Dosya içeriği ve toplanan deliller ile, çekişme konusu 2507 parsel sayılı taşınmazın davacı, müdahale olunduğu iddia edilen 2508 parsel sayılı taşınmazın ise dava dışı N. Ö..ile Ş. T.. adına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu, davalının her iki taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı bulunmadığı, davacının; kendi taşınmazına elatan kişinin, kayıt maliklerinden Şahin'in babası olan davalı olduğunu, bu yerin yıllardan beri davalı tarafından kullanıldığını, keşif yapıldığında ve tanıkları dinlendiğinde bu hususun açıklığa kavuşturulacağını iddia ettiği görülmektedir. Hemen belirtilmelidir ki; TMK'nın 683. maddesine dayalı elatmanın önlenmesi istekli davaların konusunu haksız eyleme dayalı tasarrufların oluşturduğu kuşkusuzdur. Eylem kimin tarafından yapılırsa, davanın ona yöneltilerek açılması ve sonucundan onun sorumlu tutulması asıldır....
Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi ve kabulündedir. Uyuşmazlık davanın TMK. nun 683. maddesine dayalı bir dava mı olduğu, yoksa aynı Kanunun 974 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması davası mı olduğunda odaklanmaktadır. Bilindiği üzere ve kural olarak; TMK. nun 683. maddesine dayalı olarak açılan davalar mülkiyet hakkından kaynaklanmaktadır. Bir binanın mülkiyet hakkı ancak, zemini (arsası veya arazisi) ile birlikte ele alındığında ve ilgilisi adına TMK. nun 705. maddesi uyarınca tapu kaydı oluşturulduğunda bir hakka dayalı davadan söz edilme olanağı vardır. Somut olayda ise, binanın bulunduğu zemin Hazineye aittir. Hazine iş bu davada taraf değildir. Çekişme binanın üstün zilyedinin kime ait olduğunda toplanmaktadır. Bu durumda, eldeki dava TMK. nun 974 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması davasıdır. Hal böyle olunca, mahalli mahkemenin vermiş olduğu görevsizlik kararı doğrudur....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ-TAŞINMAZIN TESLİMİ-ECRİMİSİL Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, taşınmazın teslimi ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, taşınmazın boş olarak teslimi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir....
Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 683. maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü elatmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür. Ayrıca, Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayalı haksız yapılanma sebebiyle temliken tescil isteklerinin müstakil bir davaya konu olması gerektiği halde, taşkın yapı sebebiyle Türk Medeni Kanununun 725. maddesinden kaynaklanan talepler, müstakilen temliken tescil davasına konu yapılabileceği gibi, taşkın inşaatı yapan kişiye karşı açılan elatmanın önlenmesi ve yıkım istekli davalarda savunma yoluyla da ileri sürülebilir. Taşkın yapıyla ilgili davaların kabul edilebilmesi Türk Medeni Kanununun 725. maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleşmesine bağlıdır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.06.2015 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna dayalı elatmanın önlenmesi ve tazminat talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 31.03.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, komşuluk hukukuna dayalı elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve tazminat istemine ilişkindir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. TMK m. 683'deki "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.11.2012 gününde verilen dilekçe ile el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil istenmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; el atmanın önlenmesi ve kal taleplerinin kabulüne, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 29.11.2018 tarihli bozma kararında ecrimisil talebi yönünden temyiz talebini reddettiği ve bu tarihte ecrimisil talebinin kesinleştiği anlaşıldığından ecrimisil talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 03.11.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Mahkemece, Yargıtay 8....
TMK m. 683 deki "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir. Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nun "komşu hakkı" başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir. Elatmanın önlenmesi davası açılabilmesi için kural olarak zararın doğmuş olması gerekir....
Maddesi gereğince ecrimisil koşulların oluşmadığını, kötüniyetli olmadıklarını, ihtardan iki yıl sonra dava açılmasının davacının taşınmazın kullanılmasına zımni muvafakatini gösterdiğini, mahsup taleplerinin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir. 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme: Dava, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk: 2.1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 341-360. maddeleri 2.2.08.03.1950 tarih 22/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı, 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 2.4. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) 683. maddesi 3. Değerlendirme: Hemen belirtmek gerekir ki, TMK'nun 683 maddesinde düzenlendiği üzere; "Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma veya tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir....
Dava, tapuya dayalı elatmanın önlenmesi, ecrimisile ilişkindir. Dosyadaki tapu kaydına göre davacı malik olup, yukarıda belirtilen yargı kararı ile davalının kooperatif üyeliğinden ihraca ilişkin açılan davanın kesinleştiği tarihten itibaren davalının elatmanın önlenmesi, tahliye ve kesinleşme tarihinden dava tarihine kadar ecrimisil talep edebilir. Ancak, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası birlikte açıldığından dava değeri, elatılan alanın değeri ve ecrimisilin toplamı kadardır....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi, eski hale iade ve ecrimisil; birleştirilen dava ise şahsi hakka dayalı el atmanın önlenmesi ve muarazanın giderilmesi isteklerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve Yasa'larla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır. 2. Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur. 3....


