-KARAR- Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden, çekişme konusu 3592 parsel sayılı taşınmaz mirasbırakana aitken, 1/2 payını 31.05.1995 tarihinde davalı gelinine ölünceye kadar bakım akdi ile temlik ettiği, temlikin muvazaalı olduğu hususunun davacılar tarafından kanıtlanamadığı, aksine taşınmazın bakım amacıyla verildiği, davalının da bakım borcunu yerine getirdiği anlaşılmaktadır....
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/69 Esas 2010/235 Karar sayılı dosyasından diğer davalılar tarafından Yahya aleyhine muris muvazaası nedenine dayalı olarak dava açtırdığı, bu dava da gerekli savunmaları yapmayarak davanın kabulünü sağladığı ve hükmü temyiz etmeyerek taşınmazların devrini gerçekleştirdiğinden, bu muvazaalı dava ile yapılan devirlerin iptali ile takip dosyasındaki alacaklara için satış ve haciz isteme yetkisi verilmesini istemiştir. Davalılar ....., ......., ....., ......, ..... ve ...... vekili, davacının muvazaalı olduğunu ileri sürdüğü davaya müdahil olduğunu ve muvazaa iddialarını orada da ileri sürdüğünü ancak red edildiğini bu konunun kesinleşmiş olduğundan haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır. Davalı ... ve Yahya, duruşmada davanın reddini istemişlerdir....
Hemen belirtilmelidir ki, dava dilekçesi ve iddianın ileri sürülüş biçiminden; davacının, davalıların babası ...’den alacaklı olduğunu, ......’un borcunu ödemeye yeterli mal varlığı bulunmadığını, borçlu ....’un murisi .....’in çekişmeli taşınmazı davalılara muvazaalı bir şekilde aktardığını, ancak davalıların babası Durmuş tarafından muvazaaya dayalı bir dava açılmadığını, davalılar adına oluşan kaydın iptali ile borçlu ..... adına tescili isteği ile eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davada, iddianın açıklanan bu niteliği itibari ile muris muvazaası hukuksal nedenine dayanılmamış olup, davacıya icra dairesince 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 94. maddesi uyarınca verilen yetki kapsamında dava açılmıştır. Hal böyle olunca, işin esasının incelenmesi gerekirken hukuki nitelemede yanılgıya düşülerek davacının dava açma sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir....
İcra Müdürlüğü'nün 2014/1188 esas sayılı icra takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emri kendisine tebliğ edilen davalı borçlunun süresi içerisinde yetkiye itiaz ederek takibi durdurduğunu, borçlu hakkında muvazaalı icra takibinin yapıldığını, polis memuru olan borçlunun alacaklı davalı ... ile hiçbir ticari münasebeti bulunmadığını, ileri sürerek, müvekkili bankanın alacağının ilk sıraya alınmasına, icra dosyasına girecek paraların ... İcra Müdürlüğü'nün 2014/53 esas sayılı icra takip dosyasında alacaklı olan davacı ... 'ye ödenmesine ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, ..., davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının borç ilişkisine yönelik muvazaa iddiasını ispatı için sadece akrabalık olduğunu ileri sürdüğü ve bunun dışında hiç bir delil sunulmadığı, dolayısıyla bu iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir....
Dava TBK’nun 19 maddesi gereğince muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal istemine ilişkindir. Kural olarak 3.kişiler, danışıklı işlem nedeniyle hakları zarara uğratıldığı takdirde tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilir. Çünkü danışıklı bir hukuki işlem ile 3.kişilere zarar verilmesi onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir. Ancak 3.kişinin danışıklı işlem ile haklarının zarar uğratıldığının benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan alacaklı olması ve danışıklı işlemin alacağının ödenmesini önlemek amacıyla yapılmış bulunması gerekir.Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir....
Dava, Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu işlemin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. HMK'nin 33.maddesine göre Hakim, Türk hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur. Dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre dava niteliği itibarıyla TBK 19.maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davasıdır. Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir....
Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK 277.maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TAZMİNAT Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil-tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılardan ... ve ... vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacılar, kök mirasbırakan ...’ün ( babaanne ) dava konusu 1236 parsel sayılı taşınmazını davalı torunu ...’e ( ....’in kızı ) satış göstererek temlik etmesi nedeniyle kızları ... ve .... tarafından ......
Konya 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/291 Esas 2010/219 Karar sayılı ilamına konu davada hukuki değerlendirme BK'nun 18.maddesinde düzenlenen muvazaa hukuksal nedenine dayalı tapu iptali tescil davası olarak değerlendirilmiş ve taşınmazın bulunduğu yer itibarıyla HUMK'nun 13.maddesi gereğince (HMK 12)yetkisizlik kararı verilmiştir.Eldeki dava ise İik 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Her iki davanın tarafları ve dava konusu taşınmaz aynı ise de her iki davada dayanılan hukuki sebep farklı olduğundan BK 18.maddesi gereğince muvazaa hukuksal sebebine dayalı olarak açılan tapu iptali tescil davası bu eldeki dava yönünden derdestlik oluşturmayacağından davanın esası incelenerek taraf delillerinin toplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir....
Semin'in yakın arkadaşları olduklarını, eğer aksi görüş kabul edilecek olursa taşınmazın satım tarihlerindeki değeri ile gerçek değeri arasında fahiş fark olup, ihtiyacı olan aciz halindeki kişinin fahiş oransızlıkla mal satımında gabinin unsurlarının bulunduğunu ve gabin sebebiyle tapunun iptali gerekeceğini ileri sürerek, öncelikle muvazaa hukuksal nedenine dayalı olarak tapu kaydının iptali ile mirasçılar adına tesciline; aksi takdirde gabin hukuksal nedenine dayalı olarak tapu iptal ve davacılar adına tesciline karar verilmesi istemişlerdir. Davalı ..., iptali istenen hukuki işlemlere taraf olmadığını ve 1 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden gabine dayanılamayacağını, davalı ..., iddiaların yersiz olduğunu ve tapu kayıt maliki olmadığını, davalı ... ise, çekişmeli taşınmazı tapu kayıt maliki olarak görünen diğer davalı ...’den bedeli karşılığında satın aldığını, iyi niyetli üçüncü kişi konumunda bulunduğunu bildirip davanın reddini savunmuşlardır....


