WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Haziran 2026

Tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu, alınan bilirkişi raporları ve yukarıda değinilen yasal düzenlemeler topluca değerlendirildiğinde; davalı yana ait ürünlerin davacıya ait tescilli ...-(5), (6)numaralı tasarımlara bilgilenmiş kullanıcı nezdinde benzer biçim, oran ve yerleşimde olmaları, tek farkları olan yüzey desenlerinin tasarımların bütüncül algısı içinde küçük ayrıntı olarak kalmaları nedenleri ile benzer olarak algılandıkları, bu itibarla tasarım hakkına tecavüzün hukuki koşullarının oluştuğu kanaatine ulaşılmıştır. Davacının, el konulmuş olan ürün, üretim vasıtası ve kalıpları üzerinde davacıya mülkiyet hakkı tanınması yönünden yapılan değerlendirmede ise, davacının davasını tecavüzün tespiti, durdurulması ve önlenmesi talebine yönelik açtığı, maddi tazminat talebi olmaksızın mülkiyet hakkı tanınmasına karar verilemeyeceği anlaşılmakla davacının mülkiyet hakkı tanınması talebinin reddine karar vermek gerekmiştir....

Buna göre, kök muris F… …'nın çocuksuz olarak vefat etmesi nedeniyle, anılan madde uyarınca sağ kalan eşe mirasın dörtte birinin mülkiyeti ile beraber yarısının intifa hakkı verilmiş; kalan mülkiyet ve çıplak paylar, o tarihte sağ olan kardeşleri arasında paylaştırılmıştır. Burada önemle vurgulanması gereken husus; ikinci zümre ile birlikte mirasçı olan sağ eşin mirasçılığı ve miras payı kanundan doğduğu gibi, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 444. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sağ eşin intifa ya da mülkiyete ilişkin bir seçimlik hakkı söz konusu değildir. Bir başka ifadeyle sağ kalan eş, murisin külli halefi olmakla ¼ ¼ oranında tam miras hakkını elde etmekte, ½ oranında ise bir kanuni intifa hakkı sahibi durumuna geçmektedir (Prof. Dr. Necip Kocayusufpaşaoğlu, Miras Hukuku, İstanbul 1978, s: 97). Şu hale göre, murisin sağ kalan eşinin tam mülkiyet ve intifa hakkına ilişkin hak sahipliği ve bunların oranları, sağ kalan eş hayatta bulunduğu sürece ayakta kalacaktır....

Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1990/456-400 E.K. sayılı mirasçılık belgesinde intifa hakkını tercih ettiğini, ancak şimdi intifa hakkından feragat edip mülkiyet hakkını istediğini belirterek murise ait mirasçılık belgesinin verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kabulüyle ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1990/456-400 E.K. sayılı mirasçılık belgesinin iptaline, intifa hakkının mülkiyet hakkına dönüştürülmesine, mirasçıların ve miras paylarının belirlenmesine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 517. maddesi hükmünde mirasın ölümle açılacağı, 439. maddesi hükmünde birinci derecede mirasçıların ölenin çocukları olduğu, çocukların eşit payla mirasçı oldukları, 444. maddesinin 04.11.1990 gün ve 3678 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki hükmünde ölenin ana, baba veya bunların füruu ile birlikte mirasçı olan karı veya kocanın mirasın dörtte birinin mülkiyeti ile beraber yarısının intifa hakkı alacağı açıklanmıştır....

Davalılar İbrahim, Selma ve Yaşar, dava konusu taşınmazın miras bırakan adına tapuda kayıtlı olduğunu, mülkiyet hakkı sahibi bulunduklarını, taşınmazın büyük bir kısmının karayolunda kaldığını belirtip davanın reddini savunmuşlar, diğer davalılar ise yargılamaya katılmadıkları gibi bir savunma da getirmemişlerdir. Asıl ve birleşen davaların kabulüne dair verilen karar, Dairece; “…davalıların miras bırakanının açmış olduğu tescil davasında Hazine taraf değildir. O halde, anılan tescil ilamının hazineyi bağlamayacağı kuşkusuzdur. Buna göre, davanın kabul edilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yok ise de, tapu iptale kadar geçerlidir. Davalılar üzerindeki tapu kaydı mülkiyet belgesi olması sebebiyle iptal edilmedikçe eldeki davanın dinlenilmesine olanak bulunmamaktadır....

