"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Kısıtlı adayı hakkında açılan davada ... ve ... 3. Sulh Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R - Dava, evlilik dışı doğan küçüğe annesinin küçük olması nedeniyle vasi atanması istemine ilişkindir. Türk Medeni Kanununun 337. Maddesinde "Ana ve baba evli değilse velâyet anaya aittir. Ana küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da velâyet kendisinden alınmışsa hâkim, çocuğun menfaatine göre, vasi atar veya velâyeti babaya verir." hükmüne yer verilmiştir. Türk Medeni Kanununun 411. maddesine göre ise “vesayet işlerinde yetki, küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairesine aittir. “Aynı Yasanın 19. maddesinde de; “Bir kimsenin ikametgahı, yerleşmek niyetiyle oturduğu yerdir...” hükümlerine yer verilmiştir....
sonra hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği, bu nedenle hükmün BOZULMASI görüşüyle, sayın çoğunluğun suça sürüklenen çocuğun atılı suçtan mahkûmiyetine yeterli delil bulunmadığından beraati gerektiğine ilişkin bozma düşüncesine katılmamaktayım....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanmadan Sonra Maddi-Manevi Tazminat Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, boşanmadan sonra açılan Türk Medeni Kanununun 174. maddesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminata ilişkin olup, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun, üçüncü kısmı hariç, ikinci kitabında yer almaktadır. Görev, kamu düzenine ilişkindir....
Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesince ise (Aile Mahkemesi sıfatıyla), korunma ihtiyacı olan çocuğun nüfus kaydında yerleşim yerinin “ ... Mah ... Sok No:... İç Kapı No:02 .../KAHRAMANMARAŞ” olarak göründüğü, Uyap kaydından alınan adres araştırması raporunda mernis adresinin Kahramanmaraş ili olduğu, yine nüfus kayıtları incelendiğinde çocuğun velayetinin annesine verildiğinin anlaşıldığı ve korunmaya ihtiyacı olan çocuğun birlikte yaşadığı annesinin yapılan adres araştırması sonucunda adresinin Kahramanmaraş ili olduğunun görüldüğü gerekçesiyle yetkisizliğine karar verilmiştir. HMK’nın 22/2. maddesinde “İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir....
bir bardak su getirmekten aciz düştüğünü, yemek yapmadığını, çocuk ile ilgilenmediğini, çocuğu hiçe sayarak sorumsuz davrandığını, çocuk ile erkeğin annesinin ilgilendiğini, kadının annesinin de hakaretamiz tavırlar sergilediğini, bu nedenlerle erkeğin kadını baba evine bırakmak zorunda kaldığını belirterek davanın kabulü ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesine, 200.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadının, ekonomik durumlarıyla bir miktar uyumsuz yoğunlukta münhasıran kadın eşyalarına ilişkin harcamalarının olduğu, kadına atfen ileri sürülen diğer vakıaların ise sabit olmadığı, erkeğin ise annesinin tarafların evliliklerine fiili ve sözlü müdahalede bulunduğu, erkeğin, annesinin bu davranışlarını benimsemediği, eşi ve annesi arasında kaldığı şeklinde yakınmada bulunduğu, her ne kadar annesinin evliliğe müdahalesini onaylayıp benimsemese de bu müdahaleyi engelleyecek girişimlerde de bulunmadığı, en son kayınvalidenin tarafların evinden nizalı bir şekilde ayrıldığı, bu ayrılığı takip eden Kurban Bayramına yakın bir tarihte memleketlerine gittiklerinde tarafların erkeğin annesinin evinin önüne kadar gittikleri ancak kayınvalidenin kadını kabul etmemesi üzerine erkeğin, kadını kendi ailesinin evine bıraktığı, sonrasında erkeğin tek başına arabayla, kadının ise otobüsle İsparta'ya ortak...
Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; tarafların 25.01.2011 tarihli ilamla anlaşmalı boşandıkları, müşterek iki çocuğun velayetinin anneye verildiği, talep edilmediği için boşanma ilamında çocuklar lehine nafakaya hükmedilmediği, davacı annenin huzurdaki davayı boşanmadan yaklaşık 4,5 yıl sonra 12.08.2015 tarihinde açtığı, 10.01.1999 doğumlu çocuğun Anadolu Lisesi 11. sınıf öğrencisi, 25.07.2006 doğumlu çocuğun ilk öğretim 4. sınıf öğrencisi olduğu, 1977 doğumlu davacı annenin bayan kuaförü olup, aylık 1.500,00-2.000,00 TL arasında aylık kazancının bulunduğu ve çocuklarıyla birlikte kirada oturduğu, 1974 doğumlu davalı babanın oto yıkamacıda çalıştığı, aylık 1.000,00 TL gelirinin olduğu, anne baba ve kardeşleriyle aynı evde yaşadığı anlaşılmıştır....
ın velayetinin kendisine bırakıldığını, 150 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, aradan geçen sürede çocuğunun büyüdüğünü, 8. sınıf öğrencisi olması sebebiyle dersaneye yazıldığını, ihtiyaçlarının arttığını, davalının boşanmadan sonra Dışişleri Bakanlığında Yurtdışı temsilcisi olarak Hırvatistan Büyükelçiliğinde göreve başladığını ileri sürerek 150 TL olan iştirak nafakasının 700 TL' ye çıkartılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde; davacı ile anlaşmalı olarak boşandıklarını, müşterek çocukları ....'ın velayetinin davacı bırakılarak kendisinin işsiz olması nedeniyle 150.00, TL. nafaka bağlandığını, bu konuda davacı ile anlaştıklarını, Hırvatistan Büyükelçiliğinde sözleşmeli olarak çalıştığını, geçim sıkıntısı çektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur....
Mahkemece davalı ve annesinin davacı üzerinde baskı kurduğu, yine eşinin ailesinin ziyaretine sıcak davranmayarak ve kendi annesinin evliliğe müdahalesine sessiz kalarak kusurlu olduğu, davacının da davalıyı gezme amaçlı Konya'ya gönderdikten sonra boşanmak isteyip haber vermeden dava açtığı, dava öncesi birleşme çabalarına şiddetle karşı çıktığı ve annesinin az da olsa taraflara müdahalesi bulunduğu, bu şekilde tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle tarafların boşanmalarına, müşterek çocuğun velayetinin anneye tevdiine karar verilmiş, davalı kadının yeterli geliri olması nedeniyle yoksulluk nafakası talebinin, eşit kusur belirlemesi nedeniyle de maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Taraf vekillerinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık kısmında açıklanan gerekçeyle bozulmuştur. Yerel mahkemece önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı taraf vekillerince temyiz edilmiştir....
Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanmaya neden olan olaylarda eşine oranla daha az kusuru bulunan davalı-karşı davacı (kadın) yararına uygun miktarda manevi tazminata (TMK m. 174/2 ) hükmedilmesi gerekirken, reddi doğru olmayıp,bozmayı gerektirmiştir. 3-Davalı-karşı davacı (kadın)'ın boşanmadan sonra asgari ücretle çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Asgari ücretle çalışma yoksulluk nafakasına engel teşkil etmez (YHGK.2009/3-165-186). Davalı-karşı davacı (kadın eş) lehine Türk Medeni Kanununun 175. maddesi koşulları gerçekleşmiş olup, davalı-karşı davacı (kadın eş) yararına uygun miktarda yoksulluk nafakası takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru olmamıştır....


