Dava konusu olayın bir terör olayı olduğu açık olmasına rağmen, bu terör olayında idarenin hizmet kusuru/ kusursuz sorumluluğunun bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Dairemizin konuyla ilgili yerleşik içtihadı da; terör eylemi sonucu bir zararın ortaya çıkması durumunda, öncelikle söz konusu olayın meydana gelmesinde idarelere atfı kabil bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının araştırılması, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk hallerinin olayda bulunmaması durumunda 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme ve araştırma yapılarak karar verileceği yönündedir. Bu nedenle öncelikle idarenin / idarelerin olay öncesi genel güvenlik hizmetlerine ilişkin kusuru / kusursuz sorumluluğunun tespiti için olay öncesinde olaya ilişkin ihbar veya istihbari bilgi ve belge olup olmadığının araştırılması gerekmektedir....
de bulunmadığını, bu görev ve sorumluluğunun 5393 ve 5216 sayılı yasalar ve ilgili yönetmeliklerde belirtildiği üzere bu yetkinin belediyelere ait olduğunu iddia ederek davanın görevden, husumetten ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davanın hizmet kusuru nedeniyle tazminat ve rücuen alacak davası niteliğinde olduğu, 2577 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince hizmet kusuruna dayanılarak İdare aleyhine açılacak tam yargı davalarının idari yargı yerinde görülmesi gerektiği davada adli yargı ve mahkememizin görevli olmadığı tüm dosya kapsamı ile belirlendiği gerekçesiyle davacının davasının ve dava dilekçesinin yargı yolu bakımından usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava; kasko poliçesinden kaynaklanan rücuen tahsili istemine ilişkindir.Yargı yolu kavramı, bir hukuk sisteminde, herhangi bir davanın, o hukuk sistemine dâhil yargı kollarından hangisinde bakılacağını ifade eder....
ın yakınları tarafından manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın ve aynı olaya ilişkin temyiz dosyalarının birlikte incelenmesinden; 10/10/2015 tarihinde Ankara Tren Garı’nda meydana gelen patlamalar nedeniyle zarara uğrayan davacılar tarafından, olayın engellenememesi ve sonrasında zararın büyümesi, kayıpların artması sonucunu doğuracak şekilde davalı idarenin / idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülmüş, ancak İdare Mahkemeleri ve Bölge İdare Mahkemesi tarafından olayda davalı idarenin / idarelerin hizmet kusuru bulunmadığı sonucuna varılmış, davacılar tarafından dosyalarda bulunan olaya ilişkin bilgi ve belgelerin değerlendirilmediği, temyiz aşamasında da hizmet kusuruna ilişkin iddiaları devam ettiğinden Dairemizce öncelikle bu hususa ilişkin ve davacıların temyiz iddiaları doğrultusunda olay öncesi, olay esnası ve olay sonrası olarak süreç değerlendirilmiştir....
Hizmet kusuru, hizmetin olağan işleyişi içerisinde idarenin bir ya da daha çok görevlisine düşen ve fakat salt kişisel kusur olarak tanımlanmayan yanlışlıklardır. Devletin hizmet kusuru niteliğindeki bu tür eylemleri nedeniyle sorumluluğu dolayısıyla devlete karşı idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekmektedir. Yol yapımı veya bakımı müteahhit firmaya yaptırılsa dahi Karayolları Genel Müdürlüğünün hizmet kusur vardır. Yükleniciye karşı Adli Yargıda, Karayolları idaresine karşı İdari Yargıda dava açılabilir. Somut olayda, davacı vekili, çevre yolu inşaat alanında bölünmüş yolun ortasında bırakılan çukur nedeniyle yol güvenliği tedbirlerini almayan işaretlemeleri yapmayan idare, yüklenici firmanın olayda asli kusurlu olduğunu, müvekkiline ait aracın gerekli önlemlerin alınmaması, işaretlemelerenin yapılmaması sebebiyle bu çukura düşüp kumlara ve boşluğun yamacına çarpması sonucu hasarlandığını belirterek hasar bedelinin davalılardan tazminini istemiştir....
