Alınan raporla davalı kadının psikolojik rahatsızlığının akıl hastalığı niteliğinde olmadığı belirlenmiştir. Islah sonucu Türk Medeni Kanununun 165. maddesine göre incelenmesi gereken davanın kabulü için gerekli koşullar oluşmamıştır. Bu nedenle akıl hastalığına dayalı boşanma isteminin reddi gerekir. Ne var ki, mahkeme davanın reddine ilişkin hükmünü ıslahtan önceki Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddeden açılan davaya göre vermiştir. Bu durum hatalı olmakla birlikte, davanın reddine karar verilmesi hüküm sonucu olarak doğrudur. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/son maddesi böyle bir durumda, hükmün gerekçesinin değiştirilerek onanmasına imkan verdiğinden; davanın reddine ilişkin gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiş; bu nedenle gerek davacının gerekse davalının temyiz itirazları yersiz bulunmuştur....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflarca açılan karşılıklı boşanma davasında taraflar asında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, kadının boşanma davasının kabulü, maddî ve manevî tazminat ile kadın lehine hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve miktarları, roparların hüküm vermeye elverişli olup olmadığı, eksik inceleme bulunup bulunmadığı, erkeğin akıl hastalığı nedenine dayalı boşanma davasının ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması davasının reddinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı vasisi tarafından; temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı kadının boşanma davası, akıl hastalığı (TMK.m.165) hukuksal sebebine dayanmaktadır. Türk Medeni Kanununun 165. maddesi gereğince boşanma kararı verilebilmesi için, eşlerden biri akıl hastası olmalı, bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilmiş olmalıdır. Davalının, ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesince kısıtlandığı anlaşılmaktadır. Boşanma davasında, davalının durumu hakkında bir rapor alınmamıştır....
Vesayet makamına ihbar üzerine Hekimhan Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/143 esas sayılı dosyasında ise, davacı-davalı (kadın) hakkında Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Dördüncü Adli Tıp İhtisas Kurulunca düzenlenen 18.02.2013 tarihli raporda vasi tayin edilmesi gerektiğinin rapor edildiği belirtilerek, davacı-davalı (kadın)'ın akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanmasına ve babası Ali Çakmak'ın velayeti altında bırakılmasına karar verilmiştir. Görüldüğü gibi dosya içinde bulunan bir kısım raporlar ve görüşler arasında çelişki olduğu gibi kadının evlenme sırasında sürekli bir nedenle ayırt etme gücünden yoksun bulunduğu veya evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunup bulunmadığı yönünde bir rapor da bulunmamaktadır....
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 29.09.2020 tarih ve 2020/304 Esas 2020/797 Karar sayılı kararı ile akıl hastalığı sebebiyle davalı kadının vesayet altına alınmasına karar verilmiştir. İş bu karar 02/11/2020 tarihinde kesinleşmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; akıl hastalığı sebebiyle davalı kadının vesayet altına alındığı, vasinin davaya dahil edildiği, davalı kadının akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanıp kendisine vasi tayin edilmesi sebebiyle hareketlerinin iradi olmadığı ve kendisine kusur izafe edilemeyeceği, 10.09.2019 tarihli ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık konusunun zina, haysiyetsiz hayat sürme ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi olarak tespit edildiği, tüm davaların ayrı ayrı reddine tarafların ekonomik durumları dikkate alınarak davalı kadın lehine takdir olunan tedbir nafakasının aylık 1.500,00 TL'ye çıkartılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A....
Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin raporlarında davalı-karşı davacı erkeğin, akıl hastalığı bulunduğu, söz konusu hastalığının kısmen düzeltilebilir olduğu, akıl hastalığı sebebiyle evliliğinin olumsuz etkilendiği, diğer eş için çekilmez hale gelebileceği, vasi tayininin gerektiğinin belirtildiği, yargılama sırasında mahkemece Sulh Hukuk Mahkemesine vasi tayini ile ilgili ihbarda bulunulması üzerine, Karaman Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1548 Esas, 2020/345 Karar sayılı kararıyla davalı-karşı davacı erkeğe TMK m. 429 uyarınca annesi ...'in yasal danışman olarak tayin edildiği, vesayet talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür....
Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ :Tedbiren Velayet - Tedbir Nafakası Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından reddedilen boşanma hükmü ve karşı davanın kabulü yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Mahkemece davacı erkek tarafından TMK 165. maddesine dayalı açılan boşanma davasında yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiş, davacı erkek tarafından verilen karar istinaf edilmekle, bölge adliye mahkemesince istinaf itirazı esastan reddedilmiş, hüküm yukarıda gösterildiği şekilde temyiz edilmiştir. Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir (TMK m. 165)....
bozdurduğunu açıkça ikrar ettiğini, ziynet alacağı davasının reddi gerektiğini belirterek; kadının kabul edilen akıl hastalığı sebebine dayalı boşanma davası, kadının evlilik birliğinin sarsılmasına sebebine dayalı boşanma davasının reddedilmemesi, boşanmanın fer'îleri, ziynet alacağı davasının kabulü yönünden istinaf yoluna başvurmuştur....
DAVA Davacı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 2008 yılında görücü usulü ile evlendiklerini, anlaşmalı olarak 2012 yılında boşanma davası açtıkları ve yerel Mahkemece boşanmalarına karar verildiği ancak itiraz süresi içerisinde davalı eşin akıl hastalığını öne sürerek boşanmaya itiraz ettiğini ve bunun üzerine Yargıtay tarafından kararın bozulduğunu, akabinde erkeğin geçimsizliğe dayalı olarak açtığı davada tekrar boşanmaya hükmedildiğini, itiraz üzerine nihayetinde akıl hastalığı kapsamında boşanabileceği yönünde Yargıtay tarafından bozma kararı verildiğini, bu sebeplerle yaklaşık 6 yıldır resmi olarak evli, fiili olarak ayrı mecburen hayatlarını sürdürdüklerini, kadının akli dengesinin yerinde olmadığını, erkek için çekilmez hal aldığını iddia ederek, kadının akıl hastalığı nedeni ile boşanmalarına karar verilmesine talep ve dava etmiştir. II....
Davacı kadının TMK’nun 166/1. maddesi uyarınca açtığı boşanma davasında tarafların ön inceleme duruşması sırasında TMK’nun 166/3. maddesi uyarınca boşanmalarını talep etmişler ve mahkemece tarafların TMK’nun 166/3. maddesi uyarınca boşanmalarına karar verilmiştir. TMK’nun 166/3. maddesi gereğince tarafların anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verebilmek için hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi gerekir. Oysa, davalının “Akıl hastalığı” sebebiyle Türk Medeni Kanunu'nun 405. maddesi gereğince kısıtlandığı, kendisine kızının "Vasi" olarak atandığı anlaşılmaktadır. Akıl hastalığından dolayı kısıtlanan kişi ayırt etme gücünden yoksun olup, tam ehliyetsizdir. Ayırt etme gücü bulunmayanların serbest iradesiyle beyanda bulunduklarından söz edilemez. Bu sebeple beyanları hukuki sonuç doğurmaz....


