Somut olaya gelince; dava konusu senetsizden tespit edilen 116 ada 116, 127, 148 parseller ile 101 ada 13 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacının tenkis isteği de bulunmadığından, 01.04.1974 gün 1/2 sayılı İBK'nın uygulama olanağının olmadığı gözetilerek davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine. Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; Miras bırakanın vasiyetname ile yaptığı tasarruf, ölüme bağlı bir tasarruf olup mutlak tenkise tabidir. Bilindiği üzere mirasçılık ve mirasın geçişi mirasbırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir (4722 s. Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 17). Mirasbırakan 1.1.2002 tarihinden önce ölmüşse 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin, 1.1.2002 tarihinden sonra ölmüşse 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir....
İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 705, 702, 599 ve 640 ıncı maddeleri. 3. Değerlendirme Dava konusu 388 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 108/360 payı ..., 144/360 payı ... Vakfı, 90/360 payı ... ve 18/360 payı ... kızı ... adına kayıtlı iken, ... ve ... payının da hükmen 22.07.1992 tarihinde vakfa geçtiği, 25.09.2001 tarihinde tevhit ile vakfın payının 252/360 olduğu, vakıf adına kayıtlı 144/360 payına dayanak 18.03.1949 tarih 59 no.'lu tapu kaydında “8/20 payı ... Vakfından olup ... Paşanın üstünde iken beş evladından ikisi olan ... ve ... Paşanın 50 sene evvel bila veled vefatı ile mahlulen ve tashihen vakfı namına tescili Beyoğlu Vakıflar Müdürlüğünün 30.12.937 tarih 1722 nolu tezkeresi ile istenilmiş olup tescil edilmiştir.” şeklinde olduğu; taşınmazın 388 ada 41, 42 ve 43 parsele gittiği, 42 parselin yol olarak terkin edildiği, 388 ada 41 parsel sayılı 17.702 m² tarla ve 43 parsel sayılı 9.360 m² tarla nitelikli taşınmazların 252/360 payının ......
Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 652 maddesi; “Eşlerden birinin ölümü halinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Haklı sebeplerin varlığı halinde, sağ kalan eşin veya mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına karar verilir. Sağ kalan eş mirasçı ise; miras paylaşımında, aralarındaki mal rejimi ister edinilmiş mallara katılma rejimi, ister mal ayrılığı, ister paylaşımlı mal ayrılığı, ister mal ortaklığı olsun, katılma olanağı bulunsun veya bulunmasın mal rejimindeki hakları dışında, mirasın paylaşımında aile konutu ve ev eşyalarının kendisine özgülenmesini isteyebilecektir. Ancak bu özgüleme ve alım hakkı bedelsiz değildir....
Mirasçı, mirasın açılmasından sonra miras hissesini diğer bir mirasçıya veya 3 üncü kişiye temlik edebilir. Mirasçı veya mirasçılar miras hisselerini bağış, satış ve trampa amacıyla devredebilirler.(Özuğur, A. İ.: Türk Medeni Kanunu'ndan Önce ve Sonra Miras Hukuku, Ankara 2016, cilt 1 s. 495 vd.) 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Miras payı üzerinde sözleşme" başlıklı 677 nci maddesi "Terekenin tamamı veya bir kısım üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır. Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Sözleşme bu kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; sadece paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkını sağlar" hükmünü içermektedir. 3. Değerlendirme Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davalıların murisi ......
Mirasın hükmen reddi bir süreye tabi olmayıp, mirasçılar, alacaklılara karşı açacakları tespit davası ile terekenin borca batık olduğunun tespitini her zaman isteyebilecekleri gibi, mirasçılara karşı açılacak davada defi olarak da her zaman terekenin borca batık olduğu ileri sürülebilirler. Somut olayda, öncelikle davacı murise ödenen maluliyet aylıklarının ve sağlık harcamalarının davacıdan istenilmesine ilişkin Kurum işlemlerinin iptali ve borçlu olmadığının tespiti istemli dava açmış olup, 17/06/2015 tarihli dilekçesi ile ödemiş olduğu miktarın istirdatını talep etmiş ise de davacının usulüne uygun olarak harçlandırılmış bir talebi bulunmadığından Mahkemece 14.756,00 TL yersiz aylık bedeli olarak tahsil edilen miktarın ödeme tarihi olan 30/06/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesi yönünde hüküm kurulması hatalıdır. Öte yandan, ATK Genel Kurul'un 09/04/2015 tarihli raporu uyarınca davacının murisi ...'...
İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun’un 14 ve 17 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi, 3....
Mirasbırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 743 sayılı Kanun uygulanacaksa bir aylık 4721 sayılı Kanun uygulanacaksa üç aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir (TMK m.564). Miras bırakanın TMK'nin 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez....
Hukuk Dairesinin 06.05.2011 tarihli, 2010/1297 Esas ve 2011/2768 Karar sayılı kararında; davacıların sair temyiz itirazlarının reddi ile arsa sahibince inşaattaki eksikliklerin bedelinin talep edildiği dikkate alınarak ... 8....
ya gerekçeli karar usule uygun tebliğ edilmediğini, karardan 23/09/2022 tarihinde diğer mirasçılar vasıtası ile haberdar olunduğunu, terekenin borca batık olduğunun tespiti ve mirasın hükmen reddine dair davanın açıldığını, 2003 yılından bu yana devam eden yargılamada eğer zamanında karar verilse ne mirasçıların ne de diğer şahısların bu denli zarara uğrayacak haksız fiili kim ika ettiyse zarara da onun katlanır hale geleceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; kendisinin olayla ilgisinin bulunmadığını, herhangi bir menfaatinin bulunmadığını, sorumlu olmadığını belirtmiştir....
Kaynağını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 29 uncu maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanunu'nun 237 nci maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmî şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanunu'nun 716 ncı maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir. 2.1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 81 inci maddesine göre; "Noterlik işlemlerinde, ilgilinin imzasını ve noterin onayını taşımıyan çıkıntılar geçerli değildir....


