GEREKÇE 1.5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Dava dosyası kapsamında yer alan 10.12.2014 tarihli ekspertiz raporu, 04.10.2007 tarihli Kimlik Tespit Formu, İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.04.2015 tarihli 2011/233 Esas, 2015/78 Karar sayılı kararı ile diğer tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...'...
Hırsızlık suçundan kurulan hükümde, sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/434 Esas, 2013/602 Karar sayılı ilamında, birden fazla suçtan verilmiş cezalar olduğu gözetilerek, bu cezalardan en ağırının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, ilamın tamamının tekerrüre esas alınması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması, 2. 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarının ''kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olduğu'' gözetilmeden, sanık hakkında mala zarar verme ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından sonuç ceza olarak TCK’nın 50/1-f maddesi gereğince, mahkûm olunan ceza miktarının yarısı oranında 1 ay 20 gün ve 5 ay süre ile kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilmesi karşısında, anılan maddedeki hak yoksunluklarına hükmedilmesi, 3....
Sanığın Temyizi Yönünden Sanığa yüklenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suretiyle iftira suçundan kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun'un 250 inci maddesinin 11 inci fıkrasına 7331 sayılı Kanun'un 22 nci maddesiyle eklenen ''Seri muhakeme usulü bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uygulanmaz.'' şeklindeki yasal düzenleme 14.07.2021 tarihinden sonra işlenecek suçlar yönünden uygulanabileceğinden, suç tarihi itibarıyla başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması...
Hakkında Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden; Suç tarihinin 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinin birinci fıkrasında 08.07.2021 tarihinde yapılan değişiklikten öncesine ait olduğu belirlenerek yapılan incelemede, Anayasa Mahkemesi’nin, 02.08.2022 gün ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 21.04.2022 gün ve 2020/87 esas, 2022/44 sayılı kararı ile; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “”...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibaresinin “...seri muhakeme usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri yargılama usulüne tabi olması karşısında; sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250 nci maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdii edilmesinde...
Nüfus Müdürlüğüne yazılan kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip başka bir kişinin kaydının bulunup bulunmadığı yönündeki müzekkereye verilen cevap ile, Cumhuriyet Savcılığına yazılan taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka şahısların bulunup bulunmadığının tesbiti yönündeki müzekkereye verilen cevaplar yetersiz olup, mahkemece tanık da dinlenmemiştir. İsminin düzeltilmesi istenen kişi ile, tapuda kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenen kişinin, aynı kişi olduğu dosyadaki mevcut delillerden tam olarak anlaşılamadığından, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak toplanan delillerin hep birlikte değerlendirilmesi sonucu kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olup olmadığı kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir....
düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılarak, yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkranın diğer bentlerinde yazılı haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün istem gibi DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II) Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan hükme yönelik incelemede; TCK'nun 268. maddesinde tanımlanan suçun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanması gerektiği, somut olayda, trafik kontrolünde sanığın görevlilere mağdur C.....
Soy isimleri ve baba adları ilavesi istenen kişiler ile, tapuda kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenen kişilerin aynı kişi oldukları dosyadaki mevcut delillerden tam olarak anlaşılamadığından, az yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkemece; Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt malikleri ile aynı ismi taşıyan başka kişilerin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, 109,110,111 ve 112 parsellerin edinme nedenini oluşturan mahkeme kararları dosyaya celb edilmeli, nüfus müdürlüğünden kayıtta geçen kişiler ile aynı kimlik bilgilerine sahip başka kişilerin kayıtlarının bulunup bulunmadığı sorulmalı, 160 parselde kimlik bilgilerini düzeltilmesi istenen ... ve Safiye'den olma 1905 doğumlu ... İli,... İlçesi, ... köyü nüfusuna kayıtlı ... ...'...
Kabule göre de; sanığa isnat edilen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli 2020/87 Esas ve 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle İskenderun 5....
Ancak; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarihli ve 2013/8-151/304 sayılı kararında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerektiği ve sanığın adli sicil kaydında yer alan ve daha ağır cezayı içeren Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.04.2012 tarihinde içtimalı infaz edilen, 2002/676 Esas, 2002/699 Karar sayılı 4 yıl hapis cezasına mahkumiyete ilişkin hükmün tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2013 kesinleşme tarihli ve 2009/965 Esas, 2009/915 Karar sayılı 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkumiyete ilişkin hükmün tekerrüre esas alınması nedeniyle, sanık hakkında kurulan hükümde Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen tekerrür uygulaması dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu Yönünden 1....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması HÜKÜM : Mahkumiyet Gereği görüşülüp düşünüldü: TCK.nın 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun gerçeğin ortaya çıktığı 21.12.2010 tarihinden itibaren hesaplanan olağanüstü zamanaşımına uğramadığı belirlenmekle, Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir....


