ün 1/5 hisselerini 30.11.2012 tarihinde satış yoluyla davalıya devrettiğini, kendisine herhangi bir bildirim yapılmadığını, önalım hakkı nedeniyle davalıya devredilen hisselerin tapu kaydının iptaline ve kendi adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ise satıcılar ... ve ...'in baba bir kardeşi olduğunu, babalarının sağlığında dava konusu taşınmazın erkek çocuklarına tapuda satış gibi gösterilip gerçekte bağışlandığını, dava konusu payları aslen kendisine intikal etmesi gerektiğini düşünerek miras güdüsüyle satın aldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Paylı mülkiyet halindeki bir taşınmazın paydaşı payını karı-kocaya, evlada veyahut akrabaya temlik ederse şeklen satış olarak gösterilen bu aktin gerçekte satış olmayıp miras hakkına bağlı veya hibe gibi maksada yönelik işlem olduğu iddia ve ispat edilirse önalım hakkı ileri sürülemez. (27.03.1957 tarihli, 12/2 sayılı Y.İ.B.K.) Somut olaya gelince mahkemece davalı ... 'ın davacının kardeşi muris ...'...
Hükmü, davalılar ..., ... ve... temyiz etmişlerdir. 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 17. maddesi uyarınca; mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir. Tarafların murisi ... 20.06.1985 tarihinde öldüğünden olayın çözümünde uygulanacak kanun hükmü 4721 sayılı Kanun hükümleri olmayıp, murisin ölüm tarihinde yürürlükte olan 743 sayılı Yasanın 23/11/1990 tarihinde yürürlüğe giren 3678 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hükümleridir. Yürürlükten kaldırılan 743 sayılı Türk Kanun'u Medenisi'nin 444/1. maddesi hükmüne göre, 23.11.1990 tarihinden önceki ölüm olaylarında sağ kalan eş, miras bırakanın alt soyu ile mirasçı olursa miras payı seçimlik olup, mirasın 1/4 oranında mülkiyet veya yarısının intifa hakkına sahip olacaktır. Somut olayda; murisin eşi ...’ın ......
Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunu'nun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler....
Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir. Somut olayda; mahkemece dava konusu taşınmazın güncel tapu kayıtları getirtildikten sonra davacının mülkiyet durumunun tespit edilmesi, davacı paylı malik ise davaya devam olunarak işin esası hakkında bir karar verilmesi, davacı iştirak halinde malik ise murise ait mirasçılık belgesi getirtilerek, davacıya diğer mirasçıların muvafakatini sağlaması veya miras ortaklığına temsilci tayin etmesi için süre verilmesi gerekirken; açıklanan hususlar gözardı edilerek bir mirasçının tek başına şufa hakkına dayalı bahse konu davayı açamayacağından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir....
tan satın aldığı 2/7 hisseye yönelik ön alım hakkı kullanıldığı ... ön alım davasının davalısı ön alım hakkına ilişkin taşınmazdaki payı satın almadan önce o taşınmazda paydaş ise bu paydaş hakkında ön alım hakkı kullanılamayacağı ... davalıların miras bırakanı ...'ın davaya konu satış işlemiyle satın aldığı 1/7 paya yönelik ön alım hakkı kullanılmadığından davalıların miras bırakanı bu işlemle taşınmazda paydaş olduğu... paydaşın paydaş aleyhine ön alım hakkı kullanılması mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği ..." gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, Mahkeme kararının bozulmasına, dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B....