Uyuşmazlık, onalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir....

Ancak, 10.7.1940 tarih ve 2/77 sayılı içtihadı birleştirme kararı uyarınca " ... her iki tarafın verdiğini istirdada hakkı mevcut ve satan aldığı parayı ve müşteri de gayrimenkulü iade vecibeleriyle mükelleftir. Bir taraf, vecibesini ifa etmedikçe diğer tarafı ifayı vecibeye davet edemez. Bu nedenle, para (harici satış bedeli) iade olununcaya kadar gayrimenkulden yararlanma hakkı vardır. " O halde, anılan ilkeler doğrultusunda, harici satın almadan dolayı ödenmiş olunan bedelin satın alana ödeninceye kadar hapis hakkı tanınması zorunluluğu vardır. Hal böyle olunca, belirlenen somut olgular ve yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, davalılar yararına harici satıştan kaynaklanan hapis hakkı tanımak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Davalıların temyiz itirazı değinilen yön itibarıyle yerindedir....

TMK.nun 981 ve devamı maddelerinde, uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerinde henüz mülkiyet hakkı doğmamış zilyetliğin bulunması veya taşınmazın hukuki niteliği itibariyle zilyetlikle kazanıma elverişli olmadığı durumlarda, zilyet olunana müdahale edilmesi halinde zilyetliğin korunmasının istenebileceği düzenlenmiş bulunmaktadır. TMK.nun 683 ve devamı maddelerinde ise, tescili talep etme hakkı doğan zilyedin müdahale edene karşı elatmanın önlenilmesi davası açabileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre sırf zilyetliğin korunması talebi ile TMK.nun 981 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan davalarda, dava konusu taşınmazın değerine bakılmaksızın HUMK.nun .../II-.... bendine göre Sulh Mahkemeleri görevli bulunduğu halde, TMK.nun 683. maddesine dayalı olarak açılan elatmanın önlenilmesi davalarında görevli mahkeme dava konusu taşınmazın değerine göre belirlenir....

Kazandırma, miras payına mahsuben (iadeye tabi olarak) yapılmalıdır. Bağış amaçlı yapılan kazandırmalar denkleştirmeye (iadeye) tabi değildir, bu nedenle miras bırakanın bağış amacının olup-olmadığı ayrıntısıyla araştırılmalıdır. İade, terekeye yapılır, davacı mirasçının miras payı oranında iade yapılmaz. Altsoya yapılan kazandırma aksi miras bırakan tarafından açıkça belirtilmemişse karine olarak denkleştirmeye (iadeye) tabidir. Altsoya yapılan sağlar arası kazandırmanın denkleştirmeye tabi olmadığını davalı (altsoy) ispatlamalıdır. Altsoy dışındaki yasal mirasçılara yapılan kazandırma, karine olarak denkleştirmeye (iadeye) tabi değildir. Altsoy dışındaki yasal mirasçıya yapılan kazandırmanın Denkleştirmeye (iadeye) tabi olduğunu davacı ispatlamalıdır. Miras bırakanın iradesinin denkleştirmeye (iadeye) tabi olup olmadığının ispatı şekle tabi değildir, her türlü delille ispatlanabilir....

Bilindiği üzere; elbirliği (İştirak) halinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur. T.M.K.nun 701-703 maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin ( ortaklığın ) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan herbirinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir. Başka bir anlatımla ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Değinilen mülkiyet türünde malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu kural, M.K.nun 701 maddesinde "... Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir....

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, miras taksim sözleşmesinde yer alan düzenlemenin sözleşmeden doğan önalım hakkı niteliğinde olup olmadığı ve tapu siciline şerh verilip verilmediği noktalarındadır. Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde,diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile de kullanılabilir hale gelir. Bu şekilde taşınmaza yabancı kişilerin paydaş olarak girmelerinin ve taşınmazın daha küçük parçalara bölünmesinin engellenmesi amaçlanmıştır. Miras taksim sözleşmesinde de, mirasçılardan birinin payını üçüncü bir kişiye satmak istemesi halinde öncelikle diğer mirasçılara teklif etmekle yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, önalım hakkının açıklanan amaçlarına hizmet eder niteliktedir. Bu durumda mirasçılar arasında akdi önalım anlaşması yapıldığının kabulü gerekir....

UYAP Entegrasyonu