"İçtihat Metni"Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Mal rejiminden kaynaklanan alacak .. ile .. ve ... aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan alacak davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair . Aile Mahkemesi'nden verilen 17.04.2013 gün ve 403/367 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı .. vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava ve beyan dilekçelerinde; davacı ile davalı Nuran'ın anlaşmalı boşanma esnasında hazırladıkları boşanma protokolüne göre... bulunan 6/24 arsa paylı dubleks meskenin taraflarca %50 oranında paylaşılacağının kararlaştırıldığını, ancak daha sonra tarafların barışarak boşanmadan vazgeçtiklerini, meskenin eşinden mal kaçırmak amacı ile önce annesinin üst komşusu olan dava dışı ..'a, dava dışı ..'ın da davalı ...i davalı..'...
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacının ölümü ile evlilik birliği sona erdiğinden konusuz kalan boşanma davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve sağ kalan eşin boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olduğunun tespitine karar verildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin bu kararı davalı kadın tarafından istinaf edilmiş ve bölge adliye mahkemesince yapılan yargılamada "...davayı, ölen erkek eş taraflarca imzalanan anlaşma protokolüne göre açmıştır. Ölen eş tarafından açılmış bir çekişmeli boşanma davası bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 181. maddesi ile mirasçılara tanınan davayı devam ettirme hakkı için, devam ettirilen davada sağ kalan eşin kusurunun ispatlanması zorunluluktur. Bu ise ancak sağ kalan eşin kusurunun ispatlanma olanağı bulunan davalarda gerçekleştirilebilir. Anlaşmalı boşanma davasında, mirasçılar sağ kalan eşin herhangi bir kusurunu kanıtlayamayacaktır....
Davalılar; anlaşmalı boşanma davasında, tarafların karşılıklı olarak birbirlerinden herhangi bir alacaklarının olmadığını beyan ettiklerini, bu nedenle çeyiz senedine dayalı açılan alacak davasının dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiğini bildirerek, davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece; ... Aile Mahkemesinin 2014/360 esas sayılı kesinleşen dosyasında, 07/11/2014 tarihli celsedeki anlaşmalı boşanmaya ilişkin davacı beyanının, çeyiz senedine konu eşyalar ile ilgili taleplerden feragat anlamına geleceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hakim davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava; çeyiz senedine dayalı eşya ve ziynet alacağı istemine ilişkindir. Uyuşmazlık; davacı kadının boşanma dosyasındaki beyanının, boşanma sonrası açtığı eşya ve ziynet alacağı davasında kendisini bağlayıp bağlamayacağı noktasında toplanmaktadır. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Davacı, ......
Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava anlaşmalı boşanma protokolüne uyulmamasından kaynaklanan tapu iptal ve tescil davasına ilişkin olup, 03.03.2014 tarihinde açılmıştır. 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun, 5133 sayılı Kanunda değişik 4/1. maddesi uyarınca, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun üçüncü kısmı hariç olmak üzere, ikinci kitabından kaynaklanan davalara aile mahkemelerinde bakılır. Görev kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında dikkate alınması zorunludur. Gerçekleşen bu durum karşısında görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir....
Dosyanın yeniden yapılan incelemesinde, davacı erkek tarafından anlaşmalı boşanma davası (TMK m. 166/3) açıldığı, sunulan 04.07.2012 tarihli boşanma protokolünde “Eşlerden ... diğer eş ...'...
Davalının azil nedenleri olarak açıkladığı, “sözleşmenin boş olarak imzalatılıp sonradan doldurulduğu” ve “rızası dışında şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açıldığı” hususları, davalı tarafından ispat edilemediği gibi, olayların az yukarda açıklanan oluş şekli, davalının vermiş olduğu yazılı talimat ve dava dışı ... tarafından davalıya karşı açılan 700.000.000.000 TL değerindeki alacak davası dikkate alındığında, davalı ve eşi arasında maddi konularda anlaşmazlık olduğu açıkca anlaşılmakta olup, davalı ve eşinin en ... beri her konuda anlaştıkları ve bu nedenle de davalının davacıya anlaşmalı boşanma davası açılması için talimat verdiğini kabule olanak bulunmamaktadır....
Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR Dava, davacı ile davalı arasında derdest bulunan boşanma davası sırasında imzalanan boşanma protokolünün iptali isteğine ilişkin olup, evlilik birliği içinde edinilen malların tasfiyesine ilişkin düzenlenen boşanma protokolüne dayalı bulunduğundan , uyuşmazlığın niteliğine göre, kararın temyizen incelenmesi Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’ne aittir. Ne var ki, aynı dairece de görevsizlik kararı verildiğinden görev uyuşmazlığının giderilmesi için dosyanın Yargıtay 1. Başkanlığa gönderilmesi gerekir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlere, dosyanın görev uyuşmazlığının giderilmesi için Yargıtay Yüksek 1.Başkanlığa GÖNDERİLMESİNE, 14.4.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi....
(Ömer Uğur GENÇCAN, Boşanma Hukuku, Yetkin Yayınevi, Ankara 2006, Kısaltma: GENÇCAN-Boşanma-2, § 2. II, B, 2, b, aa.) Nitekim Dairem eşlerin anlaşmasına dayalı boşanma davalarında bir bakıma “iki davacı ve iki davalı” olduğu görüşünü sergilemiştir. (Y2HD, 15.3.1990, 11382-2844, Ömer Uğur GENÇCAN, Öğreti ve Uygulamada Boşanma, Tazminat, Nafaka, Yetkin Yayınevi, Ankara 2000, Kısaltma: GENÇCAN-Boşanma , s. 680-682) Anlaşmalı boşanma ancak “tarafların” (=kadın ve erkek) anlaşması ile oluşabildiğine göre hem kadın hem erkek davadan feragat edebilir. Düzenlemenin bir tarafına davadan feragat hakkı verilirken bir tarafına davadan feragat hakkı verilmemesi; -Anlaşmalı boşanma davasının mahiyeti, -Kadın erkek eşitliği ile bağdaşmaz....
Anlaşmalı boşanmada, tarafların yazılı anlaşmalarının hüküm fıkrasına geçirilmesi asıldır. Anlaşmadaki eda hükümlerinin hükme geçirilmesi aynı zamanda asıldır. Bu karşılık tespit hükümleri, hüküm fıkrasına alınmamış ise, yoruma başvurulmalıdır. Anlaşmalı boşanma kararında, mahkemenin uygun bulduğuna gerekçesinde açıkladığı yazılı boşanma anlaşmasının 4. maddesi "dava bittikten sonra taraflar birbirlerinin aleyhine alacak, tazminat ve nafakası davası açmayacaklardır" metnini taşımaktadır. Anlaşma maddesinde; "nafaka ve tazminat" durumu ayrıca belirtildiğine göre; buradaki "alacak" ifadesi; mal rejiminin tasfiyesi, kişisel mal varlığının aidiyetine ilişkin bir anlaşma olarak kabul edilmeli; hüküm bu şekilde anlaşılmalıdır. Açıkladığım nedenlerle; davacı anlaşmalı boşanmanın eki haline getirilen yazılı boşanma anlaşmasıyla boşanmanın eki niteliğinde olmayan malvarlığına ilişkin alacak talebinin bulunmadığını kabul etmiştir. Davacı bu kabulüyle bağlıdır....
Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi gereğince boşanmalarına karar verilse dahi davacının anlaşmalı boşanma hükmünü gerçekleşen anlaşmaya rağmen temyiz etmesi davadan açıkça feragat etmedikçe anlaşmalı boşanma yönündeki iradesinden rücu niteliğinde olup, bu halde anlaşmalı boşanma davasının "çekişmeli boşanma" (TMK m. 166/1-2) olarak görülmesi gerekir. Açıklanan sebeple usulüne uygun şekilde gösterilen deliller toplanarak boşanma davasının çekişmeli boşanma davası olarak sürdürülüp gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 25.06.2018 (Pzt.)...


