Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, alacak miktarının ... belirlenip belirlenmediği, kişisel mal denkleştirmesinin ... yapılıp yapılmadığı, değer artış payı alacağının bulunup bulunmadığı ve bu hususların ispatı, vekâlet ücretinin ... belirlenip belirlenmediği, aile konutu üzerinde mülkiyet hakkı tanınmasının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Dava, ölüme bağlı mal rejiminin tasfiyesi ile 4721 sayılı Kanun'un 240 nci maddesine göre aile konutu üzerinde mülkiyet hakkı tanınması, değer artış payı ve katılma alacağı istemine ilişkindir. 2....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : TMK 240/3'e Dayalı Tapu İptali ve Tescil ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki TMK 240/3'e dayalı tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Aile Mahkemesi'nden verilen ... sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan ... ve davalılar ... ve müşterekleri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı ... vekili, müvekkili ile muris ...'nın 1996'da evlediklerini, ...'nın 2012'de vefat ettiğini, evlilik birliği içerisinde 2 nolu bağımsız bölüm ile bir adet araç edinilerek muris adına tescil edildiğini, 2 no'lu bağımsız bölümün aile konutu olduğunu açıklayarak sağ kalan eş davacının katılma alacağı hesap edilerek TMK 240. maddesine göre katılma alacağına mahsuben, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle aile konutu ve ev eşyaları üzerinde mülkiyet hakkı tanınması ve eski tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.10.2009 gününde verilen dilekçe ile aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi talebi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.09.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, muris ...'nın 09.09.2008 tarihinde vefat ettiğini, murise ait tereke malları arasında bulunan birlikte yaşadıkları 1582 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki 3 No'lu bağımsız bölümün aile konutu olduğunu miras hakkına mahsuben davacıya 3 No'lu bağımsız bölüm üzerinde mülkiyet hakkı tanınmasını istemiştir....
Davacı vekili 13.02.2015 tarihli ıslah dilekçesinde; 116 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan aile konutunun tamamıyla müvekkilinin geliri ile edinildiğini ileri sürerek, taşınmazın mülkiyetinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 652 nci ve 240 ıncı maddelerine uyarınca alacağına mahsuben müvekkili adına tescilini, mümkün olmaması halinde intifa veya oturma hakkı tanınmasını, aile konutu şerhi konulmasını, mümkün olmaması halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. 3. Davacı vekili 09.05.2017 tarihli 16 nolu celsede; mülkiyet yönünden harcı yatırmadıklarını, bu nedenle sadece miras hakkına mahsuben oturma (intifa) hakkı tanınmasını talep ettiklerini beyan etmiştir. II. CEVAP 1....
Davacının ikinci kademedeki istemi mal rejimi sözleşmesi gereğince aile konutunun sağ kalan davacı eşe özgülenmesi istemine yöneliktir. Eşlerin birinin ölümü halinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa, sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. (TMK. m. 652/1) Türk Medeni Kanununun 652. maddesine dayanan isteklerde görevli mahkeme, paylaşma isteklerindeki görev kurallarına göre belirlenmelidir. Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh hukuk mahkemesinden isteyebilir. Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ait davalarda sulh hukuk mahkemesi görevlidir....
Tıpkı malik olmayan ve aile konutu şerhi verdiren eşin “öldüğü” tarihte hem aile konutu niteliğinin kendiliğinden kaybı ile şerhin “ölüm tarihi” itibarıyla kendiliğinden yolsuz hale gelmesi gibi. Boşanma kararı da ölüm, gaiplik ve hükümsüzlük gibi evliliği sonlandıran sebeplerden olmakla evlilik birliğinin sona ermesi sebebiyle aile konutu şerhinin “kaldırılması” istenebilir. (GENÇCAN-Boşanma-2, s. 571) Ancak aile konutu şerhinin kaldırılması istemi “mahkemeye” değil de ilgili “Tapu Sicil Müdürlüğüne” malik olan eş tarafından yapılabilir/yapılmalıdır. Tapu Sicil Müdürlüğü malik olan eşin talebi halinde terkin işlemi yapmak “zorunda” iken aile konutu maliki olan eşe terkini sağlamak için gereksiz yere bir de “dava açma” külfeti yüklenemez....
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. 4721 sayılı TMK'nun 652. maddesine göre; eşlerden birisinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir. Mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve alt soyundan birinin aynı meslek ve sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde, sağ kalan eş bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır ve aynı yasanın 658. maddesi ile; mirasçılar özgülenme değerinde uyuşamazlarsa, bu değer sulh hâkimi tarafından belirlenir hükümleri düzenlenmiştir....
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalı eş ile davalı banka arasında yapılan kredi sözleşmesinde davacı eşin imzasının olmadığı, banka tarafından ipotek konusu evin aile konutu olup olmadığına ilişkin bir araştırma yapılmadığı, ancak evin aile konutu olduğunun tanık beyanlarıyla anlaşıldığı ve aile konutu olarak kullanılan bir evin satılmasından kaynaklı zarardan sorumlu olacakları gerekçesiyle davanın kabulü ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili, davalı olmadığı için aleyhinde hüküm kurulmayacağı yönünden tavzih talebinde bulunmuş, mahkemece tavzih talebi reddedilmiştir. Asıl kararı ve tavzih talebinin reddi kararını, davalı ......
Sözü edilen hükümle sadece borçlu eşe ödeme kolaylığı sağlanmıştır. Davalı ... 25.3.2010 tarihli 1 nolu yargılama oturumunda imzalı beyanında davayı kabul ettiğini bildirdiğine göre, bu kişiye ait tapu payı gözönünde bulundurularak iptal ve tescil isteği hakkında kabul kararının verilmesi gerekirken reddi doğru olmamıştır. TMK.nun 186.maddesine göre, eşler birlikte anlaşarak ve hareket ederek, belirledikleri bir evde oturmayı kabul etmişlerse, bu yere ortak konut denir. TMK.nun 194.maddesinin gerekçesinde belirtildiği gibi, aile konutu eşlerin ve varsa çocuklarının bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına bu yere göre yön verdiği, acı tatlı günlerini geçirdiği anılarla dolu alandır. TMK.nun 240.maddesi uyarınca; sağ eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklemek suretiyle mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir....
'ne kiralandığına dair sözleşme örneği de dosya arasına girdiği, ilgili sözleşme incelendiğinde, kiralananın bedelinin dahi davacı eşe ve İnci Özdilek isimli dava dışı kişiye ödeneceğinin kararlaştırıldığı sözleşmenin tarihi 05.09.2018 tarihi olduğu ve ipotek hakkı tesisinden sonra olduğu, dosya kapsamı kül halinde değerlendirildiğinde; dava konusu taşınmazın aile konutu niteliğinin ispatlanamadığı, zira ticari faaliyetin gereği olarak birçok sınırlamaya tabi tutulduğu (ipotek hakkı, kira sözleşmesi) görüldüğü, her ne kadar kanuni düzenlemede ipotek tesisi için eşin açık muvafakati alınması gerektiği ihdas edilmiş ise de, açıklanan şekilde birçok sınırlamaya tabi tutulan taşınmaz üzerindeki ipoteğin aile konutu iddiasıyla kaldırılması talebi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 2 ncı maddesindeki dürüstlük ilkesiyle bağdaşmadığı, zira davacı eş, ipoteğin tesisinden sonraki bir zaman diliminde, taşınmazın kiralanmasından haberdar olduğu ve dahi kira bedelinin kendisine ödeneceğini...


