- KARAR - Davacı vekili, davalı arsa sahibi ile yapılan arsa payı karşılığı inşat sözleşmesinin geriye etkili feshine ilişkin kararın kesinleştiğini ileri sürerek, yaptığı imalatın bedelinden fazlaya dair talep hakkı mahfuz kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle, 17.01.2011 tarihli ıslah dilekçesiyle de toplam 4.433.397 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı, sözleşme gereğince davacının davalıya gecikme tazminatı ve cezai şart ödemesi gerektiği, bu nedenle açılan davaların bulunduğunu, icra takibi nedeniyle davalının borçlu olduğunu, bu alacakların mahsubu gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir....
Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO : 2017/1164 Esas KARAR NO: 2020/646 DAVA : Sözleşmenin ileriye etkili feshi, cezai şart tazminatı(eser sözleşmesinden kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/04/2010 KARAR TARİHİ: 27/11/2020 Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin ileriye etkili feshi, cezai şart tazminatı(eser sözleşmesinden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ, DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince davalı yüklenicilerin edimlerini süresi içinde yerine getirmediğini ve inşaatı bitirerek teslim etmediğini ileri sürerek, sözleşmenin ileri etkili feshi, sözleşmede fesih halinde dahi ödeneceği hüküm altına alınmış olan cezai şart bedelinden şimdilik -------- sözleşmeye konu işin yapılmaması ve taahhüt edilen sürede müvekkillere ait bağımsız bölümlerin teslim edilmemesi nedeniyle davacı müvekkillerin uğradıkları gelir kaybı için şimdilik ------- tazminatın, -------- havale...
Dosya kapsamından ve Dairemizin 18.09.2014 tarihli geri çevirme kararı üzerine Tapu Müdürlüğü'nce dosyaya gönderilen tapu kaydı ve tapu kaydındaki şerhlerin dayanağı olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinden, muris M.K. ile dava dışı yükleniciler M. K. ve F. M. arasında düzenlenen 22.02.1994 tarih ve 9009 yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile dava konusu taşınmazın da aralarında bulunduğu birçok taşınmaz üzerinde inşaat yapılması konusunda anlaşmaya varıldığı; 10.01.1996 tarih ve 01591 yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile arsa maliki M. K.'un katılımıyla, yükleniciler M. K. ve F. M. tarafından 22.02.1994 tarihli sözleşmedeki yükümlülüklerin davalı V....Ltd Şti'ne devredildiği anlaşılmaktadır. 24.12.1998 tarihli ve 25889 yevmiye numaralı ek arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesiyle de 10.01.1996 tarihli devir sözleşmesine atıf yapılarak M. K. mirasçıları ile davalı şirket arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlenmiştir. M. K.'...
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmış olup, dava davalı tarafça tek taraflı olarak feshedilen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin fesih işleminin geçersizliğinin tespiti, mahkemece feshin geçerli olduğunun tespitine karar verilmesi halinde ise müspet ve menfi zararların tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddeleri 3....
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri ya taraf iradelerinin birleşmesi ile ya da mahkeme kararı ile fesih edilebilir. Somut olayda taraf fesih iradelerinin bu dava ile birleştiği anlaşılmaktadır. Davacıların ihtarname ile sözleşmeyi feshetmesi mümkün bulunmadığından açılan davanın sözleşmenin feshi olarak mahkeme tarafından yorumlanması ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi üzerindeki değer üzerinden nispi harç alınarak davaya devam edilmesi gerekir. Mahkemece davanın tespit davası mahiyetinde görülüp maktu harç ile davaya devam etmesi uygun görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.Kabule göre de Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi istendiğine göre bu durumda müspet zarar kapsamında olan taleplerin kabul edilmesinin mümkün olmadığı gibi yasal süre içerisinde açılmış bir karşı dava bulunmadığından usulüne uygun açılmış bir dava varmış gibi davanın da esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında resmi şekle uygun şekilde akdedilen 13.08.2014 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin ileriye etkili feshi, gecikme tazminatı ve eksik iş bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 125 nci maddesi ile 470 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2....
O halde; arsa sahibi, arsa payı karşığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili sonuç doğurur şekilde feshine ilişkin davasında haklıdır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, tapulu taşınmazın ya da tapulu taşınmaz payının kayden temlikini de içerdiğinden tarafların sözleşmenin feshine yönelik iradelerinin birleşmesi halinde; aksi halde ise mahkeme kararı ile fesih olunabilir. Yanlar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshinde taraf iradeleri birleşmemiştir. Bu durumda; mahkemece, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin “geriye etkili sonuç doğurur şekilde” feshine karar verilmesi gerekirken; sözleşmenin feshedildiğinin tespitine karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece, karşı davada manevi tazminatın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın fesih tarihinden itibaren işleyecek olan ticari faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesi de doğru değildir....
Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali, tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili Av. P.. ..... gelmiş, davacı taraftan gelen olmadığından, onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, davalının sözleşme gereği edimlerini yerine getirmediğini ileri sürerek, sözleşmenin geriye etkili feshi ile davalıya devredilen tapu hisselerinin iptali ve davacı adına tescilini talep ve dava etmiş; ıslah yoluyla talebini değiştirerek, ileriye etkili fesih ile ......
Bu tür sözleşmelerde arsa sahibinin Tüketici Kanununda 3/k maddesindeki tüketici tanımına uymadığı açıktır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibi açısından güdülen amaç, arsasını değerlendirmektir. Bu nedenle arsa sahibinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalarken güttüğü saikin 6502 sayılı Yasada tanımlanan tüketicinin saikinden farklı olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerine konu işin üst düzey teknolojiyi gerektirmesi, sözleşme kapsamında taşınmaz satış vaadi ve inşaat sözleşmelerinin de bulunduğu nazara alındığında 6502 sayılı Kanunda kanun koyucunun salt kullanma ve tüketme amacına yönelik mutfak, dolap yaptırmak, araç tamiri yapmak gibi dar kapsamlı eser sözleşmelerini kastettiği, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin ise bu kapsamda olmadığının kabulü gerekir....
Arsa sahipleri ile aralarında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunan yüklenicinin şahsi hakkını üçüncü kişiye devretmesi (temlik etmesi) halinde üçüncü kişinin ifa talep edip edemeyeceğinin saptanmasında öncelikle yüklenicinin edimini (eseri meydana getirme ve teslim borcunu) yerine getirip getirmediğinin, ardından sözleşme hükümlerindeki diğer borçlarını ifa edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması zorunludur. Davaya konu olayın, “alacağın devri ve borcun üstlenilmesi” işleminin hukuki niteliği, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde yüklenicinin borçlarının neler olduğu ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi hükümleri çerçevesinde incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir. Alacağın devri ve borcun üstlenilmesi Türk Borçlar Kanununun 162 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Alacağın devri, alacağın ona bağlı bütün (yan ve öncelik) hakları ile birlikte devralana geçmesini sağlar ve bu işlem yapılırken borçlunun rızasının alınması gerekmez....