İdari Dava Dairesince, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak manevi tazminat istemleri yönünden tarafların istinaf başvurularının reddine; maddi tazminat istemleri yönünden ise, olayda hastanın klinik tanısı netleştirilmeden ve sorumlu uzmana danışılmadan usule aykırı bir şekilde taburcu edilmesinin özensizlik ve tıbbi bir kusur olduğu, bu durumun da hasta çocuğa tanının çok geç konulmasına ve bu sebeple acil olarak yapılması gereken müdahalede gecikmeye sebep olunarak tedavi olma ve iyileşme ihtimalinin ortadan kalktığı, bu nedenle uyuşmazlıkta idarenin açık bir hizmet kusuru bulunduğundan maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılarak davacıların maddi tazminat istemlerine dair istinaf başvurularının kabulü ile İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemlerine ilişkin kısmının kaldırılmasına, 85.441,32 TL maddi tazminatın 21.000,00 TL'lik kısmına davalı idareye...
Genel Müdürlüğü aleyhine 12/01/2011 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22/05/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından inşa edilen köprünün yağmur sularının tahliyesi için yapılan büzlerinden taşınmazına akan sular nedeniyle taşınmazındaki ürünlerinin zarar gördüğünü iddia ederek maddi tazminat talep etmiştir. Davalı, iddia edilen zarar ve ziyanın oluşmasında hiçbir kusuru olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir....
Dava konusu olayın bir terör olayı olduğu açık olmasına rağmen, bu terör olayında idarenin hizmet kusuru/ kusursuz sorumluluğunun bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Dairemizin konuyla ilgili yerleşik içtihadı da; terör eylemi sonucu bir zararın ortaya çıkması durumunda, öncelikle söz konusu olayın meydana gelmesinde idarelere atfı kabil bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının araştırılması, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk hallerinin olayda bulunmaması durumunda 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme ve araştırma yapılarak karar verileceği yönündedir. Bu nedenle öncelikle idarenin / idarelerin olay öncesi genel güvenlik hizmetlerine ilişkin kusuru / kusursuz sorumluluğunun tespiti için olay öncesinde olaya ilişkin ihbar veya istihbari bilgi ve belge olup olmadığının araştırılması gerekmektedir....
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, tazminatın hizmet kusuruna dayalı olarak verilmesi gerektiği, müvekkilinin olay nedeniyle yaralandığı ve işitme kaybının bulunduğu, takdir edilen manevi tazminatın düşük olduğu ileri sürülmektedir. Davalı … Bakanlığı tarafından, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı, olayın terör olayı olduğu, 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, ilgili Kanun kapsamında manevi tazminatın düzenlenmediği, bu nedenle manevi tazminat isteminin karşılanamayacağı ileri sürülmektedir....
Dava konusu olayın bir terör olayı olduğu açık olmasına rağmen, bu terör olayında idarenin hizmet kusuru/ kusursuz sorumluluğunun bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Dairemizin konuyla ilgili yerleşik içtihadı da; terör eylemi sonucu bir zararın ortaya çıkması durumunda, öncelikle söz konusu olayın meydana gelmesinde idarelere atfı kabil bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının araştırılması, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk hallerinin olayda bulunmaması durumunda 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme ve araştırma yapılarak karar verileceği yönündedir. Bu nedenle öncelikle idarenin / idarelerin olay öncesi genel güvenlik hizmetlerine ilişkin kusuru / kusursuz sorumluluğunun tespiti için olay öncesinde olaya ilişkin ihbar veya istihbari bilgi ve belge olup olmadığının araştırılması gerekmektedir....
ın yakınları tarafından manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın ve aynı olaya ilişkin temyiz dosyalarının birlikte incelenmesinden; 10/10/2015 tarihinde Ankara Tren Garı’nda meydana gelen patlamalar nedeniyle zarara uğrayan davacılar tarafından, olayın engellenememesi ve sonrasında zararın büyümesi, kayıpların artması sonucunu doğuracak şekilde davalı idarenin / idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülmüş, ancak İdare Mahkemeleri ve Bölge İdare Mahkemesi tarafından olayda davalı idarenin / idarelerin hizmet kusuru bulunmadığı sonucuna varılmış, davacılar tarafından dosyalarda bulunan olaya ilişkin bilgi ve belgelerin değerlendirilmediği, temyiz aşamasında da hizmet kusuruna ilişkin iddiaları devam ettiğinden Dairemizce öncelikle bu hususa ilişkin ve davacıların temyiz iddiaları doğrultusunda olay öncesi, olay esnası ve olay sonrası olarak süreç değerlendirilmiştir....


