WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/1013 E. sayılı dosyası ile adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile tasfiye bakiyesinin ödenmesine ilişkin dava dosyasının derdest olduğunu belirterek derdestlik itirazında bulunarak davanın usulden reddini, olmadığı takdirde davanın hukuki dayanağının bulunmadığını, protokolde hesap hatalarının bulunduğunu, alacağın muaccel olmadığını beyan ederek davanın esastan reddini talep etmiştir. Mahkemece, ''...davacı vekili mahkememizde işbu alacak davasını açmışsa da, aynı taraflar arasında aynı mahiyetteki davanın ....Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülerek davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini bu kararın da temyiz edilmekle halen Yargıtay'da bulunduğunu beyan ederek, derdestlik ilk itirazında bulunmuştur. Adı geçen dosya celbedilerek incelendiğinde ....Anadolu 1....

karşı tüm yükümlülüklerini yerine getirdiklerinden ve dolayısıyla ortaklığın tasfiye edilmiş olduğundan bahsedilemeyeceğini, ortakların birbirlerine karşı paylaşımdan doğan borçları bulunduğunu, paylaşımla birlikte ortaklığın konusunun ve amacının kalmadığı ve böylece sona erdiği, ancak ortaklar arasındaki borçların ve dolayısıyla ortaklığın tasfiye edilmediği, paylaşım protokolünde bu yönde herhangi bir hüküm bulunmadığının ortada olduğundan, ortaklık hesaplarına göre ortaklar arasındaki borçlar belirlenerek tasfiyeye karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,dava dilekçesinde iki ayrı talep bulunduğunu, taleplerden birincisi adi ortaklığın tasfiyesi, ikincisi ise ortaklar arasındaki alacak ve borçlarının tespiti olmakla,karara esas alınan bilirkişi raporunda; adi ortaklık hesabında davalı ... davacıya 2.743.308,69.TL, diğer davalıya ise 2.904.848,39.TL borçlu olduğunun tespit edildiği,adi ortaklığın tasfiyesi yönündeki talep...

Yine tarafların iddia ve savunmalarından ve dosya kapsamından eldeki dava ile adi ortaklığın fesih ve tasfiyesinin de istenildiğinin kabulü zorunludur. Bu nedenle, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesinin de BK. 538. maddesi uyarınca yapılması gerekir. Anılan yasa hükmünde belirtildiği üzere; tasfiye, bütün hesapların görülüp otaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması, yada satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de gözetilerek, tasfiyenin BK 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir. Tasfiye için öncelikle yönetici ortaktan hesap istenmesi, tayin edilecek süre içinde hesap listesi verilmemesi halinde yönetici ortağın hesap listesi vermekten kaçındığı kabul edilerek buna göre tasfiyenin yapılması gerekir....

Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaisalı Asliye Hukuk Mahkemesi 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun (2797 sayılı Kanun) 40. ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18. maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; dava konusu uyuşmazlığın niteliği ve temyizin kapsamının, adi ortaklığın tespiti, fesih ve tasfiyesi istemlerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay Büyük Genel Kurulunun dairelerin iş bölümüne ilişkin 18.01.2024 tarihli ve 2024/1 sayılı kararı uyarınca dosyayı inceleme görevi Yargıtay (3). Hukuk Dairesine ait olduğundan, 2797 sayılı Kanun’un 60/3. hükmü uyarınca gerekli inceleme yapılmak üzere dosyanın ilgili daireye gönderilmesine karar vermek gerekir. KARAR Açıklanan sebeple; Dosyanın YARGITAY (3). HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 28.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....

Mahkemece, adi ortaklığın önceki davanın kesinleşme tarihi itibariyle feshinin gerçekleşeceğinin benimsenmesiyle, bu dava ek dava olarak yorumlanmış ve davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, davalıya karşı 06/01/1998 tarihinde Şişli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/154 esasında ( eski no: 1998/9) görülen dava ile adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi iradesini ortaya koymuştur. Nitekim mahkemece de bu tarih esas alınmak suretiyle ortaklığın feshi ve tasfiyesine karar verilmiş olup verilen karar da Yargıtay incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşmiştir. Davacı 06/01/1998 tarihi itibariyle davalı tarafla aralarındaki sözleşmenin feshini istediğine göre ve böylece sözleşmeden döndüğüne göre artık aynı sözleşme hükümlerine dayanarak bu tarihten sonraki kar payı alacağı yönünden talepte bulunamaz....

