Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Tedbir Nafakası-Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından tedbir nafakası davasında kendisi yönünden reddedilen tedbir nafakası talebine yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Hukuk Genel Kurulu'nun 30.03.2005 gün ve 196-239 sayılı kararında nafaka davalarında temyiz edilebilirlik sınırının belirlenmesinde, bağlanan yıllık nafaka miktarının gözetileceği hüküm altına alınmıştır. Temyize konu kadın tarafından açılan asıl tedbir nafakası davasında, kadın yönünden reddine karar verilen tedbir nafakasının yıllık miktarı 7.200,00 TL olup karar tarihindeki kesinlik sınırı 72.070,00 TL'yi aşmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-a maddesi gereğince temyiz sınırının altında kaldığı için kesindir....
O halde, davalı-karşı davacı kadının tedbir nafakası davasının da kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır. Bu sebeple davalı-karşı davacı kadının karar düzeltme isteğinin kısmen kabulüne, Dairemizin 28/11/2017 tarih, 2016/3294 esas, 2017/13515 karar sayılı onama kararının münhasıran tedbir nafaka davasının reddi yönünden onama kararımızın kaldırılmasına, mahkeme kararının gösterilen sebeple tedbir nafaka davasında tarafların ekonomik ve sosyal durumları gözetilerek kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ Asıl dava tedbir nafakasına ilişkin olup birleşen dava boşanma, maddi manevi tazminat ve nafaka taleplerine ilişkin olup; mahkemenin maddi-manevi tazminat ve nafaka talebine ilişkin kararı birleştirilen davanın davacısı tarafından temyiz edilmiştir. Davanın bu niteliğine göre inceleme görevi Yargıtay 2.Hukuk Dairesinindir. Bu itibarla dosyanın gerekli inceleme yapılmak üzere Yüksek 2.Hukuk Dairesine gönderilmesine, 06.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi....
TMK.nun 197. maddesi uyarınca, ayrı yaşamda haklı olan eş diğerinden tedbir nafakası talebinde bulunabilir. Tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenleme gereği karı-koca birliğin giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (TMK.md.186/son). Nafaka takdirinde, tarafların ekonomik durumları tam ve sağlıklı araştırılıp, gerçekleşen ekonomik ve sosyal durumlarına ve TMK 4.md. vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir miktar nafakaya hükmedilmelidir. Tedbir nafakasının miktarı, davalı kocanın geliriyle orantılı olmak kaydıyla birlikte yaşadıkları zamanda eşine sağladığı geçim şartlarını ayrı yaşama hallerinde de sağlayacak oranda olması gerekir. Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına, özellikle davalının gelir durumuna göre takdir edilen nafaka miktarı azdır....
Mahkemece, bozma sonrası verilen 29.01.2014 tarihli ikinci kararda “davalı-davacı (kadın)’ın birleşen nafaka davasının kabulüne, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere 500 TL. tedbir nafakasına ve hükmedilen tedbir nafakasının boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren yoksulluk nafakası olarak devamına” hükmedilmiştir. ... (...)’nın, nafakalara ve vekalet ücretine yönelik temyizi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Dairemizin 17.....2014 tarih ve 2014/11650 esas, 2014/13600 sayılı ilamı ile “…önceki ilamda hüküm kurulmayan ve kadın tarafından temyiz edilmeyerek kesinleşmiş olan tedbir ve yoksulluk nafakası talepli birleşen davanın kabulüne karar verilmesi ve birleşen davasından dolayı kadın yararına vekalet ücretine hükmedilmiş olması sebebiyle” nafaka ve vekalet ücreti yönlerinden bozulmuş, davalı-davacı (kadın) karar düzeltme talebinde bulunmuştur....