O halde, davacıların tapu kayıt maliki oldukları ve mülkiyet hakkına dayandıkları, davalının ise önceki hak sahibi ...’un halefi olarak şahsi hakka dayandığı, mülkiyet hakkı ile şahsi hakkın karşı karşıya kaldığı durumlarda mülkiyet hakkına üstünlük tanınması gerektiği açıktır. Diğer taraftan, davalı çekişmeli bağımsız bölümde uzun yıllardır hak sahibi olarak oturduğunu ve iyiniyetli olduğunu savunmuş, ancak mahkemece bu hususta bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Hal böyle olunca, davacıların üstün mülkiyet hakkına dayanarak eldeki davayı açtıkları gözetilerek davalının çekişme konusu N blok 11 no’lu bağımsız bölüme yönelik müdahalesinin önlenmesine karar verilmesi ve davalının çekişmeli bağımsız bölümü kullanımının iyiniyete mi yoksa kötü niyete mi dayandığı hususunda araştırma ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre ecrimisil isteği yönünden bir karar verilmesi gerekir iken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir....
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmazdaki payını kısmen veya tamamen üçüncü kişiye satması halinde, diğer paydaşlara, satılan bu payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak, paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve pay satışı yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir. Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında, kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir. Somut olaya gelince; tapudaki temlik sırasında satış bedeli bir para olarak ödenebileceği gibi satıcının, alıcıya olan borcununun satış bedelinden mahsup edilerek ödenmesi de mümkündür. Bu halde de işlem gerçek bir satış işlemi olduğundan, satış bedelinin satıcının, alıcıya olan borcuna mahsuben ödendiğinin kabulü gerekir....
Hakkın kapsamında yer alan ödevler, mülkiyet hakkına yabancı, ona dıştan ve sonradan yükletilen sınırlamalar olarak kabul edilmemeli, aksine bunları, kamu yararı amacıyla malike yükletilen ve mülkiyet hakkını oluşturan ödevler olarak düşünmelidir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz. Mülkiyet ancak kanunla ve kamu yararı amacı ile sınırlandırılabilir. Başka bir deyişle, kanun koyucunun malikin yetkilerini sınırlamak yetkisi, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 35. maddesinin 2. fıkrasında sınırlandırılmıştır. Bu sınırlandırmanın özü “kamu yararı”, şekli ise “kanun” dur. Kanun koyucunun mülkiyet üzerinde yaptığı sınırlamalar bu hakkın özüne dokunamaz. 18. Anayasa’da modern mülkiyet anlayışı benimsenmiştir ve mülkiyet hakkına saygılı ve bu hakkı koruyan bir rejimi öngörmektedir. 19. Anayasa’nın, “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesi: “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir....
Anayasamızda modern mülkiyet anlayışı benimsenmiştir ve mülkiyet hakkına saygılı ve bu hakkı koruyan bir rejim öngörülmektedir. Modern mülkiyet anlayışında mülkiyet hakkı yetki ve ödevlerden oluşmaktadır. Malikin hem yetkileri hem de yakınlarına ve topluma karşı ödevleri bulunmaktadır. Hakkın kapsamında yer alan ödevler, mülkiyet hakkına yabancı, ona dıştan ve sonradan yükletilen sınırlamalar olarak kabul edilmemeli, aksine bunları, kamu yararı amacıyla malike yükletilen ve mülkiyet hakkını oluşturan ödevler olarak düşünmelidir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz. Mülkiyet ancak kanunla ve kamu yararı amacı ile sınırlandırılabilir. Başka bir deyişle, kanun koyucunun malikin yetkilerini sınırlamak yetkisi, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 35. maddesinin 2. fıkrasında sınırlandırılmıştır. Bu sınırlandırmanın özü “kamu yararı”, şekli ise “kanun”dur. Kanun koyucunun mülkiyet üzerinde yaptığı sınırlamalar bu hakkın özüne dokunamaz....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.11.2007 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir. Davalı, taşınmazda eşinden intikal eden miras payı bulunduğunu, açılan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava reddedilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir. Çekişme, 485 ada 12 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binadan kaynaklanmaktadır. İncelenen tapu kayıt örneğine göre, taşınmazın maliki 1986 yılında öldüğü anlaşılan ve tarafların mirasbırakanı olan...’dir. Murisin terekesi elbirliği mülkiyeti rejimine tabidir....


