WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

Mahkemece; taşınmazın aile konutu olduğunun tespitine ve davalı (koca)’ya ait 1/2 pay üzerine aile konutu şerhi konulmasına karar verilmiştir. Davalının, paylı mülkiyete tabi bu taşınmaz hakkında paydaşlığın sona erdirilmesine yönelik olarak ortaklığın giderilmesi davası açtığı, bu davanın derdest olduğu anlaşılmaktadır. Paylı mülkiyete tabi bir taşınmazda, kural olarak paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahiptir.(TMK. m, 688/3) Aile konutu şerhi; malın kullanım amacıyla ilgili olup, temlik hakkını yasaklayıcı değil, tasarruf yetkisini kısıtlayıcı niteliktedir.(TMK. m. 194 ve 1010) Taşınmazın özgülendiği bu amaç değiştirilmedikçe veya sona ermedikçe, şerhin varlığı, yasal olarak paydaşlardan her birinin paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğünün varlığına delalet eder. Dolayısıyla, paydaşlardan birinin bu taşınmaz hakkında paylaşmayı istemesine mani olur....

Şirketinin taşınmazın aile konutu olduğunu bildiği ve kötü niyetli olduğu davacı tarafından ispat edilmediği gibi davalı şirketin ipoteği temlik alırken taşınmazın aile konutu olduğunun araştırma gibi bir yükümlülüğü de bulunmadığı, ayrıca davacının taşınmaz üzerinde ayni hak sahibi olmadığı üçüncü kişi yararına oluşan ipoteğin iptalini de isteme hakkı bulunmadığından; davacının davasının reddine karar vermiş, davacının temyizi üzerine, Dairemizin 13.04.2016 gün, 2015/26704 esas ve 2016/8059 karar sayılı ilamıyla yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194/1. maddesine göre, "Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu şerhi “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki fiil ehliyetleri sınırlandırılmıştır....

den kambiyo senedine dayalı alacağının olduğu ve taşınmazın aile konutu olduğunun ispatlanamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 194/1. maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Türk Medeni Kanunu madde 194 hükmü ile eşlerin fiil ehliyetine getirilen sınırlama aile konutuna şerhin konulması ya da konulmaması koşuluna bağlanmadığı gibi işlem tarafı olan üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmamasının da herhangi bir önemi bulunmamaktadır (HGK. nun 15.04.2015 tarih E.2013/2-2056-K.2015/1201 sayılı kararı). Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, “emredici” niteliktedir. Dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamaz ve açık rıza ancak “belirli olan" bir işlem için verilebilir....

TMK'nun 194/.... maddesinde eşlerden biri, diğer eşinin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Aile konutu; eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdiği acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı, anılarla dolu bir alandır. Şikayetçinin tahliyeye konu aile konutu olduğunun tespitine yönelik açılmış bir dava ve aile mahkemesince bir belirlemenin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, sonucuna göre gerektiğinde şikayetçiye, tahliyesi istenen taşınmazın aile konutu olduğunu ispata yönelik olarak aile mahkemesine dava açma yetkisi verilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Bu ilkeler emsal nitelikteki HGK'nun ........2005 tarih, ...-676-600 sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Şikayete konu taşınmazın aile konutu olması halinde, borçlu kiracının eşi olan şikayetçi, taşınmazdan zorla çıkarılamaz....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Aile Konutu Üzerindeki İpoteğin Kaldırılması ve Tapu Kütüğüne Şerh Konulması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava konusu taşınmazın "aile konutu" olduğu, hak sahibi olan koca tarafından davacı eşin açık rızası alınmadan davalı ... lehine 22.08.2008 tarihinde ipotek tesis ettirildiği yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Davalı şirket taşınmazın tapu kütüğünde "aile konutu" olduğuna ilişkin şerh bulunmadığını, iyiniyetli olduklarını ileri sürmüştür. Davalı şirket 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi tacirdir (m.124 vd.). Her tacir ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli hareket etmekle yükümlüdür (e. TTK m. 20/2, 6102 s. TTK m. 18/2)....

