WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 25 Haziran 2026

Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından maddî ve manevî tazminat miktarları, yoksulluk nafakası talebinin reddi ve müşterek çocuk yararına hükmedilen iştirak nafakası miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddesi hükümleri dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir....

Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Dosya kapsamından, son yoksulluk nafakası artırımının 24.11.2005 tarihli dava ile 170TL'den 240TL olarak yapıldığı ve 01.01.2006 tarihinden itibaren nafakanın yıllık TÜFE oranında artırılmasına karar verildiği, davacı Meral'in ev hanımı olduğu, aylık 500TL kira gideri olduğu, davalının ise 3.972TL emekli maaşının bulunduğu, evli ve ikisi üniversitede, biri lisede okuyan çocuklarının olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında en son nafaka artırım davasından sonra olağanüstü bir değişiklik olduğu ileri sürülmemiştir....

Somut olayda; mahkemece... için takdir edilen aylık 100,00 TL iştirak nafakasının 150,00 TL artırılarak aylık 250,00 TL ye çıkartılmasına hükmedilmiştir. Yargılama sırasında yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırması sonucunda davalının ... de montoj operatörü olarak aylık 1000,00 TL gelir ile çalıştığı, bakmakla yükümlü olduğu eşi ve... dışında bir çocuğunun daha olduğu tespit edilmiştir. Davalının sosyal ve ekonomik durumu ve mahkemece... lehine hükmedilen iştirak nafakası birlikte gözönüne alındığında,... lehine hükmedilen aylık 250,00 TL iştirak nafakası takdir edildiği tarihe göre fazla olup, davalının yaşam koşullarını zorlayacak niteliktedir. Bu nedenle davalının sosyal ve ekonomik durumu, bakmakla yükümlü olduğu kişi sayısı, çocuğun yaşı ve ihiyaçları da dikkate alınarak, mahkemece müşterek çocuk... lehine hakkaniyete uygun aylık iştirak nafakası takdir edilmesi gerekir....

Ancak; mahiyeti itibarı ile istenilen nafaka yardım nafakasıdır. Somut olayda mahkemece 02.03.2013 tarihli tensip zaptı ile davacı için 400,00 TL tedbir nafakası takdir edilmiş, hükümde belirlenen tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar devamına, kararın kesinleşme tarihinden itibaren 600,00 TL'ye çıkarılarak yardım nafakası adı altında davalıdan alınmasına karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece; talep edilen nafaka hakkında farklı kararlar verilmek suretiyle gerek nafaka miktarının takdirinde, gerekse de hükmün infazında çelişki yaratacak şekilde karar oluşturulmuştur....

Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Somut olayda; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında boşanma davasından sonra olağanüstü bir değişiklik olduğu iddia ve ispat edilmemiştir. O halde; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yüksek nafaka takdiri doğru görülmemiştir....

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz (TMK m. 175). Toplanan delillerle, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-davacı'(nın) daha ağır kusurlu olmadığı, boşanma sonucu yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. O halde, davalı-davacı yararına geçimi için diğer tarafın mali gücü oranında uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken isteğin reddi doğru görülmemiştir. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 01.06.2015 (Pzt.)...

Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının, kusur belirlemesinin buna bağlı olarak kusurun derecesi, davaların kabulü ile tazminat ve nafaka şartları ile tefrik kararı yönünden usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile davaların kabulü, kusur belirlemesi, tefrik kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin (1) inci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine, kadın ve çocuklar yararına belirlenen nafaka miktarlarının, günün ekonomik koşulları, nafakanın niteliğine 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakasının miktarının az olduğu, kadın, Mahkemenin açıklama istemi üzerine 01.10.2021 tarihli dilekçesinde boşanmanın eki niteliğindeki maddî ve manevî tazminat dışında tazminat talebi olmadığını açıkladığı halde, Mahkemece harç yatırılmadığından bahisle çeyiz ve düğün masraflarına...

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen iştirak nafakası davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davada; davacı tarafından müşterek çocuk için iştirak nafakası talep edilmiş; mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı tarafından talep edilen nafaka niteliği itibari ile iştirak nafakası olup, mahkemece müşterek çocuk ... için takdir edilen nafakanın tedbir nafakası olarak nitelendirilmesi doğru görülmemiş ancak bu husus sonuca etkili olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır....

Somut olayda, davacı dava dilekçesinde; kendisi ve müşterek çocuk için tedbir nafakası talep etmiş, mahkemece hükmün 1 numaralı bendinde davacının yoksulluk nafakası talebinin kısmen kabulüne şeklinde karar verilmiştir. Mahkemece, talep yoksulluk nafakası olarak isimlendirilmiştir. Eldeki davada talep edilen nafaka, dava dilekçesinin içeriğine göre, tedbir nafakası mahiyetindedir. Mahkemece nafaka türünün yanlış nitelendirmesi talebin esasını değiştirmez. O halde, mahkemece; davanın ayrı yaşama nedenine dayalı bir tedbir nafakası davası olarak nitelendirilmesi gerekirken, yoksulluk nafakası olarak nitelendirilmesi ve yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiştir....

Somut olayda; bozma ilamı ile davacı tarafın ayrı yaşamda haklı olduğu kabul edilmiş, bunun yanında davalı kocanın sosyal ve ekonomik durumunun teferruatlı bir şekilde araştırıldıktan sonra, tesbit edilen geliri ile orantılı olacak ve ödemede zorlanmayacak şekilde nafakaya hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda yeniden davalının sosyal ekonomik durum araştırması yapılarak ilk kararda belirlenen nafakadan çok daha az miktar nafaka tayini yoluna gidilmişse de, hükmedilen nafaka miktarı hakkaniyete uygun bulunmamıştır. Zira, mahkemece, bozma ilamı öncesi davalının kolluk vasıtası ile tespit edilen sosyal ekonomik durumu ile bozma sonrası tespit edilen durumu arasında esaslı bir farklılık bulunmadığı anlaşılmış olmasına karşın, mahkemece, tedbir nafakasının niteliği de göz önüne alınmaksızın, ilk hükmedilen nafaka miktarından bu kadar fazla indirim yapılması hakkaniyete uygun değildir....

UYAP Entegrasyonu