BK.nun 256. maddesinde de kiracının; kiralananı, kira süresince tam bir ihtimam dairesinde kullanması, komşuluk ilişkilerine riayet etmesi, kimseyi rahatsız etmemesi kuralları açıklanmıştır. Dosya kapsamına göre, davalının ceza dosyası ile sübuta eren eylemleri kiralananın açıktan fena kullanma olgusunu gerçekleştirdiğinden mahkemece tahliye kararı verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 23.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Somut uyuşmazlıkta olduğu gibi kiralayan mecuru satmak istediğinde kiracının mecuru satın almak isteyen kişilere gösterilmesine izin verilmesi gerekir. Bu husus tarafların ve mahkemenin de kabulündedir. Ne var ki herkes hakkını objektif iyiniyet kuralları içinde kullanmalıdır. Mahkemece, mecurun her hafta ... günleri 14:00-15:00 saatleri arasında müşterilere gösterilmesine izin verilmiştir. Karar bu haliyle davacıya tanınan hakkın kötüye kullanılmasına müsait olduğundan yeni uyuşmalıkların doğmasına engel olmak için verilen izne süre sınırlaması getirilmesi gerekir. Mahkemece, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak, ekonomik koşullar, taşınmazın bulunduğu yer, taşınmazın nitelikleri vs. özellikler değerlendirilerek ne kadar sürede satılabileceği tespit edilerek,mecurun gösterimine bu süre ile sınırlı olarak izin verilmesi gerekirken bu konuda süre sınırlamasına gidilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir....
Hükmün her iki tarafça temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20.11.2012 gün ve 2012 / 17253 Esas 2012 / 15102 Karar sayılı kararı ile, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesinden sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğine işaretle davacı yararına hüküm bozmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmasından sonra alınan 20.02.2014 tarihli bilirkişi raporunda, Hafriyat Malzemelerinin Taşınmasına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesine göre, belediyelerin hafriyat malzemelerinin depolanması sahalarına izin vermek ya da izin iptal yetkilerinin bulunduğu, hafriyat malzemelerinin gelişigüzel depolanamayacağı, mutlaka izin alınması gerektiği, yönetmeliğin 9 / e maddesi gereğince de, bu atıkların belirlenen yerlere dökülebileceği, dava konusu olayda ise davacının bu konuda belediyeden bir izin almadığı belirtilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu çerçevesinde davanın reddine karar verilmiştir....
Davanın niteliği gereği duruşma isteğinin reddiyle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz isteğinin incelemesinin evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde; davalı kiracının akde aykırı olarak kiralananı diğer davalı şirkete devrettiğini, sözleşmeye göre izin almadan devrin yasak olduğunu bildirerek fuzuli işgal nedeniyle davalıların tahliyesini istemiştir. Davalılar vekili dilekçesinde, kira sözleşmesinin gerçekte şirket adına yapıldığını, davacının bunu bildiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulü ile akde aykırılık nedeniyle davalı kiracı ...' nun, fuzuli işgal nedeniyle diğer davalı ......
Bu hali ile çalışma izni alınamayacağını bilen davacı-karşı davalı kiracının, kiralananı teslim aldığı tarihte hukuki ayıbı bildiğinin ve kira sözleşmesini haksız olara feshettiğinin kabulü gerekir.Diğer yandan davalı-karşı davacı taraf da, "Sözleşme" başlıklı belgenin 4. fıkrası hükmüne göre, kiralanan dükkanın yan ve ön tarafına yapılacak olan çıkmalar için gerekli izin belgeleri ve bunlara ait masrafları karşılayacağını taahhüt etmiş olmasına rağmen, yapı kullanma izin belgesinin bu dönemde teminin edilememesinde kusurlu görülmektedir. Açıklanan durum karşısında mahkemece, hukuki ayıbı bilerek kiralananı teslim alan davacı-karşı davalı kiracının akdi fesihte haksız olduğu, yine yapı kullanma izin belgesi olmadan işyerini kiraya veren ve bu belgeyi temin etmeyen davalı-karşı davacının da kusurlu olduğunun kabulü ile sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir....
