Bu durumda, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 12/06/2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5901 sayılı yeni Türk Vatandaşlık Kanununun 25. maddesi (Mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlık Kanunu md. 20) gereğince, Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilip, 03.11.2006 tarihi itibariyle Türk vatandaşlığını kaybeden ve halen Türk vatandaşı olmayan davacının, 10.04.1991 – 26.11.2012 tarihleri arasında bir kısmı Türk vatandaşı olduğu, bir kısmı da Türk vatandaşı olmadığı dönemlerde, Avusturya’da gerçekleşen sürelerini, 3201 sayılı Kanun gereğince borçlanarak, sosyal güvenliği bakımından değerlendirilip-değerlendirilemeyeceğine ilişkindir....
Açıklanan kanun maddeleri, açıkça, çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerin kazanılmış haklarının korunacağını belirtmektedir. Kanun açıkça çıkma izni almak suretiyle Türk Vatandaşlığını kaybeden kişilerin kazanılmış haklarının korunacağını ifade etmektedir. Bu nedenlerle Davacının müteveffa eşinin hizmet sürelerini borçlanma talebi bulunduğunda müteveffanın çalışmanın geçtiği dönemde sigortalı ile vatandaşlık ilişkisinin arandığı hususu değerlendirildiğinde davacının Türk Vatandaşlığını hiç kaybetmediği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilerek Müteveffa eş ...nun Yurtdışı borçlanma talebine reddeden işleminin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile aksine kurum işleminin iptaline dair karar verilmiştir. İstinaf Sebepleri: Davalı vekili, istinaf yolu ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir. B-Bölge Adliye Mahkemesi Kararı: ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 25.10.2017 günlü ilamı ile ...'...
İş Mahkemesi TARİHİ : 23/06/2015 NUMARASI : 2014/1623-2015/966 taline, Türk vatandaşlığını kaybetmeden önceki borçlanmaya esas tüm sürelerin borçlanmaya hakkı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Davacı vekili 17/11/2015 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirdiğinden 5510 sayılı Yasa'nın 92....
Bu itibarla, milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından sakıncalı bulunan davacının, Türk vatandaşlığını kazanma kararının, 5901 sayılı Kanun'un 40. maddesi uyarınca hukuki şartlar oluşmadan verildiği gerekçesiyle geri alınmasına yönelik olarak tesis edilen dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, aksi yöndeki Dairemiz kararına katılmıyoruz....
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacının asıl uyruğu Azerbaycan olup, ilk ve ortaöğretim eğitimini Azerbaycan'da tamamlamıştır. 2010 yılında sonradan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığını kazanıp 2020-2021 eğitim-öğretim yılı yurtdışından öğrenci kabulüne ilişkin esaslar kapsamında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesine yerleşmeye hak kazanarak 22/12/2020 tarihinde Üniversiteye kayıt yaptırmıştır. Kayıt yaptırdıktan sonra, davalı idarece, davacının 2010 yılında Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığını da kazanması nedeniyle çift uyruklu olduğu ancak bu durumun başvuru esnasında bildirilmediği, bu suretle gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu gerekçesiyle Fakülte Yönetim Kurulu kararı alınmaksızın davacıya e posta yoluyla bildirim yapılmak suretiyle davacının öğrencilikle ilişiği kesilmiştir....
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle; doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden davacının, on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik sürelerini, 3201 Sayılı Kanun kapsamında borçlanabilecek olmasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 18.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle; doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden davacının, on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik sürelerini, 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanabilecek olmasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 02.07.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle; doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden davacının, on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik sürelerini, 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanabilecek olmasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 02.07.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Muhaceret (göç) yoluyla gelen Türk soylu kişilerin iskân Kanunları çerçevesinde Türk Vatandaşlığına alınması işlemleri de telsik niteliğinde olup aynı hüküm ve sonuçları meydana getirirler. Telsik geçmişe etkili değildir. Türk Vatandaşlığı telsik kararının hüküm ifade ettiği andan itibaren kazanılmış olur. Sonuç olarak bu tarihten önceki zamana ait fiillerinde ve işlemlerinde ilgili (Türk Vatandaşlığını kazanmış kişi) yabancı muamelesi göreceğinden, bunun sonuçlarına katlanma durumundadır. 403 sayılı Türk Vatandaşlık Kanunu'nun davacının Türk Vatandaşlığını kazanma yoluna göre uygulanması gereken 10. maddesinde de açıkça Türk Vatandaşlığına alınma; yetkili makamın bu konudaki karar tarihinden itibaren hüküm ifade edeceği kuralını içermektedir. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre sadece borçlanma tarihinde Türk Vatandaşı olma yeterli olmayıp borçlanılmak istenilen sürenin geçtiği dönemde de Türk Vatandaşı olunmasının gerekli olduğu kuşkusuzdur....
SONUÇ: 1-Hükmün 1 no’lu fıkrasının tamamen silinerek, yerine, “1-Davanın KABULÜNE” sözlerinin yazılmasına, 2-Hükmün 1 no’lu fıkrasının a ve b alt bentlerinin tamamen silinerek, yerine, “a)Davacının, 17.10.1988 tarihinden, Türk Vatandaşlığını kaybettiği 21.12.2004 tarihine kadar, yurt dışında geçen borçlanmaya esas süreleri 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanabileceğinin tespitine” b)Borçlanma bedelinin, borçlanma talep tarihinde geçerli olan prime esas asgari kazanç üzerinden hesaplanması gerektiğinin tespitine” sözlerinin yazılmasına ve bu şekliyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi. ................


