Davalı vekili cevabında, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilin gelir durumunun nafakayı karşılayacak güçte olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece; davacının anlaşmalı boşanma davasında yoksulluk ve iştirak nafakası talep etmemesi nedeniyle yoksulluk nafakası talebinin reddine, iştirak nafakası talebinin kısmen kabülü ile 650 TL nafakaya hükmedilmiştir. Medeni Kanunun 182/2.maddesinde “Çocuk kendisine tevdi edilmemiş olan taraf, kudretine göre onun infak ve terbiye masraflarına iştirak ile mükelleftir” hükmüne amirdir. İştirak nafakasının miktarı tayin edilirken tarafların mali ve sosyal durumları ile çocuğun giderlerinin dikkate alınması gerekir....
Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Dosya kapsamından, son yoksulluk nafakası artırımının 24.11.2005 tarihli dava ile 170TL'den 240TL olarak yapıldığı ve 01.01.2006 tarihinden itibaren nafakanın yıllık TÜFE oranında artırılmasına karar verildiği, davacı Meral'in ev hanımı olduğu, aylık 500TL kira gideri olduğu, davalının ise 3.972TL emekli maaşının bulunduğu, evli ve ikisi üniversitede, biri lisede okuyan çocuklarının olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında en son nafaka artırım davasından sonra olağanüstü bir değişiklik olduğu ileri sürülmemiştir....
Velayet değiştirilmeden çocuğa bakan iştirak nafakası davası açıp iştirak nafakasına hükmolunduktan sonra çocuk velayetinde bulunduğu tarafın yanına giderse bu taraf nafakanın kaldırılmasını her zaman isteyebilir ve nafaka kaldırılır. Açıklanan nedenlerle davacı anne yanında kalan ve anne tarafından bakılan ortak çocuk için hakkaniyete uygun (T M K 4. maddesi ) bir miktarda iştirak nafakasına hükmolunmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir....
tarafın yoksulluk nafakası talebinin mevcut olmadığının ve mahkemece müşterek çocuk için hükmedilen 300 TL iştirak nafakasının dava tarihinden kesinleşme tarihine kadar tedbir nafakası; kesinleşmeden sonra ise iştirak nafakası olduğunun anlaşılmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 123.60 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 09.03.2015 (Pzt.)...
nafaka ve tazminatlar yönüyle, davalı-davacı kadın tarafından ise nafaka ve tazminatların miktarları yönüyle temyiz edilmiştir....
un velayetinin davacı anneye verildiği ve çocuk lehine aylık 130 TL iştirak nafakasına karar verildiği görülmüştür. Taraflar hakkında mahkemece yaptırılan ekonomik ve sosyal durum araştırmasında, davacının asgari ücretle çalıştığı, iki çocuğu ile birlikte babası evinde ikamet ettiği, davalının ise şoför olarak çalıştığı, 1.500 TL geliri olduğu, 500 TL karşılığında eşi ve eşinin önceki evliliğinden olan çocuğu ile birlikte kirada oturduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, mahkemece; nafakanın niteliği, nafaka yükümlüsü davalı babanın tespit edilen gelir durumu, müşterek çocuk ...için daha evvel hükmedilen nafaka tarihi ile eldeki dava arasında geçen süre, müşterek çocukların yaşı ve ihtiyaçları nazara alındığında, müşterek çocuk ...için artırılan iştirak nafakası miktarı ile müşterek çocuk ...için ise hükmedilen iştirak nafakası miktarı az olup, TMK'nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine aykırı görülmüş ve bozmayı gerektirmiştir. .../......
Md. 182) Bu madde uyarınca, ilamda hüküm altına alınan iştirak nafakasının alacaklısı, müşterek çocuk olmayıp, velayet hakkı kendisine verilen eştir. Velayet hakkı küçüğün reşit olması ile sona ereceğinden, bu tarihte iştirak nafakasının da sona ereceği tabidir. Ancak çocuğun reşit olduğu tarihe kadar ödenmeyerek biriken nafaka alacağı bulunduğu takdirde, velayet hakkı kendisine verilmiş olan eş tarafından çocuğun reşit olduğu tarihten sonra da bu alacak takibe konu edilerek ödenmesi istenebilir. TMK'nun 328. maddesine göre de, babanın çocuğuna bakma mükellefiyeti onun reşit olmasıyla sona erer. Küçük reşit olduktan sonra da eğitimine devam ediyorsa bu takdirde, kendisinden yeni bir dava açarak yardım nafakası talebinde bulunabilir. Küçük reşit olduğu tarihte, hükmedilen iştirak nafakası kendiliğinden sona erer....
AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 10/04/2014 NUMARASI : 2013/609-2014/231 Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkilinin davalının kızı olduğunu, reşit olmasına rağmen eğitim hayatının devam ettiğini iddia ederek, daha evvel davacı lehine hükmedilen 150 TL iştirak nafakasının 400 TL'ye arttırılmasını talep ve dava etmiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, aylık 150 TL olan nafakanın 300 TL'ye arttırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Somut olayda, davacı Gözde dava tarihi itibariyle reşittir. Böylece yasa gereği iştirak nafakası son bulmuştur. Dolayısı ile arttırılması istenebilecek bir iştirak nafakası bulunmamaktadır....
Mahkemece; davacı anne için yoksulluk nafakası 103 TL'ye yükseltilmesine karar verilmiş, müşterek çocuk ... için iştirak nafakasının 190 TL'ye yükseltilmesine, diğer davacı müşterek çocuk ...'nın reşit olduğu için iştirak nafakası artırım talebinde bulunamayacağından bahisle, ... yönünden davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının bütün, davacıların sair temyiz itirazları yerinde değildir. TMK'nun 364.maddesi "Herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür" hükmünü getirmiştir....
Hukuk Genel Kurulunun 30.03.2005 gün ve 196-239 sayılı kararında da nafaka davalarında temyiz edilebilirlik sınırının belirlenmesinde, bağlanan yıllık nafaka miktarının gözetileceğini açıklanmıştır. Benimsenen bu ilkeler doğrultusunda gerek temyiz, gerekse karar düzeltmelerde üst sınır yıllık nafaka miktarıyla belirlenmelidir. Somut olayda hükmedilen yıllık iştirak nafakası miktarı 2.190 TL.'yi aşmadığından Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/2. maddesi gereğince temyiz edilebilme sınırı altında kalan nafaka takdirine ilişkin karar kesindir. Bu itibarla temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeplerle miktarı itibarıyla kesin hükme yöneltilen temyiz dilekçesinin REDDİNE, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, oybirliğiyle karar verildi. 10.01.2017 (Salı)...


