Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davacının organik olmayan psikoz akıl hastalığı nedeniyle Türk Medeni Kanununun 405. maddesi uyarınca 31.10.2013 tarihinde kısıtlanmasına karar verildiği, davacının 10.02.2015 tarihli talep dilekçesiyle akıl sağlığının yerinde olduğunu ileri sürerek kısıtlama kararının kaldırılmasını istediği, mahkemece, randevu tarihinde kısıtlıya ulaşılamadığından kısıtlının ...'na sevki sağlanamadığından, mahkemenin 25.11.2014 tarihli ek kararı ile talebinin reddedildiği ve kısıtlının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır....
verilmeyeceğinin değerlendirilmesi zorunluluğu, b) Akıl hastalığı bulunan sanığa istemi aranmaksızın müdafii atanmadan 25/08/2018 tarihinde savunmasının alınması ve bilahare yargılama yürütülmesi suretiyle CMK'nın 150/2....
Aile Mahkemesinin 20.06.2014 tarihli ihbar yazısında, mahkemelerinde görülmekte olan davanın taraflarından ... hakkında, akıl hastalığı sebebiyle kısıtlama kararı verilmesi istenilmiş, mahkemece, ilgilinin kısıtlanmasına karar verilmiş, kararı kısıtlanan ile atanan vasi temyiz etmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Türk Medeni Kanunu'nun 405.maddesinde yer alan akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebepleriyle kısıtlama kararı verilebilmesi için resmi sağlık kurulu raporu alınması zorunludur (TMK.m.409/2). Hükme esas alınan 29.05.2014 tarihli ....Araştırma ve Uygulama Hastanesinin vermiş olduğu rapor üç ... Anabilim Dalı uzmanınca düzenlenmiş olup, raporda psikiyatri anabilim dalının 30.04.2014 tarihli muayene evraklarına atıf yapılmıştır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kasten yaralama HÜKÜM : Ceza verilmesine yer olmadığına dair Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü: Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1)Akıl hastalığı nedeniyle cezai ehliyeti bulunmayan sanığın müdafii bulunmasına rağmen, zorunlu müdafii huzurunda sorgusu yapılmadan, sanık hakkında karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 147 ve 191. maddelerine muhalefet edilmesi, 2) Sanığın suç tarihi itibariyle ve halen 5237 sayılı TCK'nin 32. maddesi kapsamında akıl hastalığı bulunup bulunmadığının, suç tarihinde işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahip olup olmadığının veya önemli derecede azalma olup olmadığının tespiti için "tam teşekküllü ruh sağlığı ve hastalıkları hastanesinden, üniversite hastanelerinin ruh sağlığı ve hastalıkları ana bilim...
İhtisas Kurulunca düzenlenen 23.12.2011 tarihli raporlarda; sanıkta cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekât serbestisini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zeka geriliği saptanmadığı, adli dosya tetkikinde sanığın mezkur suçu işlediği sırada fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak boyutta bir akıl arızasının içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tibbî bulgu ve belgeye de rastlanmadığının, bu duruma göre sanığın 11.09.2010 tarihinde sanığın bulunduğu suça karşı cezai sorumluluğunun tam olduğunun bildirildiği, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurulunun 03.05.2012 tarihli raporunda; sanığın 11.09.2010 tarihinde sanığı bulunduğu suça karşı cezai sorumluluğunun tam olduğunun bildirildiği, Keskin Cumhuriyet Başsavcılığının 16.04.2011 tarihli ve 210 sayılı kararı ile sanık ... hakkında çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan kovuşturmaya...
Türk Medeni Kanunu'nun 405. maddesinde; akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her erginin kısıtlanacağı, 408. maddesinde; yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her erginin kısıtlanmasını isteyebileceği, 409. maddesinde ise; akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmi sağlık kurulu raporu üzerine karar verileceği hükme bağlanmıştır. Dosya kapsamında; ... 1. ... Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 10.03.2016 tarihli sağlık kurulu raporunda; kısıtlı adayının akli dengesinin akıllıca yaşam sürmek için yeterli olduğu, vasi tayinine gerek olmadığının bildirildiği, kısıtlı adayı vekilinin de duruşmada; kısıtlı adayının kısıtlanmasını gerektirecek neden bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunduğu anlaşılmıştır....
Hukuksal Değerlendirme: 1 nolu isteme yönelik incelemede: Sanığın Almanya’da yaşıyor olması nedeniyle akıl hastalığından rapor alınmasının mümkün olmadığı, sanığın vermiş olduğu ifadesinde akıl hastalığı nedeniyle gittiği hastane adını ve ilaç isimlerini belirtmiş olduğundan cezai ehliyetin bulunmadığına mahkemece karar verilmiştir....
Cumhuriyet Savcısının mağdurenin akli dengesinin yerinde olup olmadığının hariçten anlaşılamadığı yönündeki tespiti ve tüm dosya içeriği karşısında, mağdurenin Adli Tıp Kurumuna gönderilerek, kendisinde mevcut olduğu bildirilen şizofreni denilen akıl hastalığı nedeniyle ruhsal yönden fiile mukavemet edip edemeyeceği, fiilin ahlaki kötülüğünü müdrik olup olmadığı ve hekim olmayanlarca bu hastalığının anlaşılıp anlaşılamayacağı saptandıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması, Şizofreni denilen akıl hastalığı bulunan mağdureye, CMK.nun 234/2. maddesi uyarınca istemi aranmaksızın vekil görevlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 16.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Mağdure ile ilgili olarak Devlet Hastanesinin 30.07.2012 tarihli raporunda “klinik olarak hafif zeka geriliği izlenimi verdiğinin” belirtilmesi karşısında, Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kuruluna sevk edilerek suç tarihi itibariyle akıl hastalığı veya akıl zayıflığı olup olmadığı, kendisine karşı işlenen eylemin ahlaki kötülüğünü idrak edip edemeyeceği, fiile karşı mukavemete muktedir olup olmadığı, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı var ise bu durumun beden veya ruh bakımından kendisini savunmasına mani olacak mahiyet ve derecede bulunup bulunmadığı, beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği, akıl hastalığı veya zayıflığının hekim olmayanlarca veya tanıyanlarca anlaşılıp anlaşılamayacağı hususlarında açıklayıcı rapor alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Sanığın mağdure ile birden fazla cinsel ilişkiye girdiğinin anlaşılması karşısında hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi...
hakkında tehdit suçundan açılan dava" denilmesine karşın; "sanığın akıl hastalığı tespit olunmakla mala zarar verme suçundan ceza verilmesine yer olmadığına" denilmiş ise de, bu hususun mahallinde düzeltilebilecek maddi hata olduğu kabul edilerek, yapılan incelemede, 1-TCK'nın 32/1. maddesi kapsamında akıl hastası olduğu belirlenen sanığa, CMK'nın 150/2. maddesi gereği zorunlu müdafi tayin edilmesine karşın, tayin edilen müdafi huzurunda savunması alınmadan savunma hakkının kısıtlanması suretiyle hüküm kurulması, 2-Akıl hastalığı nedeniyle kusur yeteneği bulunmadığı saptanan sanığa yükletilen suça ilişkin tüm kanıtlar gösterilip tartışıldıktan sonra, suçun kanıtlanması halinde TCK'nın 32/1 ve 57. maddeleri uyarınca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmolunması, kanıt bulunmaması halinde ise beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden,mahkemece suçun sabit olup olmadığına dair deliller değerlendirilmeden doğrudan TCK'nın 32/1. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına...