Kiracının onarımı kiraya verenin hesabına yaptırabilmesi BK. 97/1 maddesi (6099 sayılı TBK.’nun 113/1 md.) uyarınca hakimden izin alma koşuluna bağlı tutulmuştur. Ne var ki ihbar ve izin koşuluna uymamış olsa bile yapılan giderlerin, vekaletsiz iş görme hükümleri çerçevesinde kiraya verinin bu yüzden zenginleştiği tutar oranında istenebilmesi gerekir. Somut olayda, dava konusu edilen imalat ve tadilatın yapılmasına ilişkin olarak bildirim yükümlülüğünün yerine getirildiği kanıtlanabilmiş değildir. BK 97 maddesi (6099 sayılı TBK.’nun 113 md.) gereğince imalat için hakimden izin de alınmamıştır. Ne var ki bu durumda, yukarıda açıklandığı üzere yapılan işler davalı yönünden bir zenginleşmeye sebep oluyorsa davalı imalat ve tamiratın yapıldığı tarihteki giderlerinden, Borçlar Kanununun gerçek olmayan vekaletsiz işgörmeye ilişkin 414.maddesi (6099 sayılı TBK’nun 529 md.) uyarınca faydalandığı ve zenginleştiği oranda sorumlu olması gerekir....
Kiracı ise kiralananı hem kiralama amacı dışında imalathane olarak kullanmak istemiş, hem de bu konuda gerekli başvuruları yapmadan kira süresinin sona ermesinden önce sözleşmeyi feshetme yolunu seçmiştir. Bu durumda kiracının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğinden söz edilemeyeceğinden asıl dava yönünden, kiracının akdi yükümlülüklerinin tam olarak yerine getirmemesi nedeniyle sözleşme gereği teminat olarak verilen 15.000 bedelli bono dolayısıyla borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Karşı davadaki kiraya verenin talepleri yönünden ise; kiracının kira süresi sona ermeden kira sözleşmesini tek taraflı feshederek kiralananı tahliye etmesi durumunda kiracı kural olarak kira süresinin sonuna kadar kira parasından sorumludur. Bununla birlikte kiraya verenin bu yerin yeniden kiralanması konusunda gayret göstermesi, böylece zararın artmasını önlemesi için kendisine düşen ödevi yapması gerekir....
Kira sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü bir kişinin 28/12/2011 tarihinde kiralananın masaj salonu olarak işletilmesi ve bu konuda izin ve ruhsat alınması için noterden muvafakat vermesi davacıyı bağlamaz. Davacının kardeşi tarafından verilen bu muvafakatname ile durumun bilindiği hususu da kanıtlanamadığından, davacının yapılan iş değişikliğine muvafakatı olduğu kabul edilemez. Davacı tarafından yapıldığı görülen tadilatlar kiralananda yapılan değişiklikler olup yapılan işin değiştirileceğinin bilindiği anlamına gelmez.Bu durumda mahkemece sözleşmeye aykırılık olgusu gerçekleştiğinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, zımni muvafakatın varlığından söz edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Kiralananın gösterilmesine izin Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kiralananın gösterilmesine izin davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, satışa çıkarılan kiralananın haftanın belli gün ve saatlerinde alıcılara gösterilmesine izin verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, halen davalının kullanımında olan taşınmazın Pazar günleri hariç haftanın 6 günü saat 10:00 ile 17:00 saatleri arasında talep gibi alıcılara gösterilmesine, her bir alıcı için günde üç kez ve yarım saati aşmamak üzere süre verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Davalı vekili kiralananı eski kiracının bıraktığı haliyle kiraladıklarını, akde aykırı tadilatları müvekkilinin yapmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece taşınmaz dava sırasında tahliye edildiğinden tahliye hususunda karar verilmesine yer olmadığına, akde aykırı tadilatlardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 5.000 TL eski hale getirme bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Türk Borçlar Kanununun 316.maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmak ve kiralananın bulunduğu taşınmazda oturan kişiler ile komşulara gerekli saygıyı göstermekle yükümlüdür....


