"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen borca ve faize itiraz davası sırasında davalı taraf vekili 14/05/2010 günlü dilekçesiyle reddi hakim yoluna başvurmuştur. Bu konuda verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmiş olmakla, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi gereği düşünüldü: K A R A R İncelenen dosya kapsamına göre, hakimin reddi için ileri sürülen hususlar H.Y.U.Y.’nın 29. maddesinde tanımı yapılan sebeplerden değildir. Açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda ... onama harcının temyiz edene yükletilmesine 15/07/2010 günü oybirliği ile karar verildi....
Somut olayda dosyanın incelenmesinde, icra emrinin 29/09/2015 tarihinde tebliğinden sonra, borçlunun 03/11/2015 tarihli dilekçeyle icra mahkemesine başvurarak, sair itiraz ve şikayetleri ile birlikte takipte talep edilen aylık 1,62 oranında ve değişen oranlarda işleyecek mevduat faizi talebinin yasal olmadığını ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği görülmekte olup, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takipte faize itiraz süreye tabi değildir. O halde, mahkemece, borçlunun faize yönelik itirazının esasının incelenmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile bu yöne ilişkin itirazın süre yönünden reddine karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Asliye (İcra) Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R Alacaklı vekili tarafından ...Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.11.2009 tarih ve 2009/139-206 sayılı ilamına dayalı olarak ilamlı icra takibine başlandığı, borçluya 19.01.2010 tarihinde icra emri tebliğ edildiği; borçlunun alacaklı tarafından icra emrinde talep edilen % 31 faiz oranına ve işlemiş faize itiraz ettiği, mahkemece faize yönelik itirazın yasal 7 günlük itiraz süresi geçirildikten sonra 27.01.2011 tarihinde yapıldığından bahisle şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır....
. - K A R A R - Davacı vekili, müvekkilinin davalıya imzalamış olduğu kredi kartı üyelik sözleşmesine istinaden kredi kartları verdiğini, borcun ödenmediğini, girişilen icra takibinde faize itiraz ettiğini belirterek, davalının faize yönelik itirazının iptaline, takibin %96 temerrüt faizi üzerinden devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir....
- K A R A R - Davacı vekili, Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesi’nden kaynaklanan alacaklarını tahsil için giriştikleri icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir. Davalı takibe konu asıl alacağa itiraz etmediğini, faize itiraz ettiğini, bankaya ödemeleri olduğunu savunmuştur. Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 11.07.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Davalı borçlu icra takibine hem asıl alacak, hem de faiz yönünden itiraz etmiş olduğu halde, mahkemece sadece faize itiraz edilmiş gibi değerlendirme yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.06.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi....
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, navlun alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan takipte, yetkiye ve faize itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yetki itirazının reddine, davacının davalıyı icra takibine başlamadan önce temerrüde düşürdüğünü ispatlayamadığı gerekçesi ile faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine, alacağın likit olması nedeniyle davacının %20 icra inkar tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, navlun alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir....
Ancak, davacı tarafından asıl alacak ve faiz açısından.......... 2014/1588 esas sayılı dosyasında takip yapıldığı, kooperatifiin asıl alacağı 33.020 TL olarak kabul edip işlemiş faize itiraz ettiği, icra müdürlüğünce de itiraz edilmeyen asıl alacakla ilgili takibin devamına karar verdiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığımız faizin ödenmesiye ilgilidir. Asıl alacağın tahsiline devam edildiği halde faizin ödenmesine itiraz edilmesi, faiz ödemesinin kooperatif mevcudiyetini tehlikeye düşüreceği iddiasında bulunulması çelişkili davranıştır ve M.K 2. maddesine de aykırıdır. Bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, erken dava olarak nitelendirilmesi doğru görülmemiştir. Kabule göre de; davacının 19.12.2008 tarihinde noterden gönderdiği istifa dilekçesi kooperatifin kabulüne bağlı değildir. Davacının bu tarihte üyeliğinin sona erdiği kabul edilmelidir....
Dava, davacının 01.11.2002 – 17.03.2004 tarihleri arası 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı babası üzerinden ölüm aylığı alırken, 1479 sayılı Yasa kapsamında çalışması nedeniyle,İcra dairesinde Kurumca yürütülen 4.327,98 TL asıl, 6.912,82 TL faiz ve 7,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 11.247,80 TL’lik yersiz ölüm aylığının tahsiline yönelik takipte, davalı- borçlunun asıl alacağı kabul edip, faize itiraz ettiği, Kurumun da bu vaki itirazın iptali için iş bu davayı açtığı, Mahkemece, davalı borçlunun alacağın faiz kısmına itiraz etmesi nedeniyle alacakla ilgili davanın özel ihtisas mahkemesi olan Sosyal Güvenlik Mahkemesi'nde görülmesini gerektiren bir sebep bulunmadığından genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olması nedeniyle mahkemenin görevsizliğine karar verildiği anlaşılmaktadır. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1. maddesinde, İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen 2. maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : İlamlı takipte borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; dayanak ilamda teslim tarihinden itibaren avans faize hükmedildiği, ancak teslim koşulunun gerçekleşmediği nedeniyle faize itiraz edildiği, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği, Yargıtay 8. H.D.' nce faize hükmedilebilmesi için ilama konu malın teslim edilmiş olmasının gerektiği, teslim olgusunun tespiti açısından buzdolabının bırakıldığı servisin borçluya ait olup olmadığının araştırılması yönünde karar verildiği anlaşılmıştır....


