ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/09/2014 NUMARASI : 2014/397-2014/462 Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı noterlikte tanzim edilen satış sözleşmesiyle araç satın aldığını, aracın çalıntı olduğunun tespiti üzerine, aracın gerçek malike teslim edildiğini, müvekkilinin, davalı noterin özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle zarara uğradığını, zararın giderilmesi için defalarca davalı noterle görüşüldüğünü, olumlu-olumsuz bir dönüş yapılmadığı için eldeki tazminat davasının açıldığını belirterek; 30.000,00 TL maddi tazminat ile 3.000,00 TL yoksun kalınan kar bedelinin, araç satış sözleşmesinin yapıldığı...
CEVAP Davalılar vekili; harici satış sözleşmesinin düzenlendiği tarihte araçların üzerindeki vergi borçlarından müşterek ve müteselsil sorumluluğun bulunduğunu, 29.12.2008 tarihli sözleşmede belirtildiği üzere “vergi ve SSK borçları ödendikten, haciz fek yazıları alındıktan sonra” araçların davacı şirkete tesliminin yapılacağını, borçların ödenmesi hususunda tarafların anlaşamaması sebebiyle araçların devredilemediğini, borçların davacının da iştiraki ile ödenmesini müteakip bu hususta mutabakat sağlanması halinde devir işleminin gerçekleştirileceğini, teminat senedinin araçların değeri ile eşdeğer sayılmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile adi yazılı araç satış sözleşmesinde ... Topal’ın 5 adet aracı davacı şirkete sattığı, araç bedeli olarak 300.000,00 TL’nin alındığının da sözleşmeye yazıldığı, keşidecisi ... Topal, lehtarı Türker Sondaj Müh. Tic. Ltd....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, 31/10/1985-02/09/1991 tarihleri arası sigortalılık süresinin iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. K A R A R Dava, davacının ... Şoförler ve Otomobilciler Oda'sındaki kaydının geçersiz olduğundan bahisle oda kaydı esas alınarak oluşturulan 31.10.1985-2.9.1991 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalığını iptal eden Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kurum işleminin iptali ile, davacının 31.10.1985-31.8.1989 tarihleri arasında ... sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine karar verilmiştir....
Somut olayda resmi şekle uygun olarak satış işlemi gerçekleştirilmiş, satış sırasında da taşınmazın tapu kaydında geçmişte orman olduğuna dair herhangi bir şerh bulunmamaktadır. Hâl böyle olunca davalı ... zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca davacıların gerçek ve güncel müspet zararından sorumludur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.12.2010 tarih ve 2010/13-618 esas ve 2010/668 karar sayılı ilamıda bu yöndedir. Mahkemenin açıklanan bu ilkeler doğrultusunda inceleme ve araştırma yaparak taşınmazın 21.04.2008 tarihi itibariyle gerçek rayiç değerinin tespiti ile sonucuna uygun bir karar vermesi gerekirken geçersiz satışlarda uygulanan denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplama yapan bilirkişi raporunu esas almak suretiyle yazılı şekilde karar vermiş bulunması, usül ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir....
Somut olayda; Noterce yapılmış geçerli bir araç satış ve devir işlemi bulunmadığından ve harici satış geçersiz olduğundan, davalı ...'ın aracın işleteni sıfatı ile sorumlu olduğu gözetilmeden,bu davalı yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2- Davalı tarafın müteveffanın mirasını red ettiklerine dair Bandırma Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/1 – Özel Kütük- nolu dosyasının bulunduğu yerden getirtilerek ve murisin terekesinin borca batık olup olmadığının mahkemece araştırılıp tespiti ile Medeni Kanun ve diğer yasal sonuçları bakımından varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken,eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması da isabetli değildir. SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle,davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 17.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
da bulunduğunu, bu sebeple satış işleminin bahse konu ilçede yapılacağını söylediğini; bunun üzerine, hem vekili hem de eşi olan ... ile eşinin arkadaşı ...'ın satış işlemlerini tamamlamak için ...'a giderek, ruhsat sahibi olarak görünen ... isimli kişi ile buluştuklarını, davalı noter tarafından araç satış işleminin gerçekleştirildiğini, araç satış bedeli olarak 34.000,00 TL karşılığı 10.000 Eoru'nun satıcı görünen kişilere ödendiğini, ardından araç teslim alınarak Kayseri'ye dönüldüğünü; satışa konu aracın yedek anahtarını almak istediğinde, ruhsat sahibi olarak görünen ...'in telefonlarına cevap vermediğini, ruhsatta belirtilen adrese gidildiğinde , ... plaka sayılı gerçek araç maliki ...'...
