Asliye Hukuk Hakimliğince verilen 12.11.2009 gün ve 2005/200-2009/338 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunmamaktadır. Eser sözleşmesi, davalı ile dava dışı araç sahibi arasındadır. Davada istenen, davalının tamir işlemi sırasında çalınan aracın sahibine ödenen bedelin tahsiline karar verilmesidir. Bu haliyle uyuşmazlık sigorta rücuu davası niteliğinde olduğundan dosyanın temyiz incelemesi görevi Yargıtay Yüksek 17.Hukuk Dairesine aittir. Nevar ki aynı Dairece de görevsizlik kararı da verilmiş olduğundan dosyanın görevli dairenin belirlenmesi için Hukuk Daireleri Yüksek Başkanlar Kuruluna gönderilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dosyanın Yargıtay Yüksek 1. Başkanlığa GÖNDERİLMESİNE, 25.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi mevcut olmayıp, uyuşmazlık gayrimenkul satış akdinden kaynaklandığından kararın temyiz inceleme görevi Yargıtay Yüksek 13. Hukuk Dairesi’ne aittir. Ne var ki anılan daire eser sözleşmesi ilişkisinin varlığından söz ederek görevsizlik kararı verdiğinden oluşan görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Yargıtay Yüksek Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu’na gönderilmesi gerekmiştir. SONUÇ:Dosyanın görev uyuşmazlığının çözümü için Yargıtay Yüksek Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE, 11.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Yap-işlet-devret sözleşmeleri, kira ve eser sözleşmesinin unsurlarını içeren karma sözleşmelerden olup, bir taraf kendisine ait olmayan taşınmaz üzerinde eser sözleşmesi hükümlerine göre bina, tesis veya başkaca bir eser meydana getirmekte, diğer taraf da taşınmazına yapılan bu eserin ayrıca bedelini ödemediği için diğer tarafın belli süreyle kullanmasına müsade etmektedir. Bu durumda eserin meydana getirilmesi ve bundan doğan talep hakları eser sözleşmesi hükümlerine tabidir. Oluşturulan eserin ve bulunduğu taşınmazın kullanılması aşaması ve bundan doğan talep hakları kira sözleşmesi hükümlerine tabidir. Eser sözleşmesinden doğan davalar için, tarafların sıfatından veya işlemin mahiyetinden doğan bir nedenle tüketici mahkemesi veye ticaret mahkemesinde görülmesini gerektirir bir neden yok ise, özel bir görev kuralı bulunmadığından genel mahkeme olarak Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/1075 Esas KARAR NO : 2023/228 DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/11/2022 KARAR TARİHİ : 01/03/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/03/2023 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili ve davalı taraf eser sözleşmesi kapsamında davalı tarafa ait olan ve ..........
Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Kanunun 3/1. maddesi (l) bendinde "Gerçek veya tüzel kişilerle tüketiciler arasında kurulan eser sözleşmelerini" tüketici işlemi kapsamına almıştır. Aynı Kanunun 73/1. maddesi ise tüketici işlemlerinden doğan davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu belirlemiştir. 6502 sayılı Kanunun 3. maddesi gerekçesinde eser sözleşmelerinin kanun kapsamına alınmasına herhangi bir açıklama getirilmemiştir. Ancak, Kanunun sistematiği nazara alındığında, kanunda zikredilen eser sözleşmelerinden kastın; ticari ve mesleki olmayan amaçlarla, salt kişisel ihtiyaçları için kullanma ve tüketme amacıyla gerçek ve tüzel kişi ile tüketici arasında yapılan eser sözleşmeleri olduğu anlaşılmaktadır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri 818 sayılı BK'nın 155 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmelerinin kendine özgü bir türüdür....
