Ne tasarrufun iptali davası, ne de TBK m. 19 gereğince İİK’nin 283. maddesinin kıyasen uygulanması istemli muvazaa davası TTK’nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ya da nispi ticari dava niteliğine haiz olduğundan 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesi gereğince genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görev alanında kalmaktadır." şeklinde karar verilerek görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu belirlenmiştir. Yine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/5116 E.- 2019/11048 K. sayılı kararında tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkeleri doğrultusunda TBK'nın 19.maddesi hükümlerine dayalı tasarrufun iptali davalarında da Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olacağı yönünde karar verilmiştir. (Aynı yönde 17. Hukuk Dairesinin 2016/2431 E. ve 2016/5353 K....
Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK m. 19 (BK m. 18)). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1.4.1974 gün ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur....
Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır (TBK m. 19 (BK m. 18)). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise) bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1.4.1974 günlü ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur....
Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır (TBK m.19). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1.4.1974 günlü ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur....
SONUÇ: Yukarıda birinci ve ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'ya 6217 sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek, HUMK.nun 428. maddesi uyarınca hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 04.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. TY / NT...
Fuar’ının iptal edildiğinin başka bir kanıtı olup davacı şirketin söz konusu fuarın 2022 yılına ertelendiği iddiasının asılsız olduğunu ortaya koymakta olduğunu, davacı şirketin, pandemi nedeniyle fuarı ertelemek zorunda kaldığını belirtmiş olduğunu, Dünya genelinde yaygın olan Covid-19 hastalığının bir salgın hastalık olduğunu, salgın hastalığın yargıtay kararlarında mücbir sebep olarak kabul edilmiş olduğunu, davacı şirket ile davalı müvekkili şirket arasında akdedilen Fuar Katılım Sözleşmesinde de mücbir sebeplerin varlığı halinde tarafların ve fuar katılım ücretinin iadesi durumunun ne olacağına ilişkin açıklayıcı bir madde yer almadığını, bu nedenle mücbir sebep nedeniyle ifa imkansızlığı söz konusu ise sözleşmenin tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik olarak TBK m. 136 hükmünün uygulanması gerektiğini, Covid-19 pandemi salgınının mücbir sebep olarak dikkate alınması ve bu sebeple müvekkili şirkete fuar katılım ücret iadesi gerekirken davacı şirket tarafından bu hususun göz ardı...
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, 818 sayılı BK 28 (6098 sayılı TBK.m. 36) uyarınca davacının dayandığı hileye dayalı davalarda 1 yıllık hakdüşürücü sürenin aldatıldığının öğrenilmesinden itibaren başladığı, hileye konu olan hususların ilk kez icra müdürlüğünden gönderilen ödeme emrinin davacıya 13/10/2009 tarihinde tebliğ edilmesi ile öğrenildiği, hilenin öğrenilmesi için ceza dosyasından alınan ekspertiz raporunu beklenmesine gerek olmadığı, davacının 15/09/2009 tarihinde icra dosyasına sunduğu itirazında, hileye dair bir beyanda bulunmadığı gibi, asıl borçlunun ... olduğunu ve borcun 20.000-TL olduğunu da belirtmiş olduğu, ceza dosyasından alınan ekspertiz raporunun öğrenme anını etkiler bir rapor olmadığı, asıl borçlu ve kredi miktarının icra dosyasından ötürü gönderilen ödeme emri ile zaten çok önceden öğrenilmiş olduğu belirtilerek, dava tarihi itibariyle TBK. 39. madde uyarınca 1 yıllık hakdüşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle hile (aldatma) sebebiyle açılan davanın reddine...
satıcının rant elde etmek için yaptığı plan tadilatlarının sebebiyet verdiği, davacının bağımsız bölümü piyasa değerinin çok altına üçüncü kişiye satabildiği ve bu sebeple de taşınmazdaki değer kaybına dayalı olarak davacının maddi zarara uğradığı” şeklinde olduğu, dava ile istenilen talep sonucu dikkate alındığında taraflar arasında taşınmaz satış sözleşmesinin kurulması sebebiyle davacı alıcının işbu zararın tazminini, hangi hükme dayandırdığı anlaşılamamakla birlikte TBK sistematiğinde düzenlenen “borç ilişkisinin kaynakları” arasındaki “sözleşmeden doğan sorumluluk” ya da (TBK m. 49 vd.)...
Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere 19/10/2021 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/10/2023 Başkan ... E-İmza Üye ... E-İmza Üye ... E-İmza Katip ... E-İmza NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"...
(TBK m. 614 ). Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz. Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK m. 19 (BK m. 18))....


