WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının herhangi bir alacak hakkı bulunmadığını, boşanma davasında taraflar maddî manevî tazminat, her türlü nafaka, katkı payı, katılma alacağı ve eşya talep etmediklerinden bu konularda karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, davacının, boşanma davasında 14.04.2011 tarihli celsede beyanı ile katkı payı, katılma alacağı haklarından vazgeçtiğini ve beyanlarını ibra ettiğini bu beyanın mahkeme içi ikrar olup kesin delil niteliğinde bulunduğunu, davacının bu davayı açmasının hakkın kötüye kullanılması anlamına geldiğini, anlaşmalı boşanma kararı verildikten sonra hükmün kesinleşmesine kadar anlaşmalı boşanma iradesinden dönülmediğini, dava konusu taşınmazın müvekkili tarafından alındığını, çekilen kredilerin tamamının müvekkili tarafından ödendiğini, davacının herhangi bir hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III....

Somut olayda; Tarafların anlaşmalı olarak boşandıkları, taraflar arasında boşanma protokolü bulunduğu, protokole aykırılıktan icra takibi yapıldığı anlaşılmıştır. Protokoldeki düzenlemelere uymamaktan kaynaklanan ihtilaflar Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde çözümleneceğinden uyuşmazlığın Kadıköy 5. Asliye Hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK.’nın 21., 22. ve 23. maddeleri gereğince Kadıköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 26/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Tarih ve numarası yukarıda yazılı hükmün incelenmesi sırasında Özel Daireler arasında meydana gelen görev uyuşmazlığının giderilmesi istenilmekle, 2797 sayılı Yasa uyarınca toplanan Başkanlar Kurulu'nca dairelerin görevsizlik kararlarıyla dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü: Dava, boşanma protokolüne dayalı tapu iptal ile tescil ve alacak istenilmesine ilişkindir. Uyuşmazlığın bu niteliği itibariyle hükmün temyiz inceleme görevi Yargıtay 1 Hukuk Dairesine aittir. SONUÇ:1. Hukuk Dairesinin görevsizlik kararının KALDIRILMASINA, dosyanın bu Daireye gönderilmesine, 28.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ -KARAR- Mahkeme kararındaki nitelendirmeye göre dava, boşanma protokolüne dayalı tapu iptali ve tescil ile alacak istemine ilişkindir. Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 09.02.2012 tarih ve 1 sayılı kararı ile aynen kabul edilen ve Resmi Gazetede yayımlanarak 01.03.2012 tarihinde yürürlüğe giren hukuk dairelerine ilişkin işbölümü uyarınca temyiz incelemesi Yargıtay 2.Hukuk Dairesine ait bulunmaktadır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, dosyanın ilgisi yönünden 2.Hukuk Dairesi Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,14.1.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Alacak K A R A R Taraflar arasındaki uyuşmazlık boşanma protokolüne dayalı tazminat isteğine ilişkin bulunduğuna göre, Yargıtay Başkanlar Kurulu'nun 27.12.2013 tarih 38 sayılı Kararı ile hazırlanıp, Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 24.01.2014 tarih 1 nolu Kararı ile kabul edilen ve 29.01.2014 tarih 28897 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Hukuk Daireleri'ne ilişkin iş bölümü uyarınca, hükme yöneltilen temyiz itirazlarının incelenmesi Yargıtay (2.) Hukuk Dairesi'nin görevi cümlesinden bulunmakla, gereği için dosyanın anılan Daire Başkanlığı'na GÖNDERİLMESİNE, 08.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen 23.05.2016 tarihli tavzih kararı temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Erkeğin açtığı davada mahkemece Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca verilen anlaşmalı boşanma kararı taraflarca temyiz hakkından feragat edilerek kesinleşmiş, boşanma protokolüne uygun olarak velayeti anneye bırakılan müşterek çocuk ile baba arasında düzenlenen kişisel ilişki davalı kadının talebi üzerine mahkemenin 23.05.2016 tarihli tavzih kararıyla değiştirilmiştir. Tavzih, tavzih talep edilen dilekçeyle tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir....

