DAVALILAR : 2- DAVA : Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat) KARAR TARİHİ : 10.04.2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10.04.2025 .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/11/2021 tarih ve ... Esas, ......
e ait iş yerini pide dükkanı olarak bir süre işlettiğini, kira borcu nedeniyle çıkan tartışmada dükkanında bulunan eşyalarına ve aracının camına davalılar tarafından zarar verildiğini, ayrıca olay sırasında davalıların hakaret eylemine maruz kaldığını belirterek uğradığı maddi ve manevi zararın giderilmesini istemiştir. Davalılar ise, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, maddi zararın tespitine ilişkin olarak dosyaya her türlü şüpheden uzak herhangi bir delil ibraz edilmediği belirtilerek maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinde; davalılardan ...'in olay tarihinde kira borcunun ödenmesi hususunda davacıyla aralarında çıkan tartışma sonucunda davacının eşyalarına zarar vermiş olması nedeniyle ......
Mahkemece, taraflar arasında herhangi bir sözleşme imzalanmadığı, davalının yalnızca ... bıraktığı, katalog basımında davalının yanlış bildirimde bulunmadığı, kataloğu görenlerin davalı ile alay etmeleri nedeniyle davalının derinden yaralandığı gerekçesiyle, asıl davada davacı-karşı davalının maddi tazminat isteminin reddine, karşı davada davalı-karşı davacının manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır....
Şti. ve diğerleri aleyhine 25/11/2013 gününde verilen dilekçe ile yangın nedeniyle mala zarar vermeden kaynaklanan maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın davalı ... Ltd. Şti. yönünden usulden reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne dair verilen 11/02/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının 35,90 TL'sinin davacıya, 356,00 TL'sinin de temyiz eden davalı ...'...
Somut olayda; davacı 20.000,00 TL manevi tazminat, 6.125,00 TL maddi tazminat talep etmiş, mahkemece maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminatın ise 3.000,00 TL olarak kabulüne karar verilmiş, davacının ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, manevi tazminatın 6.000,00 TL olarak kabulüne, diğer istinaf sebeplerinin ise reddine karar verilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin HMK’nın 362/1-a maddesi gereğince reddi gerekmiştir. 2) Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesine gelince; Katılma yolu ile temyiz, asıl temyiz talebine sıkı sıkıya bağlıdır ve ona tabidir. Asıl tarafın temyiz ettiği kararın temyizi kabil değilse (HMK m.362), karşı (kendi temyiz süresini geçirmiş olan taraf) taraf cevap dilekçesi (katılma yolu) ile hükmü temyiz edemez....
Davacıların maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabülüne ilişkin hüküm, davacılar vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Davaya dayanak olan ceza dava dosyasında sanıklar hakkında suç örgütü kurmak ve yönetmek, Hırsızlık, Mala zarar vermek, Konut Dokunulmazlığını ihlal suçlarından dava açıldığı ve anılan suçlardan tutuklama kararı verildiği, ancak yargılama sonucunda davacılar hakkında Hırsızlık, Mala zarar verme, Konut Dokunulmazlığını ihlal, suç örgütü kurmak ve yönetmek suçlarından yapılan yargılama neticesinde, suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraat kararı verilmekle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak olunmamış, maddi ve manevi tazminat ile vekalet ücretinin her iki davacıya ayrı ayrı verilmesine ilişkin düzeltmelerin gerekçeli karar da yapılmaması asıl olan kısa karar olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır....
Davacı, davalı ile imzaladığı kira sözleşmesi uyarınca davalıdan iş yerini 5 yıllığına kiraladığını, davalının kendisini iş yerinden tahliye edebilmek için elektriği kestiğini, elektrik panosunun önünde duvar ördüğünü, mala zarar verme suçundan davalı hakkında kamu davası açıldığını, cezalandırıldığını, manevi zarar gördüğünü belirterek manevi zararının tazminini istemiştir. Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davalının haksız eylemleri nedeniyle davacının manevi zarar gördüğü gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır....
Davacının manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; manevi tazminat TBK 56. Maddesinde düzenlenmiş olup, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebileceği, ayrıca ağır bedensel zarar veya ölüm halinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceğinin düzenlendiği, somut olayda davacının dava konusu kazaya karışan aracın sahibi olduğu, kaza sırasında araçta bulunmadığı ve davacının bedensel bütünlüğünün zedelendiğine ilişkin bir iddiasının bulunmadığı, yalnızca aracında maddi hasar oluşan davacının manevi tazminat talep etme hakkının bulunmadığı anlaşıldığından şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....
dolayısıyla aleyhe yargılama gideri veyahut vekalet ücretine hükmedilmemesini talep etmiştir.Davacının manevi tazminat talebi yönünden ise bilindiği üzere Borçlar Kanunu’nun 56.maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önüne alarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır....
ın itibarından yararlanarak haksız kazanç sağladığını ve kulubün itibarına zarar verdiğini, davalının diğer büyük takımlar için de aynı eylemleri gerçekleştirdiğini ileri sürerek haksız rekabetin önlenmesini, şimdilik 50.000 TL maddi ve itibar kaybı için 10.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir....


