Davacı, anne adının düzeltilmesini istediğine göre, çoğun içinde azı da vardır kuralı uyarınca düzeltme isteminin tespiti de kapsayacağı dikkate alınarak, her ne kadar ölü kişinin ismi değiştirilemez ise de; dosyada bulunan ve toplanacak kanıtlara göre koşulları oluştuğu takdirde davacının kendi nüfus hanesinde annesi olarak görünen “...” ile Cilt No: ..., Hane No: ..., BSN: ...'da nüfusa kayıtlı bulunan, ... ve ...'den olma, ... 01/07/1887 doğumlu, ... T.C.Kimlik Numaralı “...”nin aynı kişi olduğunun tespitine ve kayıtlar arasında bu şekilde bağ kurulmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerektiği dikkate alınmadan yerinde olmayan gerekçe ile davanın kabulüne ve davacının annesinin hanesinde “...” olarak yer alan isminin “...” olarak düzeltilmesine karar verilmesi doğru görülmemiştir....
Somut olayda; dava konusu taşınmazların tapulama tutanaklarının tespit tarihinin 12-13.5.1977 tarihleri olduğu, davacıların murisinin ise 04.09.1975 tarihinde vefat ettiği ancak tapulama tutanaklarında tespit malikinin “ölü” olduğunun belirtilmediği görülmektedir. Mahkemece, dosyadaki veraset ilamına göre... Köyü, Cilt:26, Hane:45’de nüfusa kayıtlı olduğu anlaşılan davacıların murisi ...’in eş ve çocukları ve tüm kardeşleri ile anne-baba ve bunların üst soylarını gösterir nüfus aile kayıtları getirtilmeli, tapu kayıtlarında malik görünen “... kızı, ...” ile aynı kimlik bilgilerine sahip kişi veya kişilerin mevcut olup olmadığı nüfus müdürlüğünden yeniden sorulup araştırmalı, hala tereddütler giderilemediği takdirde mahallinde keşif yapılarak tanıklar ve bilirkişiler de taşınmaz başında dinlenerek bir karar verilmelidir....
Mahkemece yapılması gereken iş ...’nın tapulamada sayılan çocukları ... ...,..., ...ve ...’nin nüfus kayıtları tek tek araştırılmalı, tapulama bilirkişilerinden sağ olanlar ölü iseler tespit edilecek mahalli bilirkişiler ve davacı tanıkları ile taşınmazlar başında keşif yapılmalı, nüfus idaresinden tapu malikleri ile aynı isimli kişilerin kayıtları istenilerek incelenmeli ve sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması doğru görülmediğinden hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, 17.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir. Somut olayda; dava konusu taşınmazlardan 352 ada 42 sayılı parsel kadastro tespiti ile ölü ... mirasçıları adına, 35 sayılı parsel ise ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı, "..."in soyadının "..." olduğunu ileri sürmektedir. Mahkemece ... ...'un nüfus kaydı getirtilmeksizin tanık anlatımlarına itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Tapuda isim düzeltilmesi davalarında mülkiyet değişikliğine neden olmamak için kayıt maliki ile ismi düzeltilen kişinin aynı kişi olduğu konusunda tam bir kanaatin oluşması zorunludur. Mahkemece taşınmazın tapu kayıtları, dayanakları ve nüfus kayıtları getirtilerek incelenmiş ise de nüfus kayıtları getirtilmeksizin uyuşmazlığın giderilmesi mümkün değildir....
in anneleri olduğunu iddia ederek nüfus kaydının düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalılar ... ve davalı Hazine vekilleri ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin 14.07.2017 tarihli kararı ile kadın şairlerden olan ...hanım'ın hem ...'ın hemde ...'in anneleri olduğu, ölü kişilerin kayıtlarında düzeltme yapılamayacağı gerekçesi ile davanın kabulüne, ... ile ...'in nüfus kayıtlarında anneleri olarak görünen ... ve ... 'in, ...olduğunun tespitine, nüfus kaydında düzeltme işlemi ölü kişilerle ilgili olduğundan bu yöndeki düzeltme işleminin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... idaresi tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur....
