildiği, davacı tarafından nafakanın kaldırılması veya azaltılması talepli açılan davada sulh protokolü imzalandığı, bu protokol ile davalıya davacıya ait 2 adet taşınmazın kira bedelinin tahsis edildiği, davalının da 09.10.2008 tarihinden itibaren bu anlaşma kapsamı dışında başka bir ad altında herhangi bir talepte bulunmayacağının kararlaştırıldığı, sulh protokol tarihinin 05.02.2009, senet tanzim tarihinin 20.11.2004, vade tarihinin 01.03.2009 olduğu, senedin davalıya teminat amaçlı olarak verildiği, bu nedenle de senedin sulh protokolüne konu edilmediği, senedin artık gündeme getirilmeyeceği konusunda davalı tarafından davacı üzerinde yeterli güvenin sağlandığı, tarafların sıfatına ve davanın konusuna göre tazminat talebinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının senet...
gereği menfi tesbit (ve istirdat) davası genel hükümlere tabidir....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Nafakanın Kaldırılması, Menfi Tespit, İstirdat ve Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Uyuşmazlık ve hüküm nafakanın kaldırılması, menfi tespit, istirdat ve icra takibinin iptaline ilişkin olup, Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 12.05.2011 tarihli 2011/1 sayılı iş bölümü kararı gereğince inceleme görevi Yargıtay 3.Hukuk Dairesine aittir. SONUÇ : Yukarıda belirtilen sebeple dosyanın görevli Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Yüksek Başkanlığına gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi.12.04.2012 (Per.)...
Eşimden herhangi bir nafaka talebim yoktur" beyanında bulunmuş, takip eden celseye davacı gelmemiş, dosyanın işlemden kaldırılmasına ve takiben davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. HUMK.nun 92. maddesi uayrınca "kabul iki taraftan birinin diğerinin davada ki talebini kabul etmesidir ve kat'i hükmün sonucunu doğurur. Bu halde davacının celsede hazır bulunmamış olması nedeni ile dosyanın işlemden kaldırılmasına ve davanın açılmamış sayılmasına da karar verilemez, verilmiş olması da sonucu değiştirmez. Davalı nafakanın kaldırılması davasında dava edilmeyen bir konuda nafaka alacağının bulunmadığını da beyan etmiştir. Bu beyanı da "ikrar" mahiyetindedir. O nedenle nafakanın kaldırılması davasından önce doğmuş nafaka borcunun bulunmadığı da ikrar ile sabittir. Davanın yukarıdaki nedenlerle kabulüne karar verilmesi gerekir....
İcra Müdürlüğünün 2019/181 sayılı dosyası ile takibe konulan tedbir nafakası borcunun ödenmediğinden bahisle şikayette bulunularak, sanığın öncelikle birikmiş tüm nafaka borçları yönünden, bu mümkün olmaz ise cari nafaka borçları yönünden cezalandırılmasının talep edilmesi üzerine yapılan yargılama neticesinde,...İcra Ceza Mahkemesince sanığın 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, borçlu tarafından nafakanın azaltılması veya kaldırılması davasının açıldığı, davanın ...Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/114 esasına kayden derdest olduğu, ayrıca kararda tazyik hapsinin hangi aylara ilişkin nafaka borçları yönünden verildiğine ilişkin belirsizlik bulunduğu gözetilmeden itirazın bu yönlerden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü; Borçlu tarafından nafakanın azaltılması veya kaldırılması...
Mahkemece, davacı ... ......... tarafından açılan nafakanın artırılması davasının reddine, davalı karşı davacı ... tarafından açılan nafakanın kaldırılması davasının reddine, davalı-karşı davacının nafaka miktarının azaltılması talebinin kabulü ile davacı ... .........'a ödenen aylık 175,00 TL yoksulluk nafakasının karşı dava tarihi olan 09.01.2013 gününden itibaren 50,00 TL indirimle aylık 125,00 TL olarak ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 5219 ve 5236 sayılı yasalar ile HUMK'nın 427.maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 01.01.2013 tarihinden itibaren ....820,00 TL'ye çıkarılmıştır. ... ... Genel Kurulunun 06.04.2005 tarih ve 2005/...-169 E- 235 K. sayılı kararı ile nafaka davalarında temyiz ve karar düzeltmede yıllık nafaka miktarının dikkate alınacağı açıklanmıştır. Hüküm, yıllık nafaka (farkı) miktarı itibariyle kesin niteliktedir....
Davalı karşı davacı vekili, cevap dilekçesinde; müvekkilinin hükmedilen nafakayı düzenli olarak ödediğini, davacının nafakanın artırılmasına yönelik olarak talebini haklı gösterecek herhangi bir durum olmadığını; bununla birlikte, müvekkilinin maddi durumunda gerileme yaşandığını, nafakanın ortadan kaldırılması şartlarının böylece oluşmuş olduğunu, mahkemece aksi kanaatte olunması halinde ise nafakanın ancak TÜİK tarafından açıklanan ÜFE oranında artırılabileceğini istenen nafaka artışının fahiş olduğunu beyanla davanın reddi ile karşı davasının kabulüne .... 1 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/332 Esas-2013/436 karar sayılı ilamı ile hükmedilen nafakanın kaldırılmasına, aksi kanaate ise azaltılmasına karar verilmesini talep etmiştir....
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; tarafların 1983 yılında evlenip; 30.06.2008 tarihinde anlaşmalı boşandıkları; protokol hükmü gereğince davacının hali hazırda davalıya 300,00 TL yoksulluk nafakası ödediği, nafaka alacaklısının; ev hanımı olduğu, annesine ait evde annesi ile birlikte yaşadığı, nafaka yükümlüsü davacının; emekli olduğu, davacının davalı aleyhine ....04.2009 tarihinde de nafakanın kaldırılması davası açtığı, ........2009 tarihli ilam ile davanın reddedildiği; eldeki nafakanın indirilmesi davasının ise 03.05.2010 tarihinde açıldığı, boşanma tarihinden sonra tarafların ekonomik durumunda nafakanın indirilmesini gerektiren bir farklılığın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, ..........
Dava, nafakanın indirilmesi istemine ilişkindir . Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; 6100 sayılı HMK 26.maddesi (HUMK 74.Madde) gereğince; hakim iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Mevcut yargılama dosyasında; yoksulluk nafakasının kaldırılması yönünde usulunce yapılmış bir ıslah olmaksızın, nafakanın indirilmesi istemiyle açılan iş bu dava da davalı ... yönünden yoksulluk nafakasının kaldırılması cihetine gidilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. ....


