Aile Mahkemesi'nin 26.06.2013 tarihli 2013/355-426 E/K sayılı 10.09.2013 tarihinde kesinleşen ilamı ile boşanmanın mali sonuçları konusunda anlaşmak suretiyle anlaşmalı (TMK m.166/3) olarak boşanmışlar ve anlaşmalı boşanma davasının niteliği gereği kusur konusunda bir belirleme yapılmamıştır. Anlaşma doğrultusunda, velayet, kişisel ilişki, nafakalar ve tazminatlar konusunda hüküm kurulmuştur. Davacı kadın temyiz konusu dava ile 28.11.2013 tarihinde Türk Medeni Kanunu'nun 174/2 maddesine dayalı manevi tazminat ve Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesine dayalı yoksulluk nafakası talebinde bulunmuştur. Anlaşmalı boşanma kararı kesinleştikten sonra artık boşanmanın mali sonuçları hakkında istekte bulunulamayacağı gibi kesinleşme tarihi öncesinde açılan fer'i isteklere ilişkin davalar da konusuz kalır. Bu nedenle davacı kadının yoksulluk nafakası ve manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekirken kabulü doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir....
Davalı, davacının askerliğinin geçici bir durum olduğunu,boşanma davası sonuçlandıktan sonra askere giden davacının askerliğinin bitmek üzere olduğunu, kaldı ki askere gideceğini bile bile 1.000,00 TL ödeyeceğini belirten anlaşmalı boşanma protokolüne imza atmasının da davacının kötü niyetini gösterdiğini, davacının maddi durumunun iyi olduğunu, üzerine kayıtlı kilit taşı fabrikası olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir....
İstinaf Sebepleri Davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların anlaşmalı olarak boşandıkları, anlaşmalı boşanma protokolünde ve Mahkeme huzurunda verdikleri beyanlarda mal rejiminden kaynaklanan alacak talepleri olmadığını beyan ettikleri, bu beyanlarına hükmede geçirildiği ve kararın bu hali ile kesinleştiği, davacı erkeğin mal rejiminden kaynaklanan alacaklarından feragat ettiği, İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinin hatalı olduğu, boşanma dava dosyasının bu dava dosyası açısından kesin delil olduğu, bu hususa hesap bilirkişisi tarafından da değinildiği, davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün tamamı yönünden istinaf kanun yoluna başvurmuştur. C....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil Mahkeme tarafından yapılan nitelendirmeden de anlaşıldığı üzere taraflar arasındaki uyuşmazlık, boşanma protokolüne dayanılarak açılan alacak isteğine ilişkin bulunduğuna göre, Yargıtay Kanunu 14. maddesi uyarınca Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu'nun 19.01.2015 tarih 2015/8 sayılı Kararı ile hazırlanıp, 22.01.2015 tarihli ve 29244 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren hukuk dairelerine ilişkin iş bölümü uyarınca, hükme yöneltilen temyiz itirazlarının incelenmesi Yargıtay (2.) Hukuk Dairesi'nin görevine girmektedir. 11 Nisan 2015 tarihi itibariyle Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6644 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 2797 sayılı Kanun'un 60. maddesinin 1. ve 3. fıkraları uyarınca dosyanın görevli daireyi belirlemek üzere HUKUK İŞBÖLÜMÜ İNCELEME KURULU'NA GÖNDERİLMESİNE, 02.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, taraflar arasında görülen boşanma davasının yapılan yargılaması sırasında, tarafların alınan beyanlarının katkı payı alacağından feragat niteliğinde olduğu, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteminin boşanmanın fer'îsi niteliğine olmadığı ve anlaşmalı boşanma davasında taraflarca düzenlenen protokolde mal rejiminden kaynaklanan alacak hakkından feragat edildiğinin açıkça, kayıtsız, şartsız düzenlenmesi gerektiği, davacı kadının katılma alacağı hakkından feragat etmediği, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilerek; hükmün tamamı yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur. C....
Anlaşmalı boşanma davalarında “boşanmanın malî sonuçları” hakkında alınan beyan eşler arasındaki diğer alacakları (=Örneğin; Eşya, Değer Artış Payı Alacağı Davası, Katılma Alacağı vb.) kapsamaz. Bu sebeplerle değerli çoğunluğun “farklı görüşüne” katılmıyorum....
ın oğlu ... ile evli olduğunu, ancak boşanma aşamasında olduklarını, anlaşmalı boşanma için mahkemeye sunmak üzere hazırladıkları protokole göre davalının oğlu ...'ın duruşma tarihine kadar, tazminat olarak müvekkili ...'a 300.000 TL ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt ettiğini ve karşılığında da boşanma davasının kesinleşmesinin akabinde iade edilmek üzere 300.000 TL bedelli, boşanma protokolü ile aynı gün 25/05/2023 düzenleme tarihli, 30.06.2023 ödeme tarihli bonoyu teminat olarak verdiğini, porokol gereği davalının oğlunun söz konusu bonoyu ciro etme hakkı bulunmadığını, ancak davalının oğlu olan ...'...
Dairemizin 04.02.2020 tarihli kararı ile; dosyadaki yazılara ve Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan görevsizlik kararının onanmasına karar verilmiştir. 5.İlk Derece Mahkemesinin (Asliye Hukuk Mahkemesi) yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verildiği, davaya konu taraflar arasında düzenlenen 21.05.2004 tarihli protokolün boşanma kararında hükme geçirilmediği gibi bu protokolün uygun bulunduğuna dair bir belirlemenin hükümde yer almadığının görüldüğü, bu haliyle boşanma ilamında hükme geçirilmeyen yada uygun bulunduğu belirtilmeyen protokolün geçerli olmadığı ve sonuç doğurmayacağı gerekçesiyle protokole dayalı açılan davanın reddine, kaldı ki evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava haklarının, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzeriden bir yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı, boşanma kararının...
Yerel mahkemece, her ne kadar bozma kararında taraflar arasında daha önce açılan boşanma davasının anlaşmalı boşanma olarak görüldüğü ifade edilmiş ise de anlaşmalı boşanma için tarafların boşanmanın feri niteliğinde olan nafaka, maddi manevi tazminat ve mal rejimleri ile ilgili tüm konularda anlaşmış olmaları ve bu iradelerini mahkeme huzurunda tutanağa geçirmeleri gerektiği, tarafların ise önceki dosyada nafaka dışında maddi ve manevi tazminat konusunda herhangi bir beyanda bulunmadığı, bu sebeple anlaşmalı boşanmanın şartlarının olmadığı, ayrıca boşanma davası değerlendirilirken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 308. maddesinde düzenlenen davaya son veren davanın kabulü müessesesinin de incelenmesi gerektiği, TMK’nın 184/l. bendinde “Hâkimin boşanma davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamayacağı" ve TMK'nın 184/3. bendinde "boşanma davalarında tarafların her türlü ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı” düzenlemeleri gereği...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Edirne Aile Mahkemesi TARİHİ :13.03.2014 NUMARASI :Esas no: 2013/177 Karar no:2014/142 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı tarafından yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1- Davacı tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK.md. 166/1) sebebine dayalı olarak açılan davada mahkemece, tarafların boşanma ve mali sonuçları yönünden anlaştıkları, anlaşmalı boşanma koşullarının oluştuğu gerekçe gösterilerek Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi gereğince boşanmalarına karar verilmiştir. Ancak, davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş, bizzat mahkeme huzurunda hazır bulunarak boşanma ve sonuçları hakkında bir irade açıklamasında bulunmamıştır. Vekaletnamesinde özel yetki bulunsa bile vekilin beyanı sonuç doğurmaz....


