İş Mahkemesinin 2017/416 Sayılı dosyası ile hizmet tespit davası açıldığı, dava dışı şirketin tasfiye ile sicilden terkin edilmesi sebebiyle taraf teşkilinin sağlanamadığı, bu sebeple davacıya verilen süre içinde eldeki ihya davasının açıldığı görülmektedir. Her ne kadar mahkemece davanın ... yönünden kabulüne karar verilmiş ise de; somut olayda, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 02.11.2023 tarihli müzekkere cevabında tasfiye memurunun ... olduğu bildirilmiş olup bu sebeple davacıya bu kişiye karşı dava açması için süre verilerek açılan dava eldeki dava ile birleştirilmiştir. Ancak, müzekkere cevabının ekindeki imza beyannamesinde tasfiye memurunun ...olduğu beliritlmektedir. Yine TSG'nin 17.01.2003 tarihli ve 5720 sayılı nüshasında ihyası istenen şirkete ilişkin ilanda tasfiye memurunun ...olduğuna dair şirketin 06.01.2003 tarihli ve 8 no'lu ortaklar kurul kararının ilan edildiği görülmüştür....
İş Mahkemesi'nin 2011/1330 Esas sayılı dosyası ile müvekkilinin işçi alacakları için dava açtıklarını, ancak şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğini öğrendiklerini, açtıkları işçi alacağı davasında mahkemenin şirketin ihyasını talep etmeleri için süre verdiğini ileri sürerek, şirketin ihyasını talep ve dava etmiştir. Davalılar davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı tasfiye memurunun temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır. Davalı tasfiye memuru, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı tasfiye memurunun HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir....
Şti'nin feshine karar verildiğini, atanan tasfiye memurunun görevini yapamadığını belirterek, tasfiye memurunun görevden asli ile yeni tasfiye memuru atanmasını talep ve dava etmiştir. Dava, limited şirkete atanan tasfiye memurunun azli ile yeni tasfiye memuru atanması istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nun 166. maddesinin 1. fıkrasında "Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar." hükmüne yer verilmiş, 4. fıkrasında ise davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantının var sayılacağı düzenlenmiştir....
İSTİNAF SEBEPLERİ: Dahili davalı tasfiye memuru vekili; tasfiye edilmiş şirketin dava dosyasının tarafı olmadığını, işbu nedenle de davalı tahtında hüküm kurulmasının usule aykırı olduğunu, müvekkili ...'in ise davaya konu şirketin tasfiye memurluğunu bila bedel üstlenmiş tasfiye ile sona eren şirketin eski çalışanı olduğu, tasfiye memuru ihya davalarında yasal hasım olup ticaret mahkemesince de dava dosyasına sonradan dahili davalı olarak resen dahil edildiğini, işbu nedenlerle aleyhinde yargılama giderlerine ve vekalet ücretine mahkum edilmesinin usule ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir....
Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 18.07.2011 tarihli cevabî yazısı ile davalı... ve Tesisat Malzemeleri Sanayi ve ...Şirketi'nin 11.12.2006 tarihinde tasfiyesine karar verildiği, 27.12.2006 tarihli tescilin 04.01.2007 tarih ve 6716 sayılı ...'nde ilan edildiğinin belirtildiği anlaşıldığından;a) Tasfiye işlemitamamlanmamışsa, tasfiye memurunun kimlik ve adres bilgilerinin sorulması ve gerekçeli kararın tespit edilen tasfiye memuruna yöntemince tebliğ edildikten, b) Tasfiye işlemi tamamlanmış ve tasfiye sonu kararı ile davalı şirket ticaret sicilinden terkin edilmiş, tüzel kişiliği son bulmuşsa, davalı şirketin ihyasının sağlanması ve tasfiye memurunun atanması için davacıya uygun süre verilerek ihya olunduktan sonra gerekçeli kararın adı geçen davalı şirket tasfiye memuruna yöntemince tebliğ edilerek temyiz süresi geçtikten ve gerektiğinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 432....
hasımsız açılmasının mümkün olmayıp, terkin edilen şirketin davalı olarak gösterilmesinin zorunlu olduğu, bunun yanında davacının istifasını bildirmesi yeterli olup, bu konuda verilecek kararı istinaf ederek uyuşmazlığın çözümünün mümkün olup, tasfiye memurunun istifasının kabulü ve yerine bir başka tasfiye memuru atanması talepli bir dava açması konusunda aktif husumet sıfatının bulunmadığı, buna göre davacı tasfiye memurunun somut dava yönünden aktif husumet sıfatı bulunmadığı gibi davanın hasımlı olarak açılması mümkün olup, hasımsız olarak açılmış olması nedeniyle pasif husumet yokluğunun da bulunduğu dikkate alınarak, davanın aktif ve pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir....
Her ne kadar davalı tasfiye memuru vekili ------ dosyasındaki davanın ----- tabi olduğu, dava konusu alacağın zaman aşımına uğradığı, esasen şirketinde borcu bulunmadığı gibi iddialarda bulunduğu ve bu sebeple iş bu davayı açmakta hukuki menfaat bulunmadığını iddia etmiş ise de; davamızın şirketin ihyası davası olduğu, bu iddiaların ----- dosyasında incelenebileceği; mahkememizin davanın niteliği itibarıyla bu iddiaları incelemeyeceği sebebiyle ve kök davanın görüldüğü----dosyasında da iş bu davanın açılması gerekli görüldüğünden, davalı tasfiye memuru vekilinin savunmalarına itibar edilememiş olup, Davacının açtığı davası sebebiyle, ihyası istenen davalı şirketin mutlaka sicile yeniden tescilini gerektiği, elbette bu ihya kararının şirketin geniş anlamda yeniden kuruluşuna yönelik olmadığı; sadece açılan ----- sayılı dosyasının yargılama süreci ve verilecek kararının infazı aşamasıyla sınırlı olduğu, bu süreç sona erdiğinde ek tasfiye memurunca yeniden sicilden terkin ettirilmesi gerekeceği...
İlk derece mahkemesi, terkin tarihi olan 20.09.2021 tarihinde iş mahkemesindeki davanın açılmadığı, bu davanın 11.10.2021 tarihinde ve terkinden sonra açılması nedeniyle davalı tasfiye memurunun kusurununu bulunmadığı ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiği kabul edilmiştir.TTK'nın 547/2. maddesi uyarınca, mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir. İhyası istenen şirketin tasfiye memurunun bulunduğu ve bu kişinin ek tasfiyeyi tamamlamasına engel oluşturacak bir mazeretin bulunduğuna ilişkin kanıt veya gerekçe bulunmadan üçüncü bir kişinin tasfiye memuru olarak atanması ve tayin edilen tasfiye memurunun ücretinin davacıdan alınmasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır....
Tasfiye Memurunun bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı davalı tasfiye memurundan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 14.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Dava, tasfiye memurunun sorumluluğuna ilişkindir. Davalı ...'in dava dışı ...A.Ş.nin tasfiye memuru iken tasfiye işlemleri sonucunda şirketin sicilden terkini gerçekleştirdiği, şirketin sicilden terkin edilmeden önce taraf olduğu yukarıda belirtilen dava dosyalarının ve icra takiplerinin bulunduğu hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık ve çözülmesi gereken sorun; davalının pasif dava ehliyeti bulunup bulunmadığı, dava konusu alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı; esas yönden ise, tasfiye memurunun tasfiye işleminin usule ve kanuna uygun olup olmadığı, buna bağlı olarak dava konusu edilen borçlardan sorumlu bulunup bulunmadığı noktalarındadır....