İş Mahkemesi 03.12.2015 tarihli, 2014/282 Esas, 2015/911 Karar sayılı kararında; taraflar arasında davalıya ait 3 katlı inşaatın kalıp, demir ve duvar işlerinin kabala olarak yapılması için eser sözleşmesi yapıldığını, davacının yapılan eser sözleşmesi uyarınca aldığı işi kendisi tarafından temin edilen işçilerle yaptığını, davacı ile davalı arsında işçi işveren ilişkisinden kaynaklanan hizmet akdi olmadığını belirterek görevsizliğine karar vermiş, verilen bu karar Yargıtay yüksek 7. Hukuk Dairesi'nin 04.10.2016 tarihli, 2016/22819 Esas, 2016/15552 Karar sayılı kararı ile onanmış ve aynı tarihte kesinleşmiştir. Mahkemece; alacak miktarı itibari ile aradaki sözleşmenin varlığının ve bu sözleşmeden dolayı alacaklı olunduğunun yazılı delille ispat edilmesi gerekirken davacının usulüne uygun delillerle alacağını ispat edemediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir....
Borçlar Kanununun 355. maddesindeki tanımlamaya göre eser sözleşmesi ile yüklenici, iş sahibinin ödemeyi taahhüt ettiği bedel karşılığında bir eser meydana getirmeyi üstlenir. Eser veya kanundaki ifadesiyle istısna akdînin konusu ise, yapımı kararlaştırılıp bir çalışmanın ürünü olan, maddi veya gayri maddi varlığı bulunan bir sonucun meydana getirilmesidir. Bu kapsamda bütünlük arzeden ve ekonomik değeri olan her hukuksal varlık eser sayılmaktadır. Yanlar arasındaki uyuşmazlık da davaya esas teşkil eden sözleşmelerle tarafların yüklendikleri edimlerin hukuki niteliği itibariyle BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmaktadır....
.- Dava; davacı (işveren) ile davalı (yüklenici) arasındaki eser sözleşmesi nedeniyle fazladan ödenilen iş bedelinin istirdadı, ayrıca taraflarca imzalanan eser sözleşmesi metninde yer alan bononun (iş bedelinin ödenmiş olması ve nama yazılı olmamasına rağmen) davalı tarafından doldurularak takibe konulduğu iddiasıyla menfi tesbit istemlerine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un "Amaç" başlıklı .... maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra, "Kapsam" başlıklı .... maddesinde “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” hükmüne yer verilmiştir....
Davalı işverene ait işyerinde 01.01.2012-15.05.2012 tarihleri arasında davalı işverenin eser sahibi olduğu film çekiminin kurgu işinde hizmet akdine tabi olarak haftalık 750 TL ücret karşılığında gerçekleştirilen ve davalı Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespiti talep edilmiş, Mahkemece, davacıya banka kanalı ile yapılan ödemeler de gözetilerek aynı ay içinde birden çok ödeme yapıldığı ve bir eser meydana getirildikçe ödemede bulunulduğu, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet akdi olmayıp davacının eser sözleşmesi kapsamında çalıştığı ve 5510 Sayılı Yasa uyarınca sigortalı sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinde, bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı sayılacağı belirtilmiştir....
Aynı Kanunun 73/1. maddesi ise tüketici işlemlerinden doğan davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu belirlemiştir. 6502 sayılı Kanunun 3. maddesi gerekçesinde eser sözleşmelerinin kanun kapsamına alınmasına herhangi bir açıklama getirilmemiştir. Ancak, Kanunun sistematiği nazara alındığında, kanunda zikredilen eser sözleşmelerinden kastın; ticari ve mesleki olmayan amaçlarla, salt kişisel ihtiyaçları için kullanma ve tüketme amacıyla gerçek ve tüzel kişi ile tüketici arasında yapılan eser sözleşmeleri olduğu anlaşılmaktadır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri 818 sayılı BK'nın 155 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmelerinin kendine özgü bir türüdür. Bu sözleşmelerin bir tarafı arsa sahibi diğer tarafı yüklenicidir. Bu tür sözleşmelerde arsa sahibinin Tüketici Kanununun 3/1-(k) maddesindeki tüketici tanımına uymadığı anlaşılmaktadır....


