Bu nedenle mahkemece dava konusu tüm taşınmazlara ait tapu kayıtları ile kadastro tutanakları dayanak belgeleriyle birlikte getirtilmeli, bu kayıtlar nüfus kayıtlarıyla bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir. Nüfus müdürlüğünden, tapu kayıtlarında malik olarak görünen “... kızı ...” ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı hususunda yapılan araştırma sonucu “... kızı 1943 doğumlu ...” isimli bir şahısın nüfus kaydının bildirildiği görülmüştür. Mülkiyet nakline neden olunmaması için bu şahsın duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazda mülkiyet iddiası bulunup bulunmadığı sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
Böyle bir dava sonucunda, kaydının düzeltilmesi istenen kişinin, o tarihe kadar kayıtlı olduğu haneden çıkıp, başka bir haneye tescil edilecek olması da, davayı soybağı davası haline dönüştürmez. Bilindiği üzere, çocuk ile ana arasındaki soybağı doğumla; baba arasındaki soybağı ise ana ile evlilik, tanıma ve hâkim hükmü ile kurulur. Esasen, soybağına ilişkin uyuşmazlıklarda, kişisel durum ile ilgili nüfus kaydında yer alan bilgi "doğru" olarak doğmuş ve kütüğe tescil edilmiştir. Bu doğru kayıt, daha sonra açılan bir dava, soybağının reddi veya sonradan evlenme yoluyla soybağına itiraz veya tanımaya itiraz veya tanımanın iptali yahut da Af Kanunları ile yapılan nesep düzeltmeye itiraz ile teknik olarak bir yanlışlığa dönüştürülmektedir. Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında ise, resmî sicilin belgelediği olgunun doğru olmadığı, baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmesi söz konusudur....
ın üç çocuğu olduğunun bilindiği ve nüfus kayıtlarında da bu şekilde göründüğü anlaşılmakla nüfus kaydında kardeşi olarak gözüken ...'ın, gerçekte annesinin ... olduğu ispatlanamadığından, tespit hükmü de kurulamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dava, nüfus kaydının düzeltilmesi istemine ilişkindir. Nüfus kayıtlarının düzenli ve gerçeğe uygun olarak tutulması kamu düzeni ile ilgilidir. Bu bakımdan hakim resen araştırma ilkesinin sonucu olarak kendiliğinden delil toplama yetkisine sahiptir. Nüfus kayıtlarındaki istemlerle ilgili davalarda, mahkemelerin hiç bir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunduğundan; mahkemece, sadece taraf ve tanık beyanları ile yetinilmeyip iddia ile ilgili olarak ... ile ... arasında DNA testi yaptırılıp alınacak rapor da gözetilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir....
İşte bu noktada, nüfus kütüğünde yer alan doğru olmayan kayıtlar, ilgilileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından açılacak olan kayıt düzeltme davası ile gerçek durumuna uygun hale getirilebilir ki, bu dava uygulamada nüfus kaydının düzeltilmesi davası olarak adlandırılmakta olup zamanaşımı ve hak düşürücü süreye bağlı olmayan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalarda, her türlü kanıta başvurulabilir (YHGK'nin 11.02.1998. tarihli ve 2-87/77 E-K sayılı kararı). Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında, nüfus kaydının gerçek durumu yansıtmadığı, baştan yanlış olarak kütüğe geçirildiği söz konusudur (HGK'nin 30.01.2008 gün 2008 tarihli ve 2-36-47 E-K sayılı kararı). Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davacı ... ile davalı ...'in 19.01.1973 tarihinde evlendikleri, nüfus kaydına göre 1981 doğumlu ..., 1982 doğumlu ..., 1984 doğumlu ..., 1988 doğumlu ... ile 1997 doğumlu ... adında beş müşterek çocuk dışında kaydı iptali istenilen ...'nın da müşterek çocuk olarak kayıtlı olduğu, ...'...
Hükmü davalı idare vekili temyiz etmiştir. 1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere göre davalı idare vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir. 2-Dava konusu taşınmazın tapulama tutanağının incelenmesinde; taşınmazın vergi kaydına istinaden "... oğlu ... ile kızları ... ve ..." adlarına tespit edildiği görülmektedir. ... 'in nüfus kaydının incelenmesinde, ... isiminde oğlu ile ... isminde kızının bulunduğu anlaşılmaktadır. Nüfus kaydının düşünceler kısmında "...'nin aynı köy 6 hanede kayıtlı " ... oğlu ..." ile evli olduğu ve ayrıca ... de kayıtlı "..." adlı çocuğu bulunduğu yazılıdır. ...'ın nüfus kaydının incelenmesinde, kaydın düşünceler bölümünde aynı köy 19 hanede kayıtlı ... ve ... kızı "..." ile evli olduğu yazılıdır". ./.. 2009/12815-13266 -2- Ayrıca ...'nin çocuğu olduğu bildirilen "...'...