Yoksulluk nafakasının amacı hiçbir zaman nafaka alacaklısını zenginleştirmek değildir. Yoksulluk nafakasıyla, boşanma sonucunda yoksulluk içine düşen eşin asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanması düşünülmüştür. Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka talep eden eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olmasının yanı sıra, nafaka talep edilen eşin de nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunması, diğer bir ifadeyle kendi kusurundan kaynaklanmamak koşuluyla yoksul olmaması gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında, yoksulluk nafakasının sosyal ve ahlâki düşüncelere dayanması özelliği, sadece nafaka talep eden tarafa nafaka verilmesinde değil, aynı zamanda nafaka talep edilen tarafın nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunması koşulunda da kendisini göstermektedir. 24....
İstinaf Sebepleri 1.... erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; kadının yoksulluğa düşmeyeceğinin sabit olduğunu, yoksulluk nafakasına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tazminat ve nafaka miktarlarının yüksek olduğunu ileri sürerek kararın yoksulluk nafaka şartları, tazminat ve nafaka miktarları yönünden kaldırılmasını, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı-davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; erkeğin davasının kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, kendi davasında talep ettiği diğer boşanma sebeplerinin de gerçekleştiğini, belirlenen kusurlara göre tazminat ve nafaka miktarlarının az olduğunu ileri sürerek kararın, erkeğin davasının kabulü, karar verilmeyen diğer boşanma talepleri, tazminat ve nafaka miktarları yönünden kaldırılmasına yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle karar verilmesini talep etmiştir. C....
Somut olayda; davacının tedbir nafakası istemli olarak bu davayı 29.04.2015 tarihinde açtığı,bu dava öncesinde ise aynı yöndeki talep ile 16.10.2012 tarihinde mahkemenin 2012/635 Esas sayılı dosyası ile tedbir nafakası davası açtığı ve bu davanın mahkemenin 2012/673 Esas sayılı boşanma dava dosyasında birleştirildiği; mahkemenin 2012/673 Esas sayılı boşanma dosyasında yapılan yargılama neticesinde ise, birleşen 2012/635 Esas sayılı tedbir nafakası davasının reddedildiği, verilen kararın temyiz edilmesi neticesinde ise Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin ilgili ilamı ile müşterek çocuklar yönünden tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulduğu, bu şekli ile müşterek çocuklar yönünden tedbir nafakası yönünden verilen karar haricindeki kısımların 10.02.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır....
Hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; öncelikle boşanma davasının kesinleşme tarihi olan 28.01.2011 tarihine kadar birikmiş nafaka ile faizinin, ardından 31.08.2012 tarihinde açılan nafaka arttırım davasına kadar birikmiş nafaka ve faizinin hesaplandığı, mahkemece de bu hesabın hükme esas alındığı anlaşılmaktadır. Buna göre; yukarıda açıklandığı üzere, davaya konu...... sayılı icra takip dosyası ile davacı tarafça boşanma davasının kesinleşme tarihi olan 28.01.2011 tarihine kadar birikmiş nafaka ile faizi talep edilmiş, mahkemece; takip dosyasındaki talep aşılarak 28.01.2011 tarihinden sonraki dönem için de tespit yapan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuştur. Bu husus göz ardı edilerek ve takip dosyasındaki talep aşılarak 28.01.2011 tarihinden sonraki dönem için de tespit yapılmış olması usul ve yasaya uygun bulunmamış bozmayı gerektirmiştir. ........
Mahkemece, boşanma davasına bakan mahkemenin, yargılama sürecinde çocukların baba yanında kaldığı tanık ve taraf beyanlarıyla ortaya çıkmasına rağmen tedbir nafakasının kaldırılması yönünde bir ara kararı verilmediği gibi, esasa dair kararda da tedbir nafakasının geçmişe dönük kaldırılması yönünde bir hüküm kurulmadığı ve çocukların velayetinin davacı babaya bırakılması nedeniyle annenin tedbir nafakası talebinin ileriye dönük olarak reddedildiğini, bu kararın 15.9.2008 tarihinde kesinleştiği belirtilip, kesinleşmiş bu hüküm karşısında eldeki davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü davalı vekili temyiz etmektedir. Davalı anne, çocukları için hükmedilen tedbir nafakasını yine çocukları için harcanmak üzere almaktadır....


