Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak, mirası kayıtsız şartsız reddettiklerini bildirdikleri, Mahkeme'nin 29.09.2011 tarih, 2011/308 Esas ve 2011/1433 Karar sayılı kararı ile mirasın gerçek reddinin tespit ve tesciline karar verildiği görülmüştür. Davacı tarafından eldeki dava, 27.04.2011 tarihinde açılmıştır. Dava tarihi itibariyle, davalıların mirasçı sıfatı, eş anlatımla pasif taraf ehliyeti bulunmamaktadır. En yakın mirasçıların tamamı tarafından reddedilen miras, iflas hükümlerine göre tasfiye edilir (4721 sayılı TMK'nın 612/1. maddesi). Bu durumda; davacının, mirasın gerçek reddini tespit ve tescil eden Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurmak suretiyle, Mahkemeyi harekete geçirerek iflas hükümlerine göre (...m.180, 208 vd.) tasfiye işlemlerine geçilmesini sağlaması, varsa, alacağını iflas masasına kaydettirmek üzere başvurması, gerektiğinde bu konuda iflas memurluğunu hasım göstermek suretiyle dava açması mümkündür....
Türk Medeni Kanununun miras hukuku isimli üçüncü kitabının, mirasın geçmesi başlıklı ikinci kısmın birinci bölümünde, mirasın açılma yeri ve yetkili mahkeme gösterilmiş, mirasbırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davalarının murisin yerleşim yerinde açılacağı yazılı olduğu halde, mirasın reddinin tespiti istemi bu davalar arasında sayılmamıştır. Aynı Yasanın 609. maddesinde reddin şekli gösterilmiş, reddin mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyan ile yapılacağı belirtilmiştir. Ret beyanının “mirasın açıldığı yer” sulh mahkemesine yapılacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Kanunun 609. maddesinin dördüncü fıkrasında, “süresi içinde yapılmış ret beyanından” söz edildiğine göre; buradaki düzenleme, ret beyanının yapılacağı mahkemeyi değil, bu beyanın tescil edileceği özel sicili tutmakla yetkili sulh mahkemesini ifade etmektedir....
Gerçek ret, mirasçıların sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanı ile yapılır. (TMK m. 609) Yasal mirasçıların murisin ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde mirası reddetmeleri gerekir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Böyle bir davada sulh hukuk mahkemesi hakiminin görevi reddin süresinde olup olmadığı ve ret edenin mirasçılık sıfatı bulunup bulunmadığını incelemek, süre koşulu ile mirasçılık sıfatının gerçekleşmesi halinde ise, Türk Medeni Kanununun 609. maddesi uyarınca ret beyanını tespit ve tescil etmekten ibarettir. Mirasın kayıtsız ve şartsız reddine ilişkin beyan sulh hukuk mahkemesine ulaştıktan sonra bu beyandan tek taraflı olarak dönülemez. Mirasın gerçek reddi beyanı mahkemeye ulaştıktan sonra ret beyanından, ancak mirasçıların tamamının muvafakatiyle veya açılacak olan reddin iptali davasının kabulü halinde dönülebilir....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ret beyanı ile mirasın gerçek reddinin hukuki sonuçlarının doğduğu, iradesinin fesada uğratılması sonucu mirası reddettiğinin tüm dosya kapsamındaki delillerle davacı tarafından ispatlandığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri İstinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrarlamıştır. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, mirasın gerçek reddi kararının iradenin fesada uğratılması nedeniyle iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Türk Medeni Kanunu'nun 605 inci maddesinin birinci fıkrası ve 606 ncı maddesi, Türk Borçlar Kanununun 30 uncu ve 36 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, mirasın reddinin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 617 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2....
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02/04/2018 tarihinde verilen dilekçeyle 6183 sayılı Kanunun 24. vd. maddesi gereğince mirasın reddinin iptali talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından reddine dair verilen 01/10/2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. KARAR Dava, 6183 sayılı Kanunun 30. maddesine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali talebine ilişkindir....
Bu hüküm çerçevesinde, mirasın hükmen reddi bir süreye tabi olmayıp, mirasçılar, alacaklılara karşı açacakları tespit davası ile terekenin borca batık olduğunun tespitini her zaman isteyebilecekleri gibi, mirasçılara karşı açılacak davada defi olarak da her zaman terekenin borca batık olduğu ileri sürülebilecektir." hükmü düzenlenmiştir.Türk Medeni Kanununun 610/2 maddesi gereğince ise "Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez." Murisin alacaklıları tarafından bu hükme göre mirasın reddinin iptali davası açılabileceği belirtilmiş olup davalı tarafça mirasın reddinin iptaline ilişkin herhangi bir dava açıldığı belirtilmemiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.02.2010 gününde verilen dilekçe ile mirası reddin iptali talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine dair verilen 04.12.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, mirası reddin iptali istemine ilişkindir. Davacı, davalıların murisi ...'den olan alacakları üzerine birçok dava açıldığını, murisin vefatından sonra mirasçıları davalara dahil ettiklerini, yargılamanın aleyhlerine sonuçlanacağını anladıklarında .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/1398 Esas, 2009/214 Karar sayılı kararıyla mirası gerçek redde bulunduklarını, mirasın reddinin kötüniyetle yapıldığından iptalini talep ve dava etmiştir....
nın vefatının öğrenilmesi neticesinde icra takip dosyası mirasçılarına yöneltildiğini, mirasçılardan olan davacılar yapılan icra takibine süresi içinde hiçbir şekilde itiraz etmediği ve takibin kesinleştiğini, takip kesinleştikten sonra icra müdürlüğünce davacıların mal varlıklarına haciz konulduğunu, hacizler tesis edildikten bir süre sonra davacıların mirasın reddine ilişkin mahkeme kararı sunduklarını, bu kararın sunulmasının akabinde icra dairesi davacılara ilişkin tüm hacizleri kaldırıldığını, menfi tespit davası açmakta taraf sıfatlarının bulunmadığını, icra takip dosyasında; davacı tarafça sunulan mirasın reddi kararı neticesinde takip lehlerine bir şekilde durdurulmuş olup hacizler kaldırıldığını, mirasın reddi kararıyla ilgili tarafımızca herhangi bir mirasın reddinin iptali davası da açılmadığını, bu sebeple mirasın reddi kesinleştiğini, sonuç itibariyle; davanın ikame edilmesine gerek kalmadığını, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, vekalet ücretine...
Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde ve yargılamanın tüm aşamalarında taleplerinin 6183 sayılı Kanunun 24 vd. maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali olduğunu beyan etmiştir. Yerel mahkemece 07.02.2017 tarihli duruşma zaptında “HMK 320/2 maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlığın, 6383 sayılı yasanın 24 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali davası olduğu görülmüştür.” şeklindeki tespite rağmen 2 numaralı ara kararda “Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, "Mirasın hükmen reddinin iptali" davası olduğunun tespitine, HMK 140/3 maddesi uyarınca tahkikatın bu tutanak esas alınarak yürütülmesine” denilmiştir....