Görüldüğü üzere vefat nedeniyle boşalan yönetim kurulu üyeliğine ilk genel kurula kadar görev yapmak ve ilk genel kurulun onayına sunulmak üzere yönetim kurulu üyesi seçimi yapılmıştır. Kararın TTK'nun 363. Maddesinde belirlenen usule uygun olarak yönetim kurulu üye boşluğunun geçici olarak doldurulması amacıyla alındığı anlaşılmaktadır. UYAP üzerinden dosyamıza celp edilen Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında, davacı tarafça, iş bu dosyada bahsi geçen adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi dava edilmiştir. Söz konusu davada, davalı şirket ve şirketin vefat eden yöneticisi ...'ın adi ortaklığa ve dolayısıyla davacıya yönelik zarar verici bazı işlemlerden söz edilerek, bu durum, fesih ve tasfiyenin haklı sebebi olarak gösterilmiştir. Bu itibarla, dava konusu yönetim kurulu kararının, TTK'nun 363....

Esas sayılı dosyasında, davacı tarafça, iş bu dosyada bahsi geçen adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi dava edilmiştir. Söz konusu davada, davalı şirketin vefat eden yöneticisi ... adi ortaklığa ve dolayısıyla davacıya yönelik zarar verici bazı işlemlerden söz edilerek, bu durum, fesih ve tasfiyenin haklı sebebi olarak gösterilmiştir. Bu itibarla, dava konusu yönetim kurulu kararının, TTK'nun 363. Maddesinde belirlenen usule uygun olarak, yapılacak ilk genel kurulda yeni yönetim kurulu üyeleri ve görev dağılımları belirlenmek üzere, yönetim kurulu üye boşluğunun geçici olarak doldurulması amacına özgü olması, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ......

Diğer taraftan aynı madde gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki (6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak) iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, HMK'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; uyuşmazlık, taraflar arasında "...Adi Ortaklığı" ' nın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir....

Adi Ortaklığın yönetiminin müvekkili şirkete verilmesi ve süresi sonunda tasfiyesi edilmesini talep etme gereklerinin hasıl olduğunu, ayrıca davalı şirketin mevcut durumda adi ortaklığa ait tüm işlemleri müvekkil şirketten gizleyerek yapıyor olması, ilerleyen dönemde başka usulsüzlüklerin ortaya çıkmasının kuvvetle muhtemel olması nedenleriyle davalı şirketin yapmış olduğu usulsüzlüklerin üstünü örterek delilleri ortadan kaldırmaması ve adi ortaklığın ve müvekkilin daha fazla zarara uğratılmaması amacıyla adi ortaklığa ait tüm ticari defter ve kayıtların ihtiyati tedbir kapsamında mahkememiz dosyasına celbini talep ettiklerini belirterek öncelikle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile davalı şirketin Adi Ortaklığın yönetimi konusunda temsil ve ilzam dahil bütün yetkililerinin kaldırılarak tüm yetkinin müvekkil şirkete verilmesine, bu mümkün görülmezse tasfiye süreci tamamlanana kadar ortaklığın yönetimi için kayyım atanmasına, davalı şirketin ortaklığın zararına yaptığı ve yapmakta olduğu...

Mahkemece, Dairemizin 12.12.2005 tarihli bozma ilamına uyularak davanın kabulüne, taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesinin feshine, taraflar arasındaki ortaklığın sabş sureti ile tasfiyesine, tasfiye memuru atanmasına, ortaklığa konu aracın satış memuru tarafından değerinin tespiti ile satış işleminin yapılmasına, ortaklık borçlarının ödenmesinden sonra ba-kiyesinin hisseleri oranında taraflara ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece bozmadan sonraki yargılamada adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmiş ise de, bu haliyle adi ortalığın usulüne uygun tasfiye edildiğinden söz etmek mümkün değildir. Daha açık bir anlatım ile adi ortaklığın mahkemece bizzat tasfiyesinin yaptırılması gerekir. Bozma ilamı-mızda da belirtildiği üzere, ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir....

UYAP Entegrasyonu