"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki miras payına mahsubun aile konutu üzerinde mülkiyet hakkı tanınması davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 16.04.2018 gün ve 2017/4035 Esas- 2018/3045 Karar sayılı ilamıyla süresinde olmayan temyiz isteminin reddine karar verilmişti. Süresi içinde davalılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Mahkeme kararı hükmü temyiz eden davalılar vekiline 14.03.2017 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup, 8 günlük yasal süre geçirildikten sonra temyiz isteminde bulunulmuştur....
Bilindiği üzere; elbirliği (İştirak) halinde mülkiyet, kanun veya kanunda belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur. 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun (TMK)'nın 701 ve 703. maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortakların tümüne aittir. Öteki deyişle; ortaklık, tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp, hak sahibi, ortaklıktır. Değinilen mülkiyet türünde, malikler, mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu kural, TMK’nın 701. maddesinde; “Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir....
II- Anayasanın 35. maddesinde herkesin miras ve mülkiyet hakkına sahip olduğu ve bu hakların korunmasına ilişkin hükümlerden herkesin faydalanacağı düzenlenmiştir....
nın 09.09.2008 tarihinde vefat ettiğini, murise ait tereke malları arasında bulunan birlikte yaşadıkları 1582 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki 3 No'lu bağımsız bölümün aile konutu olduğunu miras hakkına mahsuben davacıya 3 No'lu bağımsız bölüm üzerinde mülkiyet hakkı tanınmasını istemiştir. Davalılar vekili, 13.11.2009 havale tarihli dilekçesinde 3 No'lu bağımsız bölümün aile konutu olduğunu kabul etmiştir. Mahkemece, ilk olarak davanın kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2012/17934 Esas -17319 Karar sayılı ilamıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir....
TMK’nin 705/2. maddesi gereğince; “Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.” Türk Medeni Kanununun 705/1 maddesi gereğince miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma hallerinde mülkiyet, tescilden önce kazanılır. Bu durumda taşınmaz, tescil ya da şerh edilmiş olan bütün yükleriyle birlikte yeni malike geçer. İyiniyetli olması şartıyla tescilsiz kazanımda bulunan kişiye karşı, kütükten anlaşılmayan bir hak ileri sürülemez, yani TMK m.1023 hükmü bu kişi hakkında da uygulanır. Mülkiyeti tescilsiz olarak kazanan kişi, tescilden önce de bir malikin sahip olduğu bütün hak ve yetkilerden yararlanır fakat bu hak ve yetkiler mülkiyet hakkı tapuya tescil edilmedikçe iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez, çünkü henüz açıklık kazanmış değillerdir....
Kavram olarak irtifak hakkı, sahibine konusu olan eşyayı doğrudan doğruya kullanma veya ondan yararlanma yetkileri veren veya bir çekinme borcu veren sınırlı bir hakimiyet hakkını ifade eder. Türk Medeni Kanununun 780. maddesinin yaptığı yollama sebebiyle de taşınmaz mülkiyet hakkının kazanılmasına ilişkin hükümler irtifak hakkının kazanılması için de yeterli ve geçerlidir. Başka bir deyişle, Türk Medeni Kanununun 705. maddesi gereğince irtifak hakkının kazanılması da ancak tescille olur. Fakat, aynı hüküm gereğince miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleriyle kanunda öngörülen diğer hallerde mülkiyet tescilden önce de kazanılır....
Yapılan bu saptamalara göre, mülkiyet hakkına dayalı asıl davanın kabulü Türk Medeni Kanununun 725. maddesine dayanan temliken tescil talebinin reddi yerine delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır” düşüncesine yer verilmiştir. Gerçekten, 04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca “bozma kararına mahkemece uyulmuş olması, taraflardan biri lehine usulü bir müktesep hak meydana getirir ki, bu hakkı ne mahkeme ne de temyiz mahkemesi halele uğratabilir. Zira, müktesep hakkın tanınması da amme intizamı düşüncesiyle kabul edilmiş bir esastır. Lakin, vazife konusunda usulü müktesep hak prensibinin tatbiki kaideten caiz görülemez.” Şu halde mahkemece yapılması gereken iş, mahkemece uyulan bozma kararı davacı yararına usuli kazanılmış hak meydana getireceğinden bozma kararı uyarınca hüküm tesis etmekten ibarettir....
Birleştirilen davada ise mülkiyet hakkı sahibi davacı davalıların yapmış oldukları binanın yıkılarak haksız elatmalarının önlenmesi ve ecrimisil isteminde bulunulmuştur. Mahkemece temliken tescil istemine ilişkin dava kabul edilmiş, mülkiyet hakkına dayalı dava reddedilmiş, hüküm mülkiyet hakkı sahibi tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 27.04.2004 günlü ilamı ile ilamda yazılı nedenlerle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, yeniden yapılan keşifte yapının değeri zemin değerinden daha fazla saptandığından önceki hüküm gibi karar kurulmuştur. Hükmü davalı ve birleştirilen davanın davacısı temyiz etmiştir. İncelenen dosya kapsamından mahkemece 28.10.2004 günlü oturum ara kararında Dairemiz bozma kararına uyulduğu görülmektedir. Uyulan bozma kararı gereğince mahkemenin yapması gereken iş objektif koşul gerçekleşmediğinden Türk Medeni Kanununun 724.maddesine dayalı temliken tescil isteminin reddini hüküm altına almaktan ibarettir....
Davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairece; "davacının iptal istemli dava açıp, tescil isteğinde bulunmamış olmasının iptal davasının reddi için başlı başına bir sebep teşkil etmeyeceği gözetilerek davacıya tescil davası açması için imkan tanınması, dava açılması halinde her iki davanın birleştirilerek sonuca gidilmesi gerekçesiyle" bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak açılan tescil davası, eldeki dava ile birleştirilmiş, yapılan yargılama sonunda asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bilindiği üzere; elbirliği (İştirak) halinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur. M.K.nun 701-703 maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin ( ortaklığın ) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan herbirinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir....
Diğer taraftan, ortaklığın giderilmesi davasına konu mal üzerinde mülkiyete ilişkin bir uyuşmazlık bulunması hâlinde, ortaklığın giderilmesi davasının sonlandırılmasından önce mülkiyet konusundaki uyuşmazlığın çözümlenmesi gereklidir. 17. Yapılan açıklamalar ışığında somut olayın incelenmesine gelince; davacı tarafından dava konusu 377 ada 41 parsel sayılı taşınmazda mesken niteliğindeki 1. kat 7 numaralı bağımsız bölümde tarafların paylı mülkiyet hükümlerine göre paydaş oldukları belirtilerek taşınmazdaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesinin talep edildiği, temyiz aşamasında davalı vekili tarafından Balıkesir 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/262 E. sayılı dosyasında TMK'nın 652. maddesi gereğince dava konusu taşınmazın miras hakkına mahsuben sağ kalan eşe özgülenmesine ilişkin dava açıldığının bildirildiği, UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede davalı tarafından açılan davanın hâlen derdest olduğu anlaşılmaktadır. 18....


