(TBK madde 39) Sözleşme iptal edilmekle yapıldığı andan itibaren ortadan kalkacağı için, yerine getirilen edim istihkak davası (tapulu taşınmazlarda iptal ve tescil davası), bunun mümkün olmadığı hallerde sebepsiz zenginleşme davası ile geri istenebilir. 3.3. Değerlendirme Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yukarıda (V/3.2.) numaralı paragrafta açıklanan yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. VI....
’lu dairenin tamamının TBK 19. maddesi gereğince muvazaa nedeniyle tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini, olmadığı taktirde taşınmazların rayiç bedellerinden fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 10.000 TL’nin 19.09.2002 cayma tarihinden itibaren işleyecek faiziyle ödenmesini, satış vaadi sözleşmesinde yer alan cezai şarta ilişkin düzenleme gereğince fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 1.000 TL’nin 19.09.2002 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı ...’tan tahsilini istemiştir....
seri numaralı çeklere ilişkin ibraz süresi içerisinde müvekkili tarafından bankaya ibraz edilmiş, ancak çeklere ilişkin ... 19. Asliye Tic. Mah ... E. Dosyasının ödeme yasağı kararı sebebiyle işlem yapılamamış, ayrıca savcılık kararı olması sebebiyle çeke el konulmuş fakat yasal haklarını kullanabilmesi için müvekkilinin Çek Kanunu Madde 3 Fıkra 6 uyarınca çeklerin aslı gibidir sureti teslim edildiğini, ödeme yasağını veren ve çek iptal davasını gören ... 19. Asliye Tic. Mah .... E....
(TBK 125. md.) kapsamında seçimlik haklarını fesih (dönme) yönünde kullandıkları düşünülebilir ise de söz konusu dava mahkemece reddedilmiş olduğundan, davacıların bu yöndeki iradelerine hukuki sonuç bağlanması mümkün değildir. Bu itibarla, davacı tarafın, işbu davada, az yukarıda açıklandığı üzere 818 sayılı BK'nın 106/II, ikinci cümlesi hükmüne (TBK 125/II, ilk cümle) dayalı olarak müspet zarar kapsamında devri taahhüt edilen dairelerin rayiç bedellerini isteyebileceği kabul edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. Kabul şekli itibariyle, talep olmadığı halde, sözleşmeye dayalı olarak yükleniciye devredilen arsanın rayiç bedelinin tahsiline hükmedilmiş olması da HMK'nın 26. maddesi hükmüne aykırı olmuştur....
Dava BK'nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptaline ilişkindir. 1-HMK'nin 33.maddesine göre Hakim, Türk hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur. Somut olayda, dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre dava niteliği itibarıyla BK'nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK'nun 277. maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır....
Köyü, ... mevkiinde bulunan 181 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının kesinleşmiş orman kadastro sınırları içerisinde kaldığını ileri sürerek tapu kaydının iptal edilerek orman niteliğinde Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm ORMAN YÖNETİMİ vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosuna dayalı tapu iptali ve tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 15/02/1983 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ile 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması ile daha sonra 27/03/1986 tarihinde ilan edilerek kesinleşen, herhangi bir nedenle dışta kalan ormanların kadastrosu ilk orman kadastrosunun aplikasyonu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uygulaması bulunmaktadır....
Tüm bu açıklamalara göre, davacının talebi genel hükümlere dayalı muvazaaya nedeni tapu iptal ve tescil iisteği niteliğinde olduğu anlaşılmakla, davacının iddiası genel hükümlere dayalı (TBK m. 19 vd.) olup, mal rejiminin tasfiyesi kapsamında bir talep niteliğinde değildir. O halde, talep TMK 2. kitabından kaynaklanmadığından Aile Mahkemesi görevli olmayıp, uyuşmazlığın çözüm yeri 6100 sayılı HMK'nun 2.maddesi uyarınca belirlenecek Asliye Hukuk Mahkemesidir. Görev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan (HMK m. 114/c) iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önünde bulundurulur (HMK m. 115/1). Mahkemece, talebe yönelik görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir....
Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir. TBK. m.77/1'e göre; zenginleşen başkasının malvarlığından veya emeğinden haklı bir sebep olmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermek zorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; TBK. m. 79 ve 80'de "aynen geri verme ilkesi"ne göre düzenlenmiştir. Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcu altındadır. ...........
(TBK m. 614 (BK) m. 514)). Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz. Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK m. 19 (BK m. 18))....
Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır ” düzenlemesine yer verildiği, taraflar arasındaki sözleşmede mücbir sebep halinde uygulanacak bir hükmün düzenlenmemiş olduğu, bu durumda TBK 136 madde hükmünün somut olayda uygulanması gerektiği, anılan madde uyarınca da imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlunun, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olduğu nazara alındığında davacının yapmış olduğu ödemenin iadesi isteminde haklı olduğu, bu isteme dayalı icra takibine de davalının yapmış olduğu itirazın haksız olduğu kanaatine varılarak, davanın kabulüne, davalının ... 3. İcra Müdürlüğü ......