Mahkemece, davalının taşınmazları eski eşi ... ... ile aralarında görülen boşanma davasındaki protokol uyarınca kullandığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişmeli 1877, 1878 ve 954 parsel sayılı taşınmazları davacı ...'in 27.03.2006 tarihli akitle davalı ...'ten satın almak suretiyle malik olduğu, ... ... tarafından eski eşi davalı ... aleyhine açılan İmamaoğlu Aile Mahkemesinin 2007/27 E. 2007/69 K. Sayılı boşanma davasında ... ve ...'in anlaşmalı boşanmalarına ve bu kişilerin imzalarını taşıyan 22.5.2007 tarihli protokolün boşanma ilamının eki sayılmasına karar verildiği, bu protokol hükümlerine göre, dava konusu taşınmazları ölünceye kadar ...'in kullanacağının düzenleme altına alındığı ve boşanma ilamının temyiz edilmeyerek kesinleştiği, daha sonra davacı ... ile dava dışı ...'in evlendikleri, davacının eşi ile davalı arasındaki protokol uyarınca taşınmazların davalı tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır....

Görüldüğü üzere anlaşmalı boşanma ancak tarafların (=kadın ve erkek) anlaşması ile olanaklıdır. O halde mahkeme kararında eşlerin "davacı-davalı" biçiminde gösterilmeleri uygun olacaktır... ..., Öğreti ve Uygulamada Boşanma, Tazminat, Nafaka, Yetkin Yayınevi, ... 2000, Kısaltma:...-Boşanma, s. 122) Nitekim Dairem eşlerin anlaşmasına dayalı boşanma davalarında bir bakıma “iki davacı ve iki davalı” olduğu görüşünü sergilemiştir. (Y2HD, 15.3.1990, 11382-2844, GENÇCAN-Boşanma, s. 680-682) Anlaşmalı boşanma ancak “tarafların” (=kadın ve erkek) anlaşması ile oluşabildiğine göre hem kadın hem erkek davadan feragat edebilir. Düzenlemenin bir tarafına davadan feragat hakkı verilirken bir tarafına davadan feragat hakkı verilmemesi; - Anlaşmalı boşanma davasının mahiyeti, - Kadın erkek eşitliği ile bağdaşmaz....

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından 26.02.2016 tarihli tavzih kararı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı kadının açtığı davada mahkemece Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca verilen anlaşmalı boşanma kararı taraflarca temyiz hakkından feragat edilerek kesinleşmiştir. Davalı erkek hükmün yoksulluk nafakasına ilişkin 5. bendinde 05.05.2009 tarihli anlaşma protokolüne aykırı hüküm kurulduğu gerekçesiyle tavzih talep etmiş, mahkemece tavzih talebi kabul edilerek kesinleşen boşanma kararının 5.maddesinde davalının talebi doğrultusunda tavzih kararı verilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 305. maddesi uyarınca hüküm, yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, tavzih yoluna başvurulabilir....

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar cevap dilekçesinde kadının bu davada taraf ehliyetinin olmadığı iddia edilmişse de boşanma anlaşmasının tarafı olan davacı kadının, bu anlaşmaya çocukları yararına koydurduğu edimin ifasını isteyebileceği, bu yöndeki itirazın yerinde olmadığı, davacı kadın tarafından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un (6098 sayılı Kanun) 113 üncü maddesine dayalı edimin ifasına izin verilmesi davası açılmadan ilamsız icra takibi başlatıldığı, 6098 sayılı Kanun'un 113 üncü maddesine dayalı dava açılmadan, bu dava kapsamında değerlendirme yapılmadan, bu davaya ilişkin hüküm verilmeden davacı tarafın boşanma protokolüne dayalı ihtarname gönderdikten sonra para borcuna yönelik ilamsız icra takibi yapmasının mümkün olmadığı, taraflar arasında düzenlenen boşanma anlaşmasında davalının yüklendiği borcun bir yapma borcu niteliğinde olduğu, yapma borcunun, borçlu tarafından ifa edilmediği takdirde alacaklının...

UYAP Entegrasyonu