olmadığı takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedeni ile boşanmalarına karar verilmesini ve ıslah ile bedelini artırdıkları ziynet alacağı davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir....
Kararda “Evlilik birliğinin devamında taraflar açısından korunmaya değer bir yarar kalmadığı, davalının evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kusurlu olduğu anlaşılmış, tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile boşanmalarına karar vermek gerekmiş" denilerek soyut ve yetersiz gerekçe ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Kararda denetime olanak verecek şekilde deliller tartışılarak ret ve üstün tutma sebepleri gösterilmemiş, vakıalarla ilgili herhangi bir tespitte bulunulmadığı gibi hükmün hangi delillere dayanılarak verildiği, hangi olayların sabit olduğu vc tarafların kusur durumu da kararda belirtilmemiştir. Açıklanan nedenlerle gerekçesiz şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olduğundan bozmayı gerektirmiştir....
DAVA Davacı-karşı davalı erkek dava dilekçesinde özetle evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile davalı kadın ile boşanmalarına, ortak çocuk Abdulkadir`in velâyetinin kendisine verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı-karşı davacı kadın vekili süresinde verdiği cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin müvekkiline verilmesine, 750,00 TL tedbir-yoksulluk nafakasının, çocuklar için ayrı ayrı 500,00`er TL tedbir-iştirak nafakasının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 150.000,00 TL manevî, 100.000,00 TL maddî tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, düğünde takılan ziynet eşyalarının ve paranın aynen iadesine gerçekleşmez ise değeri de dikkate alınarak dava tarihinden işleyecek faizi ile davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III....
yaptığını, kusurlu olanın davacı-davalı kadın olduğunu beyanla asıl davanın, tazminat ve nafaka taleplerinin reddi ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile açtıkları boşanma davasının kabulü ile müvekkili yararına 100.000,00TL manevî tazminata karar verilmesi dava ve talep etmiştir....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanık beyanı ve tüm dosya kapsamı ile kadının zinaya dayalı davasının ispatlandığı, erkeğin ise kadının kusurlu olduğunu ispatlayamadığı gerekçesi ile davalı-karşı davacı erkek tarafından açılan evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma davasının reddine, davacı - karşı davalı kadın tarafından açılan zina sebebine dayalı boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, müşterek çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, baba ile şahsi ilişki tesisine, kadın için aylık 200,00 TL, tedbir yoksulluk nafakası talebinin reddine, müşterek çocuk için 300,00 TL tedbir 350,00 TL iştirak nafakası olarak devamına, davacı karşı davalı kadın lehine 15.000,00 TL maddî, 15.000,00 TL manevî tazminata hükmedildiği ayrıca kadının ziynet eşyalarına yönelik talebinin kabulü ile tespit edilen ziynet eşyalarının aynen, aynen iadesinin mümkün olmadığı taktirde toplam 69.875,00 TL'den...
Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince, davacı karşı davalı erkeğin boşanma davasının kabulüne ilişkin verilen karar taraflarca istinaf edilmeyerek kesinleşmiştir. Bu nedenle davalı karşı davacı kadın vekilinin davacı-karşı davalı erkeğin kabul edilen boşanma davasına yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı-karşı davacı kadın vekilinin reddedilen yön dışındaki temyiz itirazları yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı erkek dava dilekçesinde özetle evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile davalı kadın ile boşanmalarına, ortak çocuk Abdulkadir`in velâyetinin kendisine verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II....
Anılan maddenin birinci fıkrası gereğince evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmaya karar verilebilmesi için başlıca iki şartın gerçekleşmiş olması gerekmektedir. İlki, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması, diğeri ise ortak hayatın çekilmez hâle gelmiş bulunmasıdır. Genel boşanma sebeplerini düzenleyen ve yukarıya alınan madde hükmü somutlaştırılmamış veya ayrıntıları ile belirtilmemiş bir çok konuda evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığı noktasında hâkime takdir hakkı tanımıştır. Öte yandan, boşanmanın dayandığı temel ilkelerden biri "kusur" ilkesidir. TMK'nın 166/1. maddesi uyarınca evlilik birliği, eşler arasında ortak hayatı çekilmez duruma sokacak derecede temelinden sarsılmış olduğu taktirde, eşlerden her biri kural olarak boşanma davası açabilir ise de, Yargıtay bu hükmü tam kusurlu eşin dava açamayacağı şeklinde yorumlamaktadır. Nitekim benzer ilkeye HGK’nın 04.12.2015 tarihli ve 2014/2-594 E., 2795 K. sayılı kararında da değinilmiştir....
DAVA 1.Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; davalının asabi uyumsuz ve hırçın kişiliği nedeniyle evlilik birliğinin çekilmez hale geldiğini, ortak çocukların psikolojisininde olumsuz etkilediğini, davalının, davacıya her koşul ve ortamda çocukların ve akrabalarının yanında hakaret ve küfür ettiğini, davalının küfür ve hakarete başvurmasının davacının gurur ve onurunu incittiğini, bunun kabul edilemeyeceğini, bu nedenlerle davacının 8 ay önce ortak konuttan ayrıldığını ve evlilik birliğinin devamında bir yarar kalmadığını beyanla, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2....
belirtilerek kadının evlilik birlikteliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma davasının kabulüne karar verilmesi isabetli olduğu ancak davacı-davalı kadının, kocasına sopa ile vurduğu ve başka erkeklerle görüşerek sadakatsizlikte bulunduğu kusuru yüklenerek erkeğin evlilik birlikteliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı davanın kabulüne ve ispatlanamayan zina sebebine dayalı davanın reddine karar verilmesinin, kadının, şiddete dair eyleminin eski tarihli olup sonrasında evlilik birliği devam ettiğinden bu eylemin erkek tarafından affedildiğinin ya da hoşgörü ile karşılandığının kabul edilmesi nedeni ile kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, zina nedenine dayalı boşanma davasında ise dinlenen tanık ...'...
Oysa dinlenen davacı erkek tanıklarının sözlerinin bir kısmı evlilik birliğinin temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar, bir kısmı ise sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibaret olup, bir kısım vakıalardan sonra ise evlilik birliğinin devam etmiş olması sebebiyle taraflarca bu vakıaların affedildiğinin, en azından hoşgörü ile karşılandığının kabulü gerekmektedir. Bu itibarla davacı erkeğin boşanma davasının reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup kararın bu gerekçeyle bozulması gerekmiştir. VI....


