Yukarıda açıklanan biçimde verilen haberle, olayla ilgisi bulunmayan davacıların, çete üyesi, vurguncu olarak gösterilmiş olmaları, onların kişilik hakkına saldırı oluşturur. Gerçekliği kanıtlanamadığından hukuka aykırı olduğu anlaşılan bu yayın nedeniyle davacıların kişilik hakları zarar görmüştür. Kural olarak bir kimsenin fotoğrafının izinsiz yayınlanması da hukuka aykırı olup kişilik haklarına saldırı oluşturur.Bu nedenle davacıların, fotoğraflarının altına ayrıca isimlerinin yazılmamış olmasının sonuca etkisi yoktur. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davacılar yararına olaya uygun düşecek bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 28/02/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi K A R A R Dava, kişilik hakkına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin olduğundan, 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 14.maddesi gereğince temyiz incelemesi 4.Hukuk Dairesine ait bulunmaktadır. Yukarıda belirtilen nedenle dosyanın görevli sözü edilen Yüksek Daire Başkanlığına gönderilmesine, 24.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
in diğer temyiz itirazlarına gelince; Asıl dava ve karşı dava kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. Asıl davada davacı, resmi nikahlı eşinin davalı ile kendisini aldattığını belirterek, karşı davada ise davacı, kendine ait gizli çekilmiş özel görüntülerinin adli ve idari mercilere verildiğini, basına yansıdığını ileri sürerek kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat talep etmişlerdir. Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde yer almıştır....
Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tazminat talebiyle dava açtığını, ceza dosyasında beraat ettiğini, hukuk davasının da reddedildiğini davalının eyleminin kişilik haklarına saldırı içerdiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı, emekli olduktan sonra memleketinde babadan kalma evde restorasyon çalışmaları yaptığını, davacının bu ev için gereken malzemeyi devletin imkanlarını kullanarak ve derin devletle işbirliği yaparak getirttiği iddiasıyla Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı ve Ordu Valiliği'ne defalarca şikayetçi olduğunu, savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, bunlardan bir sonuç alamayınca o dönemde görevli olan üç ayrı vali hakkında da şikayetçi olduğunu, hiçbirinden sonuç alamadığını, kendisinin de şikayet hakkını kullandığını beyanla davanın reddini savunmuştur....
Manevi tazminata karar verilebilmesi için Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 58. maddesindeki koşulların oluşması gerekir. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar; kişilik değerlerinin zedelenmesi (TMK 24), isme saldırı (TMK 26), nişanın bozulması (TMK 121), evlenmenin feshi (TMK 158), bedensel zarar ve ölüme neden olma (TBK 56) durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesidir (TBK’nın 58). Bunlardan TMK’nın 24 ile TBK’nın 58. maddeleri daha kapsamlıdır. TMK’nın 24. maddesinin yollama yaptığı durumlarda, ilgili hükümler (örneğin, TMK 26, 174, 287 gibi), bunların dışında ise TBK’nın 58. maddesi uygulanır....
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; tarafların terk hukuksal sebebine dayalı boşanmalarına karar verildiği, taraflar yönünden boşanmaya sebep olan olayın “kadının haklı bir sebebi olmaksızın ortak konuta dönmediği” şeklinde belirlendiği, özel ve mutlak boşanma sebebine dayalı davalarda dava konusunun sadece ve sadece kanunun aradığı belli şartın gerçekleşip gerçekleşmediği hususu olduğu, hâkimin ileri sürülen sebepten farklı vakıaların ispatlanıp ispatlanmadığını araştırmasına gerek olmadığı gibi, ispatlanmış olsa dahi taraflarca gerçekleştirildiğinden bahisle başkaca kusurlu davranışları hükme esas alamayacağı, bu durumun doğal sonucu olarak da bir başka mahkemenin yargılamasına konu olan hakaretlere dayalı şekilde erkek eşin kişilik haklarının zedelenmiş olmasından söz edilemeyeceği, manevi tazminata hükmedilebilmesi için boşanmaya sebep olan olayın kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi gerektiği, terk edilmiş olmanın kişilik haklarına saldırı niteliği taşımadığı, boşanmaya...
Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/505 esas 2007/518 karar sayılı dosyası ve baro disiplin kurulu kararı gözetildiğinde şikayet için yeterli emarenin bulunduğu kabul edilerek asıl davada istenen tazminatın tümden reddine karar verilmesi gerekirken davalı aleyhine 20000 TL manevi tazminata karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. b)Davalının birleşen davaya yönelik temyizine gelince; Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir....
Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, davacının kişilik hakkına saldırıda bulunulduğu iddiasıyla manevi tazminatın davalılardan tahsili ile kararın gazetede yayınlanması istemine ilişkindir. Sulh Hukuk Mahkemesince, davanın 5.000,00.-TL manevi tazminat ile ile birlikte aynı zamanda mahkeme kararının gazetede yayınlanmasının istendiği, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ise, uyuşmazlığın kişilik hakkına saldırı nedeniyle manevi tazminat isteminden kaynaklandığı, davalıdan talep edilen miktarın 5.000,000.- TL olduğu, davada sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmiştir....
KARŞI OY YAZISI Dava, evli olduğunu bildiği halde onunla duygusal ve cinsel ilişkiye girmek suretiyle kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat davasıdır. Eşler evlenmekle birbirlerine karşı cinsel anlamda sadakat yükümlülüğü altına girerler. (MK.185/III) Bu yükümlülüğün ihlali halinde diğer eş TMK 161 maddesine dayalı olarak zina nedenine dayalı boşanma davası açar ve bu davada MK 174/2 maddesinde düzenlenen manevi tazminat isteminde bulunabilir. Böyle bir boşanma davası açarak eşinden tazminat alan kişinin manevi zararı karşılanmış demektir. Boşanma davası açmayan eş, sadakat yükümlülüğüne uymayan eşi affetmiş demektir. Affeden eş manevi tazminat isteminde bulunamaz. Diğer yandan boşanma davası açmakla birlikte hangi sebeple olursa olsun eşinden bu nedenle manevi tazminat istemeyen eşin durumuda aynıdır....
Televizyonunda yayınlanan “Söz Sende” programında yaptığı konuşmalarla davacının kişilik hakkına saldırıda bulunduğu iddiasıyla manevi tazminat istemine ilişkindir. Davaya konu beyanların geçtiği panelde ve yayında davalı, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halk oyuna sunulması sonucundaki “evet” ve “hayır” oylarının değerlendirilmesi bağlamında bazı sözler sarf etmiş ve nitelendirmelerde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi manevi tazminat talebini kısmen kabul etmiştir. Dairemizin sayın çoğunluğunca, tazminat yaptırımı yerine Borçlar Kanunu'nun 49/3. maddesinde sözü edilen diğer yaptırımlardan tecavüzün kınanmasına dair kararla yetinilmesi gerekirken tazminat yaptırımı yoluna gidilmesi usul ve yasaya aykırı bulunarak yerel mahkeme kararı bozulmuştur....