Noterliği’nin 24/07/2013 tarih 17008 yevmiye nolu satış sözleşmesinin ve bu sözleşmeye bağlı olarak daha sonra yapılan tüm tasarrufların iptaline, ... plakalı aracın mülkiyetinin, Ödemiş Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/1750 Esas 2013/1761 Karar sayılı veraset ilamında belirtilen şekilde 4/16 hissesinin ...’na, 3/16 hissesinin ...’a, 3/16 hissesinin ...’na, 3/16 hissesinin ...’na, 3/16 hissesinin ...’na ait olduğunun tespitine karar verilmiştir. Karar davalılardan ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir....
a 42,500,00 TL bedelle devredildiğinin belirtildiği ancak şirket kayıtlarına satışın 46,460,00 TL'ye satılmış olarak kaydedildiği, aracın satış tarihinde kasko değerinin 57,820.40 TL olduğu yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre de aracın satış tarihindeki serbest piyasa rayiç değerlerinin 52.500,00 TL olacağı hususunun belirtildiği görülmekle, araç satış senedinde satış bedeli olarak belirtilen tutarın serbest piyasa rayici ve kasko değeri ile uyumlu olmadığı ayrıca söz konusu satış bedelinin ödendiğine dair iddianın ispat edilmediği, devir işleminin davalı borçlu hakkında takibe geçilmesinden sonra yapıldığı hususları birlikte göz önüne alındığında davalı yetkilisi ile alıcının akraba olmamasına karşın söz konusu devrin alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığının kabulü gerektiği alacaklı açısından iptale dair bir tasarruf olduğu göz önüne alınarak davanın kabulü ile davalılar arasındaki ...plakalı aracın satışına esas 08/06/2011...
ndan ... marka, 2012 model, 116 ED niteliğindeki aracın aynı donanımda bugünkü 0 km fiyatının sorulması üzerine verilen 08/10/2015 tarihli cevapta “...hatasız ve hasarsız 2012 model ... 1.16 D Sportline tipi aracın aynı özelliklerle bugün 2015 model olarak üretilmesi ve satılması durumunda muhammen satış bedelinin 100.000,00 TL olabileceği” bildirildiği, Tüketici Mahkemesi tarafından ... ...'ndan aracın rayiç bedelinin sorulması üzerine verilen ve dosya içerisinde bulunan 09/06/2014 tarihli cevapta ise “2012 model ... 1.16 D Sportline 2014 yılı sıfır km araç değerinin anahtar teslim 37.333,00 Euro” olduğunun bildirildiği, icra mahkemesince, ... tarafından tüketici mahkemesine gönderilen yazı cevabı ile sonuca gidildiği görülmektedir. Tüm yazı cevapları değerlendirildiğinde araçtaki donanım farklarından bahsedilmeden değer tespiti yapıldığı, diğer yandan da belirsiz bir değer tespiti yapıldığı anlaşılmaktadır....
Davacının, 18.11.2005 tarihli kati satış sözleşmesi ile dava konusu aracı davalıdan satın aldığı ve davacı adına tescil edildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Cumhuriyet Savcılığının dosyada bulunan 12.6.2006 ve 20.3.2008 tarihli cevabi yazısında da yurt dışından kaçak olarak getirtilen ve sahte belgelerle trafikte tescili sağlanan 72 araçtan biri olan davaya konu Mercedes marka araç yönünden tahkikatın devam ettiği, kaçakçılık suçundan dolayı gümrük idaresine, araçların çekildiği ayrıca dava konusu aracın Sulh Ceza Mahkemesi kararı ile müracaat halinde sahibine iadesine, karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu davada davalının sorumluluğu yönüne gidilebilmesi ancak olayda kusurlu olduğunun saptanması koşuluna bağlıdır. Gerçekten sözleşmenin yapılmasından önce, söz konusu aracın kaçak olduğu sabit olur ve ceza mahkemesince zor alımına karar verilirse satış işlemi hukuka aykırı olduğu için başlangıçtan beri geçersiz sayılacaktır....