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir. Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir. Tapu Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece nüfus müdürlüğünden yapılan araştırma sonucunda dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip başka kişilerin de mevcut olduğu tespit edilmiştir. Bu kişi veya kişiler, ölü iseler mirasçıları duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak mülkiyet aktarımına yol açmayacak şekilde bir karar verilmelidir....
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015-747 sayılı dosyası ile görülen kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında temsil edilmek üzere, 2 parsel sayılı taşınmaz malikleri ... kızı ...ile ...'na kayyım atanması istenilmiş; mahkemece, davanın kabulü ile kayıt malikleri ... kızı ...ile ...'na kayyım atanmasına dair verilen karar ... vekili tarafından, “Milli Emlak Müdürlüğü ve ... Mahallesi Muhtarlığı tarafından düzenlenen tutanak içeriğine göre, ...'nun ölü olduğunun ve 1925 doğumlu ... isimli oğlunun bulunduğunun tespit edildiği, bu nedenle ... yönünden kayyım atanmasının doğru olmadığı” gerekçesi ile temyiz edilmiştir. Dosya arasında bulunan, ... Mahallesi Muhtarlığı tarafından düzenlenen 08.04.2016 tarihli tutanakta; ölü “...'nun, 1925 doğumlu ... adındaki oğlunun nüfus kayıtlarında soyadının ... olarak yer aldığı, adı geçenin 1989 yılında vefat ettiği, T.C. Kimlik Numarası bildirilen ... ... adlı oğlunun ise halen sağ olup ......
K A R A R Davacı dava dilekçesinde, nüfus kayıtlarında ölü eşi ...'den müşterek çocuğu olarak görünen ...'in, gerçekte ... ile ...'in evlilik dışı ilişkisinden dünyaya geldiğini ileri sürerek, nüfus kayıtlarının gerçeğe uygun şekilde düzeltilmesini istemiş; mahkemece, aile mahkemesi sıfatıyla yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmiştir. 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun görevin belirlenmesi ve niteliği başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu husus mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmesi gerekir. HMK uyarınca, olayları açıklamak taraflara hukuki niteleme hakime aittir....
O halde; mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde ilgili Nüfus Müdürlüğü ve Zabıta aracılığıyla gerekli araştırmanın yapılması, dava konusu taşınmazın tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile varsa aynı kimlik bilgilerine sahip kişilerin veya mirasçılarının dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup-bulunmadığının kendilerinden sorulması, mahallinde keşif yapılarak çekişmeli taşınmazın halen kim veya kimlerin zilyetliğinde olduğunun, tanıklar, mahalli bilirkişiler ve sağ iseler 03/01/1974 tarih ve 38 yevmiye nolu satış akdinde tanık olarak yer alan Niyazi Gülenoya ve Neriman Demirçay'ın dinlenerek açıklığa kavuşturulması, varılacak sonuç çerçevesinde mülkiyet aktarımına yol açmayacak şekilde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Davalı ... Müdürlüğünün bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir....
Muris adına kayıtlı ... kaydının incelemesinde ..., ..., ...-2 Mahallesi, 220 parsel sayılı taşınmazın 19.07.1955 tarihli tapulama tutanağına göre T.Sani-1299 tarih ve 13 numaralı ... kaydıyla ve harita musibince Pravadi muhacirlerinden ... oğlu ...’nın uhde-i tasarrufunda ise de ...’nın öldüğü ve kaç senesinde öldüğü kimleri mirasçı bıraktığı kati olarak bilinemediği muhtar ve bilirkişilerin beyanlarından anlaşılmakla kayden malik görünen ölü ...’nın mirasçılarına tahdit ve tespit yapıldığı, ... Nüfus Müdürlüğünden getirtilen ve bilirkişi vasıtasıyla tercümesi yapılan ... nüfus kayıtlarında ölü ... ve ölü ...’dan olma ...’nın 1873 yılında Pravadi’de doğduğu ve 1916 yılında öldüğü, ölü ... ve ölü Havva’dan olma eşi Hatice’nin ise 1925 yılında öldüğü, ... ve ...’nın müşterek çocuklarının 1903 ... doğumlu ... ve 1906 Balaban doğumlu ... olduğu, güncel nüfus kayıtlarının incelenmesinde ise ......


