Gerçekleşen bu durum karşısında erkekte boşanma davası açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, erkek tarafından açılan boşanma davasının da kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile davasının reddedilmesi doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre yeniden hüküm kurulması zorunlu hale gelen kadının boşanma davası ve fer'ilerine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 11.09.2018 (Salı)...
"İçtihat Metni"İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi TARİHİ : 03/04/2015 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, boşanma davasının Türk Medeni Kanununun 166/son maddesine dayandığı ve davacı erkeğin açtığı, retle sonuçlanan ilk boşanma davasından sonra tarafların bir araya gelmedikleri anlaşılmaktadır. Fiili ayrılık döneminde davalı kadına kusur olarak yüklenebilecek bir olayın varlığı da ispatlanamamıştır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Mahkemece, dilekçeler aşamasından sonra ön inceleme aşamasına geçilmiş ve ön inceleme duruşmasında tarafların uzun süredir ayrı yaşadıkları beyanına ve davalının boşanmayı kabulüne bağlı olarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Tek başına fiili ayrılık da boşanma sebebi sayılamaz. Davalının davayı kabul etmesi Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı boşanma koşulları gerçekleşmedikçe hukuki sonuç doğurmaz (TMK. m. 184/3)....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 07.11.2017 günü temyiz eden davalı ... gelmedi. Karşı taraf davacı ... geldi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Fiili ayrılık başlı başına boşanma sebebi yapılamaz. Terk sebebine dayalı bir dava da bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir....
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle fiili ayrılık tek başına boşanma sebebi sayılmadığı gibi Türk Medeni Kanununun 166/son maddesi koşullarının da oluşmadığının anlaşılmasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine peşin alınan harcın mahsubuna ve 73.90 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 30.05.2011 (Pzt.)...
Aile Mahkemesince herhangi bir yetki itirazı talebinde bulunulmadan resen yetikisizlik kararı verildiği boşanma davalarında yetkinin kamu düzenine ilişkin olmayıp resen verilemeyeceği gerekçesi ile yetkisizlik kararı verilmiştir. Somut olayda; tarafların UYAP sistemi üzerinden yapılan MERNİS adresi araştırmalarında her iki tarafın da Türkiye'de ikamet adresi bulunmadığı K.K.T.C'de ikamet ettikleri anlaşılmıştır. Dava evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanan boşanma davasına yöneliktir. Tarafların ...'da ikametleri bulunmadığı anlaşılmakla Türk Medeni Kanunun 168. maddesi gereğince boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri ile nafaka miktarları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Davalı-davacı kadın tarafından açılan birleşen boşanma davası da Türk Medeni Kanunu'nun 166/son maddesinde yer alan fiili ayrılığa dayanmaktadır....
Aile Mahkemesi'nden verilen 17.09.2012 gün ve 1193/1141 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve taktirde bir isabetsizlik bulunmadığına, Hukuk Genel Kurulu'nca zamanaşımı ve belirsiz alacak davası konusunda gerekli inceleme yapılıp karar verildiğine, dosyanın sadece katılma alacağının esasının değerlendirilmesi konusunda Daire'ye gönderildiğine, her ne kadar taraflar üç yıllık fiili ayrılık süresince bir araya gelmediklerinden boşanmalarına karar verilmiş ise de eşler arasındaki resmi evliliğin bu ayrılık süresi içinde de devam ettiği ve en son açılan boşanma davasına ait kararın kesinleşmesiyle boşandıklarından bu dönemde edinilen malların da edinilmiş mal olarak kabul edilmesi gerektiğine, yapılan katılma alacağına ilişkin hesaplarda ve bilirkişi raporunda...
Aile Mahkemesi'nin E..2009/822-K.2000/855 sayılı dosyasında, kadın tarafından evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak açılan boşanma davasının, dinlenilen davacı tanıklarının sebep ve saiki belli olmayan ve geçimsizlikle ilgisiz beyanlarda bulundukları, bu nedenle kadının davasının ispat edilemediği gerekçesi ile reddine karar verildiği, bu ret kararının da temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. İlk davanın reddi nedeniyle, ilk davanın açılmasından önceki olaylara dayalı olarak davalı erkeğe bir kusur yüklenemez. İlk davanın açılmasından sonra tarafların biraraya geldikleri iddia edilmediği gibi, fiili ayrılık döneminde erkekten kaynaklanan ve ona kusur olarak yüklenebilecek yeni bir maddi olayın varlığı da kanıtlanamamıştır. Bu durumda; ilk davayı da açarak boşanma sebebi yaratan kadın tamamen kusurludur. Boşanmaya neden olan olaylarda tam kusurlu olan eş yararına maddi-manevi tazminata (TMK m. 174/1-2) hükmolunamaz....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacının dava dilekçesinde dayanmadığı olaylar hükme esas alınamaz (HMK m. 25/1). Davacı tarafından, davalının kişisel temizliğine özen göstermediği, çocuklarıyla ilgilenmediği ön inceleme aşaması tamamlanana kadar usulüne uygun şekilde (HMK m. 141) vakıa olarak dayanılmamıştır. Ön inceleme aşaması tamamlanana kadar usulüne uygun şekilde (HMK. m. 141) dayanılmayan bir vakıanın, tanık beyanlarından geçtiğinden bahisle davalıya kusur olarak yüklenmesine imkan bulunmamaktadır. Usulüne uygun şekilde gösterilen vakıalar da kanıtlanmamış olup fiili ayrılık da tek başına boşanma sebebi değildir....


