Davacının, 28.06.2013-13.11.2013 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak ara vermeksizin çalışmasına karşın Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespiti istemli açtığı işbu davada mahkeme, davacının, davasının subut bulmadığından reddine karar vermiştir. Dava, 5510 sayılı Kanun’un 86/9. maddeleri uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.05.2003 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 14.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü : _K A R A R_ Davada davacılar imar uygulaması öncesinde mülkiyeti kendilerine ait taşınmazlar ve üzerinde bulunan dükkanların imar uygulaması ile dava dışı kişiler adına tescil edildiğini, bu yöndeki imar düzenlemesi ve encümen kararlarının iptali için idari yargıda ve yine tapu iptali ve tescil istemli olarak da adli yargıda davalar açtıklarını, imar uygulaması ile taşınmazların zemini başka kişilere verilmiş ise de üzerindeki dükkanların kendilerine ait olduğunu, yıkılana kadar...
Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ruhsat sahibi ve dükkan maliki aleyhine elatmanın önlenmesi davası açıldığı ve bu davada da bacanın şönt baca olmadığı ancak duman bacası olarak yapıldığı ve ızgara bacası olarak kullanmaya elverişli olmadığı yönünde bilirkişi raporu alınmış ise de; Mahkemesince uyuşmazlığın kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklandığı ve Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği; bakılan uyuşmazlıkta, işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınması için gerekli tüm belgelerin, davalı idareye sunulduğu ve özellikle işletmenin bacasıyla ilgili olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından verilen 25/09/2013 tarihli itfaiye raporunun olumlu olduğu ve davacının, ruhsat tarihinden sonra ruhsatın iptalini gerektirecek bir değişiklik yaptığına ya da ruhsat tarihindeki şartları korumadığına ilişkin bir tespitin olmadığından işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır....
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I....
Lisans sözleşmesi ile hak sahibi olduğu TPE 2002/31778 tescil sayılı “...” markasını işyeri pano, tabela ve broşürlerin de 556 sayılı KHK'nın 13. maddesine göre faturalı ve yasal olarak satın alınan bu markalı mallardaki kullanımı dışında marka hakkına tecavüz oluşturur şekildeki kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, ancak davalının bu şekildeki kullanıma davanın açılması sonrasında son verildiğinden davalı tecavüzünün önlenmesi yönünden konusu kalmayan dava hakkında esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir....
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, ortak mirasbırakan ...’ın 11/07/1996 tarihinde ölümü ile davacılar, davalılar ve dava dışı ...’nın mirasçı olarak kaldığı, davacıların, mirasbırakandan intikal eden üç adet dükkan ve dört adet dairenin davalılar tarafından oturmak ve kiraya verilmek suretiyle kullanıldığı halde kendilerine herhangi bir bedel ödenmediğini ileri sürerek, davalılar tarafından ikametgah olarak kullanılan dairelere ilişkin haklarını saklı tutup, kiraya verilen iki daire ve üç dükkan için 16/07/2007-16/07/2012 dönemi ecrimisilin tahsili istemli olarak eldeki davayı açtıkları anlaşılmaktadır. Paydaşlardan davacı ...’ın dava konusu taşınmazdaki 3.katta bulunan daireyi belli bir dönem ikametgah olarak kullandığı anlaşılarak ecrimisile hükmedilmemiş olması doğrudur. Davacıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir, reddine. Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince; Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazlarda taraflar paydaştırlar....
Davacının, 01.11.2012-22.04.2013 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak ara vermeksizin çalışmasına karşın Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespiti istemli açtığı işbu davada mahkeme, davacının, davasını ispatlayamaması nedeniyle reddine karar vermiştir. Dava, 5510 sayılı Kanun’un 86/9. maddeleri uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. Eldeki dosyada, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli değildir....
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sitede mesken niteliğinde 2 No.lu bağımsız bölümün maliki olup mesken niteliğindeki bağımsız bölümün iş yeri olarak kullanıldığını, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun (634 sayılı Kanun) 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre iş yeri olarak açılacak yerlerin ancak kat malikleri kurulunun oy birliği ile vereceği kararla açılabileceğini, ... 1 Sitesi Kat malikleri kurulunca 2 numaralı bağımsız bölümün davalı tarafından kullanılabilmesi için oybirliği ile verilmiş bir kararın olmadığını, kat maliklerinden izinsiz mesken niteliğindeki yerin iş yeri olarak kullanıldığını, bu nedenle tapuda mesken olarak kayıtlı olan ancak işyeri olarak kullanılan 2 numaralı bağımsız bölüm ve ana taşınmazda yapılan değişikliklerin eski hale getirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II....
Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 6. maddesinde; "Yetkili idarelerden usulüne uygun olarak işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan işyeri açılamaz ve çalıştırılamaz....
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri ile sadece gizli fuhşu cezalandırmak değil, aynı zamanda fuhuş yapılan mekanlarda ortaya çıkabilecek zührevi hastalıkların önlenmesi de amaçlanmaktadır. Öte yandan; otel ve benzeri isimler altında alınan ruhsata istinaden faaliyet gösteren işyerlerine Tüzüğün 104. maddesi gereğince kapatma yaptırımının uygulanabilmesi için bu yerlerin de Tüzükte belirtildiği üzere, yapılmaması gereken davranışların sergilendiği yerlerden olması veya bu gibi yerlerin bir genelev özellik ve mahiyetinde kullanıldığının tespit edilmesi yeterli olup işyeri sahibinin, işleticisinin veya çalışanının katkısının veya bilgisinin bulunduğunun ispatlanması gerektiği yolunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Tüzüğün 96. maddesinde sayılan işyerlerinin yine aynı maddede belirtilen şekilde kullanılmasının önlenmesi bakımından işyeri sahibi ve çalışanlarının gerekli dikkat ve özeni göstermekle yükümlü oldukları açıktır....