nın taraf ehliyetinin bulunmadığını, diğer davacı ... yönünden yapılan incelemede ise davalı ... adına kayıtlı aile konutu olan taşınmaza, davalı kocanın kendisinin çektiği ticari kredinin teminatı olarak davalı bankaya 27.09.2011 tarihinde ipotek verdiği, taşınmazın ipoteğin verildiği tarih itibariyle aile konutu olduğu dosyadaki delillere göre sabit olup; davalı bankanın da taşınmazın aile konutu olmadığı yönündeki karşı iddiasının bulunmadığı, taşınmaza ipotek konulurken davacı eşin açık rızasının olduğuna dair kayıt ve belge bulunmadığı, taşınmaza ipotek konurken ipotek tescil talep belgesi ve tapu kayıt belgelerinde taşınmazın mesken olduğunun açık olduğu ayrıca buradaki davalı malik adresi ile kredi sözleşmesindeki adresin aynı adres olduğu, taşınmazın mesken olduğunun ipotek işlemleri sırasında da davalı bankaca bilindiği anlaşılmakla, davalı bankanın 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesinde geçen rızayı almadığı gibi basiretli tacir gibi davranıp taşınmazın aile konutu olup olmadığnı...

ın müvekkilinin haberi olmadan dava dışı şirketin borçları için aile konutu üzerine davalı banka lehine ipotek tesis ettiğini, müvekkilinin durumu yeni öğrendiğini, davalı bankanın iyiniyetli olmadığını belirterek taşınmaz üzerine aile konutu şerhi konulmasını ve ipoteğin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı banka vekili, taşınmazın aile konutu olmadığını, buna ilişkin şerhin tapuda bulunmadığını, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı H.. O.. yargılamaya katılmamıştır. Mahkemece, toplanan delillere göre, taşınmaz üzerinde aile konutu olduğuna ilişkin şerh bulunmadığı, davanın ipotek tesisinden 6 yıl sonra açıldığı, bankanın kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından, tedbir nafakası ve reddedilen aile konutu şerhi talebi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı erkek dava dilekçesi ile aile konutu şerhi talebinde bulunmuş, mahkemece davacı erkeğin bu talebi reddedilmiş ise de; Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, tarafların fiili ayrılık dönemi öncesinde bu konutta oturdukları ve bu konutun aile konutu olduğu Türk Medeni Kanununun 194'ncü maddesinin üçüncü fıkrasında, 06.02.2014 tarihli 6518 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eşin, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini, tapu müdürlüğünden isteyebileceğinin kabul edildiği, anılan yasal değişiklikten sonra, tapu müdürlüğünün, talebi hukuken veya fiilen yerine getirmediği belgelendirilmedikçe...

Tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmasa dahi aile konutuna ilişkin olarak; eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutuyla ilgili kira sözleşmesini feshedemeyecek, aile konutunu devredemeyecek ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacaktır. Malik olmayan eşin izni için şekil şartı bulunmamakla birlikte, iznin açık olması gerekmektedir. Açık rızanın varlığını ispat yükü ise aile konutu ile ilgili tasarrufta bulunana aittir. Öte yandan; 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesinde öngörülen sınırlandırma, taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhi konulduğu için değil, konut aile konutu vasfı taşıdığı için getirilmiştir. Bu sebeple taşınmazın tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmasa bile o konut aile konutu özelliğini taşır....

Dava, aile konutunun malik olmayan eşin rızası alınmadan davalılardan ...’a satıldığından bahisle Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi gereğince, davalılardan ... adına olan tapu kaydının iptali ile eski malik olan diğer davalı eş ... adına tapuya tescili ve taşınmaz üzerine aile konutu şerhi konulması istemine ilişkindir. Türk Medeni Kanunu'nun madde 193. hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte Türk Medeni Kanunu'nun 194. madde hükmü ile eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, "Aile birliğinin korunması" amacıyla sınırlandırılmıştır. Buna göre, eşlerden biri diğer eşin "Açık rızası bulunmadıkça” aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz....

UYAP Entegrasyonu