Dosya arasına alınan Manisa 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2007/212-586 sayılı mirasçılık belgesi verilmesi istemli davasından, “... kızı ...”nin nüfus yazımından önce ölü olduğu, nüfus kaydının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, kaydı düzeltilmesi istenen “... kızı ...”nin doğum ve ölüm kaydının nüfus kütüğüne işlenmesi için davacıya süre verilerek, tapu ve nüfus kaydı arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi yerine, nüfus kaydı bulunmayan tapu kayıt malikine baba adı eklenmesi suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Ayrıca, tapu sicilindeki yanlışlıklardan kaynaklanan davalarda yasal hasım, kayıtları tutmakla görevli ve sorumlu tapu sicil müdürlükleridir. Bu nedenle dava doğrudan tapu sicil müdürlüğüne yöneltilmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.3.1999 tarihli ve 1999/14-165-149 sayılı kararı da bu yöndedir. Somut olayda, Hazine de hasım gösterilerek dava açılmıştır....
Asliye Hukuk ve ... 10. Aile Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, nüfus kaydının düzeltilmesi istemine ilişkindir. ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesince; uyuşmazalığın soybağının kurulması istemine dayalı olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir ... 10. Aile Mahkemesince ise; uyuşmazlığın 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesi uyarınca nüfus kaydının düzeltilmesine yönelik olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. Dayanak belgelerindeki bilgilerin aile kütüklerine işlenmesi sırasında yapılmış bir maddî hata söz konusu değil ise, aile kütüğünün herhangi bir kaydında düzeltme veya değişiklik ancak mahkeme kararı ile yapılabilecektir....
Dayanak mahkeme kararı ile ölü kaydının diriye, diri kaydının da ölüye çevrilmesi nedeniyle şahıs mağduriyetinin doğduğu" gerekçesiyle gerçeğe aykırı olan kararın düzeltilmesi için kanun yararına temyiz yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Nüfus kaydında sağ gözüken kişinin ölü olduğunun tespiti için açılan davada, öldüğü iddia olunan kişinin tüm mirasçılarının davacı veya davalı olarak yer alması gerekir. İncelenen dosyada, ölü ...'ın mirasçılarının davaya dahil edilmediği görülmektedir. Hâkimin nüfus kayıtlarında düzeltme yaparken, kayıtlar arasında çelişki meydana getirmemeye ve hayatın doğal akışına ters düşecek durumlara yol açmamaya özen göstermesi gerekir. Mahkemece re'sen gözetilmesi gereken taraf teşkili sağlanmadan davanın esasına girilerek hüküm kurulması, ayrıca mahkeme kararı ile ölü kaydının diriye, diri kaydının da ölüye çevrilmesi nedeniyle şahıs mağduriyetinin doğması, nüfus kayıtlarında çelişki yaratacak şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur....
Yukarıda özetlenen dava dilekçesi içeriğine göre, dava nüfus kaydının düzeltilmesi istemine ilişkin olup, ...'nün kaydının istem gibi düzeltilmesi durumunda, kayden babası olan ...'nün sağ eşi davacı ... dışındaki mirasçılarının da hukukunu ilgilendireceği gözetilerek bunların tespiti ile yöntemince davaya katılmalarının sağlanmasından sonra toplanan ve toplanacak olan kanıtlara göre oluşacak sonuç doğrultusunda hüküm kurulması gerekirken, bu husus yerine getirilip taraf teşkili sağlanmadan, işin esası hakkında karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi....
in ölüm tarihinin düzeltilmesi ve evlilik kayıtlarının iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı nüfus müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı tarafından davalı nüfus müdürlüğüne karşı açılan davada; davacının anneannesinin annesi ...'un ölüm tarihinin düzeltilmesi ve ...'un evlilik kayıtlarının iptali istenilmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava sonuç itibariyle ve miras hukukunu ilgilendiren, nüfus kaydının düzeltilmesi davası olup, kaydının düzeltilmesine karar verilmesi istenilen ...'un veraset ilamına göre tüm mirasçılarının davalı sıfatı ile davaya katılmaları gerekirken, mahkemece re'sen gözetilmesi gereken bu durum nazara alınmadan ve taraf teşkili de sağlanmadan davanın esası hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir....


