WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK mad. 722, 724 ve 729). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. Ne var ki; çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir. Muhdesatın aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir. Hal böyle olunca, davaya konu evin davacı tarafından yapıldığının tespitine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, evin mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi doğru olmamıştır....

Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir. 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Duraksamadan belirtmek gerekir ki; mevcut bir muhdesata sonradan yapılan iyileştirici imalatlar yeni bir muhdesat meydana getirme sayılamayacağı gibi, bu amaçla yapılan giderler de mevcut muhdesata değer kazandıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir. Aynı şekilde bütünleyici parça niteliğinde olmayıp her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşyalar da teferruat niteliğindedir....

Somut olayda davacı tarafça 5762 parsel sayılı taşınmazda muhdesat olarak davacıya aidiyeti talep edilen ve mahallinde yapılan keşif sonucunda dosyaya ibraz edilip hükme esas alınan 11.04.2016 havale tarihli bilirkişi raporunda belirtilen ve krokide A1 ile işaretli olarak gösterilen bina kısmının 1. ve 2. katlarında yapılan tadilatlar ile taşınmaz girişinde bulunan demir kapı taşınmazın bütünleyici parçası, dolayısıyla muhdesat niteliğinde değildir....

Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır. Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir. Davaya konu edilen 21 nolu parselde davalıya aidiyeti davacılar tarafından da kabul edilen bir evin varlığı keşfen belirlenmiştir. Bu durumda mahkemece yukarıdaki hususlar gözönünde bulundurularak, kurulacak oran dahilinde satış bedelinden muhtesata isabet eden kısmın muhdesat sahibi davalı paydaşa, arza isabet eden bedelin dosyada mevcut mirasçılık belgesindeki payları oranında tüm ortaklara dağıtılmasına karar verilmesi gerekirken, oran kurulmaksızın muhtesat hissesine düşen miktarın muhtesat sahibi davalıya verilmesine karar verilmesi hatalı olmuştur. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır....

Somut olaya gelince; 1-Mahkemece; 09.01.2015 tarihli ara karar ile, taraflara taşınmazlar üzerindeki muhtesatlara ilişkin mülkiyet iddiaları varsa mülkiyetin aidiyeti davası açmak için tebliğ tarihinden itibaren 10 günlük kesin süre verilmiş; 15.09.2015 tarihli duruşmada davalılar ..., ... ve Ümmiye Demirhan tarafından ...Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/220 Esas sayılı dosyası ile açılan muhtesatın aidiyetinin tespiti davasının kesin süre içinde açılmadığından, bekletici mesele yapılması talebinin reddine karar verilmiştir....

Hukuk Dairesinin 2017/759 Esas, 2020/7220 Karar sayılı ilamında; muhdesat iddiasında bulunan davalıya muhdesatın aidiyeti konusunda dava açmak için süre verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Bozma ilamı gereğinin yerine getirilmediğini, tarafımızın muhdesat aidiyeti konusundaki beyan ve itirazlarımız gereğince tarafımıza usule uygun dava açma süresi tanınmadığı, 2. Eksik inceleme yapıldığını delillerinin incelenmediğini, 3. Taşınmazın aynen taksiminin mümkün olmaması veya anlaşarak satışının mümkün olmaması iddialarının asılsız olduğunu, 4. Davacı tarafça kesin sürenin son günü olan 28.04.2016 tarihine kadar herhangi bir avans yatırılmamış ve eksik avans tamamlanmamıştır....

Hükmü, davacı ... temyiz etmiştir. 1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre davacının temliken tescil isteminin reddinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiş, bu husustaki temyiz istemlerinin reddi gerekmiştir. 2-Karşı dava beyanlar hanesindeki muhdesat kaydının terkini istemine ilişkindir. 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere, Eşya Hukukunda “muhdesat” kavramından bir arazi üzerindeki arz malikinden başkasına veya bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı sadece şahsi bir haktır. Bu hakkın hukuki mahiyeti ve nasıl kullanılacağı ise TMK’nun 722, 724. ve 729. maddelerinde açıklanmıştır....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 19.maddesi uyarınca zemini Hazineye ait taşınmaz üzrende bulunan muhdesat bedelinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü. - K A R A R - Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 19.maddesi uyarınca zemini Hazineye ait taşınmaz üzrende bulunan muhdesat bedelinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir....

Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki muhdesat bedelinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacı idare vekilinin istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesinin ....Hukuk Dairesince HMK 353/...-b-... maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmesine dair yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R - Dava, muhdesat bedelinin tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı, davacı idare vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ....Hukuk Dairesince kabulü ile HMK 353/...-b-... md gereği yeniden esas hakkında karar verilmiş olup; hüküm, davacı idare vekilince temyiz edilmiştir....

Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar diğer mahkemeyi bağlar. Somut olaya gelince; davacı ... tarafından eşi ...’e karşı 05.03.2013 tarihinde açılan 2018/213 Esas sayılı dava dosyasındaki talep, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat şerhinin terkini istemine yöneliktir. Dava konusu 309 ada 7 parsel sayılı taşınmazda davacı ve davalı eşit pay ile hissedar olup, tapu kaydının beyanlar hanesinde “taşınmaz içindeki bina ...’e aittir” yönünde muhdesat şerhi bulunmaktadır. Davacı ... ilk olarak 16.06.2010 tarihinde 2010/252 Esas sayılı dava dosyası ile taşınmaz üzerindeki 2 katlı ev, ahır ve ağaçların kendisine ait olduğunu ancak taşınmaz üzerindeki şerhte binanın ... adına olduğunun belirtildiği iddiası ile muhdesatın aidiyeti davası açmıştır. Davanın kabulüne yönelik mahkeme kararının Yargıtay 7....

UYAP Entegrasyonu